Mehmet Ali Birand

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Bugün Paris'te, ateş ile dinamit buluşacak...

Çarşamba, 07 Nisan 2010 - 05:00

Fransız ve Türk diplomatlar heyecan içindeler. Kimi dua ediyor, kimi bahse giriyor. Nedeni de, Avrupa sahnesinin iki gladyatörünün bugün Paris’te karşı karşıya gelmesi... Biri (dinamit) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Erdoğan, diğeri (ateş) Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy. Fransa bu ziyaret çerçevesinde, Türkiye ile geçmişteki itişip kakışmaları geride bırakmayı ve yeni bir başlangıç yapmayı planlıyor.
Türkiye de bu ziyaretle ilişkilerin rayına oturmasını istiyor.
Ancak gelin görün ki, her iki ülkenin diplomatları korku içindeler. Nefeslerini tutmuş bekliyorlar. Nedeni de, her iki liderin ne zaman ne yapacakları veya ne diyeceklerinin bilinememesi, kontrol edilememesi.
Oysa, ortam son derece uygun...
Fransa, geçen bir yıl süresince, 80 kentte Türkiye konulu 600 gösteri düzenledi. Eyfel Kulesi kırmızı beyazlı Türk bayrağıyla ışıklandırıldı. Louvre Müzesi’ndeki Türkiye sergisini 3 milyon kişi dolaştı. Şimdiye kadar başka hiçbir ülkede Türkiye konulu böylesine başarılı bir kampanya yapılmadı. Paris, bu resmi devlet ziyareti sırasında Erdoğan’ın sırtını sıvazlamayı ve “Hadi gel yeniden başlayalım” demeyi arzuluyor.
Bunun için de, bir yıl içinde Cumhurbaşkanı Gül’ü resmi davetle konuk ettikten sonra, şimdi de Başbakan’ı yine devlet protokolü uygulayarak karşılayacak.
Tarihi Versailles Sarayı’nda, son derece kısıtlı bir çalışma yemeğinde Erdoğan ile Sarkozy ilişkileri gözden geçirecekler. Ya noktayı koyup, yeni bir başlangıç yapacaklar veya işler daha da zorlaşacak. Diplomatlar risk almak istemiyorlar. Bundan dolayı da, ne ortak basın toplantısı var, ne de medya ile farklı karşılaşma. Ancak her iki liderin de ağzını kapatamayacakları için, sonrasını merakla bekliyorlar. İşin zor yanı, her iki ülkenin medyası diğer ülke lideri hakkında ön yargılı.
Erdoğan’ın Fransız basınındaki imajı hiç iyi değil. İran konusundaki yaklaşımı, İsrail’i sürekli eleştirmesi, Ermeni kaçak işçiler hakkındaki sözleri ve laiklik ile ilgili kuşkular, Erdoğan hakkındaki eleştirilerin artmasına yol açmış durumda.
Sarkozy’nin Türk basınındaki imajını zaten anlatmama gerek yok.
İşte bu gezi neresinden bakılırsa bakılsın önemli.
İkili ilişkilerin ya yakınlaşmasına veya iki ülkenin birbirinden daha da uzaklaşmasına yol açacak.

Kimdir bu kadını döven jandarma çavuşu?
Tüm politikacılara, medya mensuplarına, herkese herkese seslenmek istiyorum...
Günlerden beri, yatıp kalkıp Anayasa değişiminden söz ediyoruz.
Bu hangi gerekçeyle yapılıyor?
“Yargıyı bağımsızlaştırmak“ gibi son derece büyük sözler söyleniyor. Öte yandan, Türkiye’yi darbelerden korumak için Ergenekon ve Balyoz davaları için operasyonlar yapılıyor.
Üst düzey askerler tutuklanıyor.
Türkiye birbirine giriyor.
“Amaç Türkiye’nin daha da demokratikleşmesi” deniyor.
O sırada Kars’ın Çığırgan köyünde, 6 çocuk anası Yosma Altunbey kocası ve onun kardeşinden tekme tokat dayak yiyor, canını kurtarabilmek için de baba evine kaçıp, soluğu jandarma karakolunda alıyor. Kocasından ve onun kardeşinden şikayetçi oluyor.
Yosma Altunbey’in çilesi bitmemiş. Jandarma Uzman Çavuş K.T., iddiaya göre kadını şikayetten vazgeçirmek için ikna etmeye çalışmış... Olmamış, tehdit etmiş... Yine olmayınca bu defa başlamış dayak atmaya...
Altunbey Ailesi şimdi köyden göçmeye hazırlanıyor.
İşte herkesin dikkatini çekmek istediğim olay bu... Türkiye’nin bir ucundaki bir köyde yaşanan bu drama kim karşı çıkacak?
Kim Yosma Altunbey’in hakkını arayacak?
Jandarma Uzman Çavuş K.T., devlet yasaları ve komutanları tarafından korunacak ve dayak olayı unutturulmaya mı çalışılacak?
Ben bu duruma isyan ediyorum.
Anayasa-demokrasi gibi büyük büyük sözler ediyoruz. Devleti kurtarmak adına yapmadığımız kalmıyor.
Ancak kimseler Yosma Altunbey’lerin hakkını aramayı düşünmüyor. Devleti temsil eden, bu yetkiyi hoyratça kullananlardan hesap sorulmuyor. Eğer dayak yiyen bir kadın ise, hele hele bu olay, Anadolu’nun ücra köşesindeki bir yerlerde geçiyorsa, kimse ilgilenmiyor.
Siyasetçi beyefendiler;
Anayasa’yı değiştirmek, demokrasiyi daha da yaygınlaştırmak güzel de, bir de insanlarımızın hakkını arayın. Onların haksızlığa uğramasına seyirci kalmayın. İşte o zaman gerçek bir demokrasiden söz edebilirsiniz.
Medyacı efendiler; sadece gönül verdiğiniz cephe için kalem oynatmayın. Sırf adınızı duyurmak için kavga etmekle zaman harcamayın.
Gelin, insanların en temel haklarını koruyun. O konularda duyarlı davranın. Jandarma Uzman Çavuş’tan hesap sorun. Komutanın yakasına yapışın ve Yosma Altunbey’in hakkını aramasına yardımcı olun. Bırakın büyük politikaları, insanlarımızı devlete karşı koruyun. Yosma Altunbey’e sahip çıkın.