Büyükçekmece Köprüsü

Bir Mimar Sinan eseri olan Büyükçekmece Köprüsü'nün inşasına Kanuni Sultan Süleyman devrinde başlanılmış ancak II.Selim saltanatının ilk yıllarında bitirilmişti

29 Kasım 2013, Cuma 11:55
A A

Büyükçekmece, hem Bizans, hem Osmanlı İmparatorluğu zamanında, Trakya’ya açılan yollar üzerindeki ilk büyük menzil yeriydi. Yani ilk büyük konaklama noktası burasıydı. Özellikle 16.yy’da önemli bir güzergah haline gelmiş, ordu veya kervanlar tarafından bir geçiş ve konaklama mekanı özelliğiyle kullanılmaya başlanmıştı. Yöre, çok uzun zaman bu özelliğini korumuş, daimi yerleşmeye pek açılmamıştı. 1950’li yıllara kadar bağlık, bahçelikti. Hayvancılık ve tarım yapılıyordu ama daha sonraki yıllarda yoğun olarak yazlıkçıların kullanımında kaldı. 1980’li yıllarda gerçekleşen hızlı büyümeden dolayı, menzil yeri özelliğini yitirdi ve 1987 yılında da İstanbul’a bağlı bir ilçe oldu. 

Üzerinde tarihi köprü inşa edilmiş olan Büyükçekmece Gölü, aslında 12 kilometrekarelik yüz ölçümüyle hemen yanındaki Küçükçekmece Gölü’nden (16 kilometrekare) daha küçüktür. Fakat, denizden içeride bulunan ve “çekmece” olarak isimlendirilen girintinin biraz daha büyük olması sebebiyle, "Büyükçekmece Gölü" olarak adlandırılmıştrı. Daha sonra üzerinde yapılan barajla su toplama havzası 4O kilometrekarenin üstüne çıktı. Göl, önceleri dar bir kıstakla Marmara Denizi ile birleşiyordu ama son zamanlarda burada biriken alüvyonlu alanla bu birleşme sona erdi. 

Kanuni Sultan Süleyman ve Büyükçekmece Menzil Yeri

Kanuni Sultan Süleyman, Yavuz Sultan Selim’in tek oğluydu. Babasının ölümü üzerine, 25 yaşında padişah olmuştu. 46 yıl süren saltanatıyla (1520 – 1566) Osmanlı İmparatorluğu’nda, tahtta en uzun süre kalan padişahtır. Kanuni dönemi, devletin her açıdan mükemmeliyete ulaştığı bir dönemdir. Devletin sefer organizasyonu konusunda da, başarılı çalışmalarının tavan yaptığı bir devredir. Ordunun toparlanması, iaşe temini, ulaşım olanaklarının ve menzillerin düzenlenmesi başarılı bir şekilde gerçekleştiriliyordu. Sefere çıkacak olan ordu, sabah güneşin doğuşuyla yürüyüşe geçer, daha önce belirlenmiş menzillerde dinlendirilirdi. Payitahtın en yakınında bulunan Büyükçekmece menzil yerinde böyle bir külliyeye ihtiyaç duyuluyordu. Padişah, Zigetvar Seferi öncesinde, Mimar Sinan’ın burada bir külliye inşa etmesini istedi. Ve Mimar Sinan, büyük bir kısmı bu güne kadar gelmiş olan eserinin yapımına başladı.

İlk olarak kervansarayın yapıldığı sanılıyor. Külliyeden günümüze gelmiş olan bölümler, kervansaray, çeşme ve köprüdür. Küçük ve sevimli cami daha sonra inşa edilmiştir. Kanuni, Zigetvar seferi sırasında öldü. Yerine oğlu II.Selim geçti. Bu sırada köprü çalışması devam ediyordu. Çalışma hızlandırılıp bitirildi, 1566 yılında bu gün görmekte olduğumuz harika köprü kullanılmaya başlandı. Günümüzde, trafik akışı bu köprünün önüne yapılan yeni köprüye verilmiş olduğundan, bu muhteşem eser sadece yaya kullanımına açık tutuluyor. (Aslında bu da köprü üzerinde daha hoş vakit geçirilmesini sağlıyor.)

Büyükçekmece Köprüsü 

Köprü, göl üzerine, Büyükçekmece Köyü ile Mimar Sinan Köyü arasında inşa edilmiş. Daha önce de burada bir tahta köprü bulunuyormuş ama zaman içinde yıkılıp yok olmuş. Mimar Sinan çalışmayı kalabalık bir ekiple birlikte yapmış. Yüzlerce neccar ve senktraş çalıştırmış. Yaklaşık olarak 35 – 40 bin metreküp taş kullanılmış. Gölün suları büyük tulumbalarla çekilip, temeller kazılıyor, iki-üç insan boyundaki bu temellere çakılan kazıkların arasına kurşun dökülerek perçinleniyormuş. 28 Adet kemeri bulunan köprü, 4 ayrı bölümden oluşuyor. Her bölüm ayrı ayrı yükseklik kodlarına sahip bulunuyor. İnişli çıkışlı bir görünüm sağlayan bu eser adeta 4 ayrı köprünün yan yana dizilmesiyle oluşmuş bir görüntü veriyor. Köprünün yapımına, 11.450.000 akçe sarf edilmişti. 

Büyükçekmece tarafından girildiğinde, birinci ve ikinci köprüde yedi, üçüncü köprüde beş, dördüncü köprüde dokuz göz bulunuyor. Gözlerin yükseklikleri bir birine eşit değil. Köprünün yükselip alçalması da bundan kaynaklanıyor. Orta gözlerdeki kemerler, diğerlerine göre daha yüksek. Bu kemerlerin yükseklikleri de köprünün iniş çıkışına göre değişmekte. Köprü selyaranları, dört ayrı köprünün birleşme noktalarına konulmuşlar. Bütün köprü boyunca da iki taraflı geniş rıhtımlar inşa edilmiş. Köprü, 636 metre uzunluğunda ve 7,17 metre genişliğindedir. Köprünün iki girişinde de, seyir terasları bulunuyor. Büyükçekmece tarafında bulunan seyir terası, görkemli taş konsollar üzerine oturtulmuş. Özellikle güneşin batışının seyredilmesi, dinlenme ve sohbet amaçlı yapılan bu seyir köşklerinin, Mimar Sinan tarafındakilerde yani dördüncü köprüdekilerde birer kitabe de bulunuyor. 1961/62 Yıllarında burada bulunan orijinal kitabeler yerlerinden sökülmüşlerdi. Ondan sonra da bir daha bu kitabelerin izlerine rastlanılamadı. 1970 Yılında gerçekleştirilen onarım sırasında kitabelerin benzerleri yazılarak eski yerlerine monte edildiler. Kitabeler çok önemliydi, çünkü Mimar Sinan’ın imzasını da taşıyorlardı. Devrin ünlü hattatı Derviş Mehmet tarafından yazılmışlardı. Dört beyitlik manzum, şair Hüdai’ye aitti. Ayrıca bu kitabelerde köprünün bitiş tarihi 1566 yılı olarak veriliyor ve inşaatın II.Selim zamanında bitirilmiş olduğu da belirtiliyordu. Kitabenin bir başka ilginç özelliği daha olduğu biliniyor. Mimar Sinan imzasını daima “Sinan” olarak atmıştır. Özellikle de müzelerde, arşiv ve kütüphanelerde. Ama burada kullandığı imza “Yusuf bin Abdullah” şeklindedir. Bu imza sadece bu köprünün kitabesinde ve Tezkiretü’l Ebniye’de böyle geçmektedir. Yine Tezkiretü’l Ebniye’de, bu köprü hakkında, " Büyükçekmece’de bina olunan köprü" şeklinde bahsedilmektedir. Köprü, Mimar Sinan’ın eserlerinin listelendiği Tuhfetü’l Mimarin’de de geçmektedir. 

Büyükçekmece Köprüsü, Büyükçekmece Belediyesi’nin yaptığı yeni düzenlenme sonrasında, özel bir zaman ayrılarak gezilip görülebilecek bir konuma getirilmiş. Özellikle, güneşin batmasından biraz daha erken gidilerek gezilebilecek ender eserlerden. Buram buram tarih kokuyor. Bulunduğu yerden tarihi kervansarayı, çeşmeyi ve Sokullu Mehmet Paşa Camisi’ni de görebiliyorsunuz. Güzel bir parkın ve yöresel evlerden oluşmuş yeme içme mekanlarının bulunduğu alanın içinden geçerek gidiliyor köprüye. Yani sırf bu köprüyü merkez nokta alarak Büyükçekmece’ye gidebilir burada bir kaç saatinizi geçirebilirsiniz. Eğer tarihe meraklıysanız, yöresel tatları da seviyorsanız, kaçırmamanızı öneririm. 

Not :Büyükçekmece Köprüsü’nün yanında ve çevresinde bulunan değişik küçük mekanlar, birer makinalı tüfek yuvalarıdır. İkinci dünya harbi sırasında, her ne kadar Türkiye savaşa girmeme becerisi göstermişse de, tedbiri elden bırakmamış ve olası bir Alman saldırısı tehlikesine karşı bunları inşa ettirmiştir. Bütün bu birimlerin içeriden birbirlerine geçişleri bulunmaktadır. Yine, köprünün iki tarafında bulunan geniş rıhtımlar da gölün ulaşımda kullanıldığı zamanlarda yük indirme-bindirme amacıyla yapılmışlardır.

Yazı ve Fotoğraf : Bilsen GÜRER

bgurer@isiltur.com.tr 

 

Dünyanın her yerine uçak rezervasyonu yaptırmak için..>>>

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;