Burcu Esmersoy güzeldir ama iyi midir?

Perşembe, 26 Kasım 2009 - 10:29

Okan Bayülgen, Burcu Esmersoy için güzel değil dediğinde tartışma çıkmıştı. Tıpkı güzellik gibi o tartışma da geçiciydi. Asıl mesele şu: Burcu Esmersoy işinde iyi mi?

İyi değil yetersiz olduğunu hep düşünürdüm. “Spor Aşkı” programında, başına kupa isabet eden tekvandocu Serap Aydeniz’le konuşurkenki halleri gerçekten ayıptı. 

O “hanfendicim”ler, kupa tutma antrenmanı tavsiyeleri, kinayeli tebrikler ve antipatik mimiklerin neye yaradığını düşünüyordu acaba? “Tavırlı habercilik” yaptığını mı zannetti? 

Esmersoy’dan buram buram yayılan “Cık cık cık, böyle oyun oynanır mı?” tavrı son derece rahatsız ediciydi. Galiba biraz mizah da katmaya çalıştı ama stüdyoda birkaç kişi dışında kim güldü acaba?

Karşısındakine üstünlük taslarken bir yandan da izleyeni güldürmek zor ve ustalık gerektiren bir iş. Okan Bayülgen bunu yaparak ünlendi mesela.

Üstelik, adamına göre muamele olduğu çok belliydi.

Diyelim ki Beşiktaş’ın attığı bir golden sonra futbolcuların oluşturduğu sevinç kulesinin üstüne Ferrari zıplasa ama dengesini kaybedip bileğini burksa? O zaman Esmersoy “Beyfendicim, size 19 Mayıs törenlerine katılıp kule kurma antrenmanı öneriyorum” diyebilecek mi?

***

Devler Ligi şükür bitti

 “Devler Ligi”nin Tanju Çolak’ın yeniden etrafta sık görünür olması kadar harap edici iki etkisi daha oldu: 

* PIERRE VAN HOOIJDONK: Hollanda milli takımıyla Avrupa’da yarı final görmüş, İngiltere ve Portekiz gibi üst düzey futbol oynanan liglere transferler yapmış, Fenerbahçe’de “Pierre istesin böbreğimi vereyim” seviyesine gelmiş bir adam, silindi gitti.

* PASCAL NOUMA: Aslında bu program olmasaydı da durum değişmezdi. Uzun süredir bu halde. O “sevimli saatli bomba” hali gitmiş, yaptığı her şeyin ses getirdiğini, çılgınlar gibi alkışlanıp hayretle karşılandığını düşünen bir “Biz Evleniyoruz Caner” gelmiş. Zamanında Beşiktaş’a transfer olan bu Pascal olsa yine de efsaneye dönüşür müydü?

Bu iki kahraman, akıllarda kahraman olarak kalma fırsatını teptiler.

***
Hakemler yok da Kazım var mı?

Colin Kazım Richards saygıda kusur etmediğini belirterek tweet’lemiş: Neden Avrupa’da Türk hakemi yok? 
Ben de saygıda kusur etmeden cevaplayayım: Neden Kazım doğduğu ve futbola başladığı ülkenin liginde yoksa aynı sebepten ötürü: Birinci sınıf değiller.

***

Trabzon şımarık çocuk, antrenörler şekerli sakız

Trabzon camiası bir teknik direktörü daha yolladı. Çiğnedi çiğnedi, sonra sakızın şekeri bitince tükürdü attı. Sorun değil, babanın parası var, yeni sakız alır. Baba artık sıkılırsa (ya da çocuk babadan sıkılırsa) yeni baba bulunur, onun cüzdanı açılır.

Nitekim Mehmet Ali Yılmaz geri gelsin sesleri çıkmaya başladı. 
Bu arada; Hugo Broos yönetiminden taraftarına kadar tüm camiayı “Şu herifi ilk fırsatta kovalım” kıvamına getiren söyleşisinde akıllarda kalan ne gibi tespitlerde bulunmuştu? 

* Trabzon’da günde beş vakit ezan okunduğu ve insanların milliyetçi olduğu: Bilmediğimiz bir şey mi? Hayır. Ezan susmaz, bayrak düşmez.

* Sürücülerin kırmızı ışıkta geçtiği: Bilmediğimiz bir şey mi? Hayır. Yeşil ışığı görür görmez yola fırlayan, şoförle göz göze gelmeden karşıya geçmeye çalışan yanlış yapar benim nazarımda!

* İçki veren sadece bir-iki restoranın bulunduğu: Bilmediğimiz bir şey mi? Hayır. Yeri gelmişken; “Türkiye muhafazakarlaşıyor” iddialarını bu veriyle desteklemek isteyenlere bakmayın, 30 yıldır aynı şeyi söylerler.

* Trabzonspor’un antrenör mezarlığı olduğu, burada bir sezonu tamamlamanın büyük başarı sayılması gerektiği: Bilmediğimiz bir şey mi? Hayır. Uğur Meleke teker teker saydı: 20 yılda 23 antrenör değişikliği. 

* Kulüpte çok az insanın İngilizce bildiği: Bilmediğimiz bir şey mi? Eh! Kesin olarak bilmesek de, bir tahmin hakkı verseler aşağı yukarı bir şeyler söylerdik. Kaç tane takımda var ki?

* Futbolcusu Egemen’in 25 tane silahı olduğu: Haa, işte bunu bilmiyorduk. 

Bu röportaj yayımlandıktan sonra kulüp Broos’a kızdı, “Sen bizim hakkımızda ne biçim konuşuyorsun, Egemen’in de 25 silahı falan yok” dedi. Ama bakıyoruz, adamın söylediği her şey gerçeğe uygun. Bahsettiği antrenör mezarlığında kendi adı da yazıyor artık. Güvenilirliği arttı. 

Artık eminim, Egemen’in 25 silahı olduğuna ve bir kısmını arabasının bagajında tuttuğuna.