Burc'a giriş

Pazartesi, 21 Aralık 2009 - 05:00

Gün doğumu.

En uzun gece.

Oh... Yarından sonra günler, birer ikişer dakika uzamaya başlayacak.

Güya kışın en azgın zamanıdır ama olsun, bana göre ilkbahar yaklaşıyor.

*** 

Bir taraftan da, yıl bitmektedir.

10 gün sonra 2010.

2009’un karnesini şööyle bir inceledim ve irkildim.

Olaysız gün geçmemiş.

Her sabah şok haber, şok haber... Akşama kadar da hep son dakika gelişmesi.

Gerçi arkasından iyi konuştuğumuz hiçbir yıl olmamıştır ama bu kadar kötü haber’in üstüste yığıldığı bir yılı da hatırlamıyorum.

Öfkeli yılların en belâlısı da buydu. Keskin sirke küpüne sürekli zarar verdi.

Siyaset çok hırçın geçti.

Ticaret korktu, içine kapandı.

Adalet epey yara aldı.

Hükümet ve muhalefet zaten yüzgöz oldu.

Rekabet husumete dönüştü.

Muhabbet bitti. İnsaniyet dağa kaçtı.

Zararı yok.

En kötü yılımız bu olsun.

*** 

Zaten daha kötüsü olmaz. Bunca yıldır yazı yazıyorum, bu kadar gergin, bu kadar ayıplı ve günahlı, bu kadar saldırgan ve küstah bir dönem bilmiyorum. Arşivi inceleyerek, dolayısıyla da hafızamı tazeleyerek söylüyorum bunları. Toplumu hiç böylesine sinirli görmedim. Maç’tan trafiğe, bilimden sanata kadar, böylesine bir kural tanımazlığa hiç rastlamadım.

Suç işleme özgürlüğü’nde belki dünya rekoruna ulaştı 2009... Böylesine bir rezilliğe ben hiç tanık olmadım.

*** 

Bu sebeple denizler durulmaz dalgalanmadan diyerek, şimdiden Segâh bir selam çakıyorum 2009’a ve ona güle güle diyorum.

Bütün iltihaplar akmış bitmiştir inşallah.

Linç’ten dönen insanların ruh haliyle, belki biraz perişan ama mutlaka biraz da pişman biçimde, o lâcivert Nihavent’in sakin geceleri’ne yarın kavuşuyoruz diye umarım.

Gün dönümüdür sevgili okuyucular.

- En uzun gece.

Aydınlık, hemen onun ardındadır.

2010’a 10 var.

“Vücud iklimi’nin sultanısın sen”.

Memleketime müjde haberleri yoldadır.