Burcu Kapu: Futbolu tutkuyla seven kadını da tutkuyla sever

Futbol yorumcusu ve tasarımcı Burcu Kapu’nun ‘Hiç Pas Vermiyorsun’ kitabı Doğan Novus’tan çıktı. Kadınlar için bir futbol rehberi gibi... Okuduktan sonra zihniniz açılıyor, maçı bütünüyle okuyabilir, yorum yapabilir hale geliyorsunuz.

Burcu Kapu: Futbolu tutkuyla seven kadını da tutkuyla sever
Selin Keleş
selin.keles@posta.com.tr
fotoğraf: Muzaffer Kantarcıoğlu

 
■ Futbol maceranız nasıl başladı?

Çocukluğum tek kanallı televizyon dönemine denk geldi. Babam futbolu çok severdi, evde her zaman maç izlenirdi. Zaten ailede genel olarak spora ilgi vardı.

■ Futbola ilginiz profesyonel olarak nasıl gelişti?

Profesyonel olarak çıkışıma spor yorumcusu İlhan Uzundurukan vesile oldu. Birlikte maç izlerken, “Sen anlıyorsun, ilgin de var, gel radyoda bir şeyler yapalım” dedi. O zaman ilaç sektöründeydim. “Koşarak gelirim, istediğim şarkıyı da çalarsam bayılırım” dedim. Radyo Spor’da programa başladım. İki buçuk yıl sürdü.


‘KADINLAR FUTBOLDAN ANLAMIYOR’ LAFINA SİNİR OLUYORUM


■ Neden kadınlar futbolla az ilgileniyor?

Eskiye oranla bir ilgi artışı var kadınlar açısından. Bu artışta popüler futbolcuların etkisi olduğunu düşünüyorum. Özellikle David Beckham, dünya genelinde kadınları futbola çekti. Ama yine de ilgilenenlerin oranı az... Bence kadınlar kendilerine ait bir şey keşfetmedikleri için ilgilenmiyorlar.

Futbol çok ‘erkek’ bir spor olduğu için mi?

Kadın milli futbol takımımız var. Çok da başarılılar, uluslararası dereceler aldılar. Ama evet, dünya genelinde erkek egemen bir spor. Yöneticiler, saha kenarı, teknik direktör ve hakemlerin çoğu erkek. Maça giden profil de ağırlıklı olarak erkek. Hatırlarsınız, 2011’de federasyon ‘ceza’ adı altında kadınları ve çocukları yollamaya başlamıştı tribüne. O dönem en azından İstanbul’da gördük ki 40 bin kadın ve çocuk tribünleri doldurabiliyor. Kötü bir uygulamaydı ama bunu görmemiz iyi oldu.

■ “Kadınlar futboldan anlamıyor” denir ya... Sizce öyle mi?

“Kadınlar futboldan anlamıyor” lafına sinir oluyorum. Neden anlamasınlar? Zor bir şey değil ki... İlgi duymuyorlar, onun için de dönüp bakmıyorlar. Baksa anlayacak zaten. Tribün kısmı kadının ilgisini çekmiyor olabilir. Ama sahanın içindeki bir futbolcu ilgisini çekebilir, veya hakem, veya maç sonrası yorumlar... Hayatın bu kadar içinden olan bir oyun niye ilgi çekmesin? Bakış açısı önemli.



■ Kitabınızı okuyan kadınların futbola bakış açısı değişecek mi?

Her konuda bir fikri olabilecek, çünkü ‘futbol nedir’den ofsayt klişesine kadar uzanıyor. Yabancı futbolcular, stadyum isimlerinin nereden geldiği, dünya futbolundan örnekler ve efsane isimlerden anekdotlar dahil her şeyi anlatıyorum.

■ ‘Futbol hastası’ bir erkeğin karşı cinse olan ilgisi nasıl anlaşılır?

Bir erkeğin bir şeyi bu kadar tutkulu sevmesi o kadar güzel ki. Demek ki doğasında tutkuyla sevmek var. Yani kadını da böyle sevebilir ya da seviyordur. Onu yakalamak önemli. Bir ara çok popülerdi, “Bir gülüşü var... Sanırsın Beşiktaş şampiyon olmuş...” Orada o kadar büyük bir ilanı aşk var ki.

■ Kitabı yazmadan önce futbola dair her şeyi biliyor muydunuz?

Biliyordum. Erkekler futbola sadece 90 dakika konsantre oluyorlar. Oyunu takip ediyorlar. Sunduğum ‘Tutkumuz Futbol’ altı sezon boyunca ekrandaydı. Bir futbol kültürü programıydı. Dolayısıyla hem oyunu izliyorduk hem de kitapta anlattığım şeyleri anlatıyorduk. O program bana zemin hazırladı bir yerde.


90 DAKİKAYA HER DUYGU SIĞIYOR


■ Siz neden sevdiniz futbolu?

Çünkü hayatın kendisi. O kadar ki, bir maç 90 dakika ve o 90 dakikaya her duygu sığıyor. Düşün... Taraftar olarak gittin, stada oturdun inanılmaz coşkulusun, mutlusun, duyguların çok yoğun. İlk golü yedin. Öfke var, sinir var, üzüntü var. O arada takımın atağa geçti, yine heyecanlandın. Ha şimdi oldu, ha şimdi olacak duygusu var. Beraberlik geldi, bir umut doğdu içinde. Bir oyuncun kırmızı kart gördü, sinirlendin... Beni işin bu kısmı tavlıyor. Hayatta da 24 saat içinde o kadar fazla iniş çıkış yaşıyorsun ki... Bu kadar duyguyu barındıran başka bir spor dalı yok.

KİTAPTAN SATIR BAŞLARI


KALBİMİ SANA BİR SANA VERDİM


“Futbol. Ya da diğer ülkelerdeki söyleyişleriyle: Fitba, calcio, futebol, voetbol, foci, sakka, bong da, soccer. Bunca farklı isme bakıp da canını sıkma, meselenin özü hep aynı: “Güzel oyun!” Kadın gibi, oyunun da güzeli makbul yani. Şimdi niye onlarca spor içinde en popülerinin futbol olduğu biraz daha belirginleşmiştir kafanda: Güzeller içinden bir seni seçtim.”


LEBLEBİLER ARASINDAKİ ANTEP FISTIĞI


“Ofsayt konusu maalesef başa bela. Kim bilir kaç kere ofsaytın ne olduğunu bilmediğin için hor görülmüşsündür. Yok efendim, kadınlar ofsayttan anlamazmış, görür görmez ofsayt mı değil mi, bilen kadını bulmak sarı leblebilerin arasındaki son antep fıstığına denk gelmek gibiymiş.”


ATEŞİNİ YOLLA BANA ŞAK ŞAK ŞAK ŞAK


“Tezahüratın zamanlaması çok önemlidir. Mesela Trabzonspor taraftarı maç boyu bağırır, ama dakika 61 olduğunda daha büyük bir şov yapar. Neden mi 61? Çünkü Trabzon’un plaka numarası 61 de ondan.”

KİTAPTAN BAŞLIKLAR:

● Vaayyy manita yapmışsın
● Aşkı çekene, derdi bilene
● Demir gibi kollarım, merak etme paslarım
● Ablan star bebeğim
● Kapılma rüzgarıma, sen de aldanırsın
● Ateşini yolla bana şak şak şak
 
Yandex.Metrica