Bunu seyredin

Pazartesi, 29 Mart 2010 - 05:00


Şimdilik belden aşağı değilse bile, birbirlerinin yumuşak karınlarına darbe indiriyorlar.
Muhalefet, iktidar için diyor ki:
- Sen anayasayla oynayamazsın. Çünkü sen, irticanın odağı olarak tescillenmişsin.
Yâni, meşruiyet meselesine gönderme yapıyor.
Esasen o hesaba göre daha da ileri gidip diyebilir ki:
- Senin hiçbir tasarrufun geçerli sayılamaz.
Yâni 1960 üslubuyla “meşruiyetini kaybetmiş bir hükümet”.
Görüyorsunuz, iş nerelere kadar varıyor.

***

Buna mukabil, hükümet kanadı da muhalefetin istemezükçülüğünü diline dolamış.
Diyor ki:
- Matbaaya direnir gibi direniyorlar.
Bir adım sonra diyecek ki:
- Bunların ağababaları 130 yıl evvel, arabalı vapura da direnmişlerdi.
Bir adım daha atıp diyecek ki:

- Boğaziçi Köprüsü’ne direnir gibi direniyorlar.
İnsanın adı çıkmayagörsün.
- Keban’a direnir gibi, renkli televizyona direnir gibi direniyorlar...
Dilin kemiği yok.
- Aynı AB’ye direnir gibi direniyorlar.

***

Kim gol atarsa, taraftarları onu alkışlıyor.
Gerçi şuradan şuraya, oradan buraya tek oy kaymaz, sadece kemikleşme olur ama tarafsız ve kararsız seçmenler epey etkilenir.
Nitekim şimdiden 40’ın üstünde gözüken evet oyları neyi ifade ediyor?
Bu denge düne kadar fifti fifti miydi?
Neden bozuldu da böyle oldu? Yarın aleyhe dönmeyeceği de ne malûm?
Demek ki maçın öyle bir noktasındayız ki, hata yapmayacaksın.
Zira 1 gol yedin mi toparlanamazsın.
İşte şimdi ince siyaset zamanı.
Statükodan öte ve rutindışı zekâ oyunları lâzım.
Hadi bakalım.