Bugün okurlar yazıyor!

a
a
Pazar, 12 Eylül 2010 - 05:00

Bugün pazar diye değil, siyaset yasağı var diye hafif gidiyoruz. Ben aslında bayılmam ama kimileri böyle fıkra okumaya bayılıyor diye size ABD’den gelmiş bir fıkrayla başlayalım:

Kadınla erkek farkı!

“Bir kadın bütün gece eve gelmemiş. Ertesi sabah kocasına, gece bir kadın arkadaşında kaldığını söylemiş. Kocası, karısının en yakın 10 arkadaşını aramış ve hiçbiri karısının kendisinde kaldığını onaylamamış. Bir adam bütün gece eve gelmemiş. Ertesi sabah karısına, gece bir erkek arkadaşında kaldığını söylemiş. Karısı, kocasının en yakın 10 arkadaşını aramış ve 5’i kocasının kendisinde kaldığını onaylamış; diğer 5 tanesi ise kocasının hâlâ kendisiyle birlikte olduğunu iddia etmiş! Bayıldınız değil mi?

Teşekkürler Mine!

Hadi biraz ciddileşelim:

Bağcı kimi niye dövdü?

Biri Türk, biri Kürt, biri Ermeni üç arkadaş bir yaz günü yola çıkmış. Ermeni olan aynı zamanda papaz. Hava sıcak, bir süre sonra susuyorlar. Etrafta su yok ama bir bağ var. “İki salkım üzüm yiyelim de ağzımız ıslansın” diye bağa giriyorlar. Bağın sahibi bir Türk ama onu görememişler. “ Sahibi gelince kaç paraysa veririz” diyerek üzümleri yemeye başlıyorlar. Bu sırada bağın sahibi geliyor. Üç kişinin üzüm yediğini görüyor, bozuluyor ama üç kişiyle de başa çıkamayacağını düşünüyor, bakıyor, biri papaz. Diğerine bakıyor, artık nereden anladıysa Kürt. Öbürü de Türk. Dönüyor Ermeni’ye, bak bu adam Türk, yesin malımı, benim kanımdandır. Bu adam Kürt, din kardeşimdir, helal olsun. Sen niye yiyorsun üzümü? Bu laf üzerine Türk ve Kürt, sesini çıkarmıyor, bağcı papazı dövüyor! Bağcı bu kez Kürt’e dönüyor, Sana müslümansın dedik ama bu bağ sahipsiz değil. Bu adam Türk, kanımdandır, yediyse afiyet olsun. Sana ne oluyor?” Bu sefer Türk sesini çıkarmıyor, bağcı Kürt’ü dövüyor, saf dışı ediyor. Bağcı bu kez Türk’e dönüyor. “Tamam anladık, sen de Türksen, aynı kandanız, aynı dindeniz. Ama sahibi olmadan başkasının bağına girip, üzümü yenilir mi?” Ve başlıyor vurmaya! Türk yere yuvarlanırken Kürt’e dönüyor, “En baştan papazı dövdürtmeyecektik!” diyor.

(Teşekkürler Aziz Dede)

Mesele 3 çocuk mu? Mesele 3 inek yapmak!

Üç tarafı denizlerle çevrili olmasına rağmen çipurayı çiftlikte yetiştirmeyi başaran Türkiye, dünyanın en güzel meralarına sahipken, ineği de taa Uruguay’dan getirmeyi başardı. Yeterli ineğimiz yok çünkü. Koyun sayımız iyi. Öküz de getireceklerdi aslında. Şöyle bir baktılar etrafa. Ee, yeteri kadar var. Var ama hayvan başka şey hayvancılık başka! Bu Uruguay’dan önce Lugano gelmişti bize. Bonservisi 6.5 milyon Euro’ydu. 4 yılda ödenen para 14.5 milyon Euro. Uruguay ineklerinin tanesi 1.800 Euro. 18 bin tane gelecek, onlar da 14.5 milyon Euro. Hadi inek yetiştiremiyoruz. Bir tane Lugano yetiştirip Uruguay’a göndermeyi becerebilseydik, inekler bedavaya gelecekti. O nedenle Lugano’nun kaptan olduğu Uruguay milli takımı, Dünya Kupası’na katılıyor. Biz ise Uruguay ineklerinden mangal yapıp, kupayı televizyondan seyrediyoruz anca. Top çevirmeyi bırakıp kıyaslarsak.. Türkiye’nin nüfusu 72 milyon. Alt tarafı 110 milyon ineği var. Uruguay alt tarafı 13.5 milyon. 13 milyon ineği var. Netice itibariyle özet? Mesele 3 çocuk yapmak değil Yeğennn! Mesele üç inek yapmak...

(Teşekkürler Hüseyin Akpınar)

Referandum sonuçlarını değerlendirmek üzere 20.30’dan başlayarak TV8’de, 22.30’dan sonra da CNN Türk ekranındaki programlarda olacağım. Artık değerlendirecek ne kaldıysa! Henüz geç olmadan sizden tek ricam, lütfen gidip oyunuzu verin. Sonra konuşma hakkınız olmayacak!