Büyük takım refleksi

Çarşamba, 12 Mayıs 2010 - 05:00

İşte görüyorsunuz Deniz Baykal’ın başına gelenleri. Kurulan sinsi bir tuzakla nasıl alaşağı edildiğini ibretle takip ediyoruz. Aslında bu yöntemler bizim için yeni değil.
Gerek politikada, gerek ekonomide, gerekse sporda; kısaca yarışın olduğu her alanda belden aşağı vurmak adeta genlerimize işlemiş. Rakibimizle baş edemeyeceğimizi anladığımız anda devreye soktuğumuz silahlarımız üş aşağı beş yukarı aynıdır: Yalan, iftira, şantaj, entrika, hile, desise...
Yeryüzünde ‘pusu kültürü’ne sahip belki de tek millet olma onuru (!) ne de olsa bize aittir. Bu bağlamda Fenerbahçe etrafında koparılan yaygaralara şaşırmamak lazım.

ÇÖP SEPETİNE!

Asıl şaşırmamız gereken, Sarı- Lacivertli kulübün bunca çirkin ve hain provokasyonlar karşısında nasıl ayakta kalabildiğidir. Bana kalırsa bunun tek bir sebebi var: Fenerbahçe büyüklüğü.
Ancak bir büyük takım bu kadar fırtınalı bir denizde rotasını bulabilir. Pazar gecesi Fenerbahçe şampiyon olur ya da olamaz. Bu hiç önemli değil. Önemli olan bunca saldırı karşısında dimdik ayakta kalabilmesidir.
Tarih bu sezonu bu yönüyle de yazacak. Ellerinde hiç bir kanıt, belge, somut bir bilgi olmadan, salt dedikodular, duyumlar, rivayetler üzerine yorumlar yaparak, beyanatlar vererek koskoca kulübün ve oynadığı rakiplerinin haysiyetiyle oynayanların gideceği yer ise bellidir: Tarihin çöp sepeti.