Çağla'nın kıyafetleri nedir öyle?

Çarşamba, 17 Şubat 2010 - 05:00

Çağla Şıkel ve Alişan ikilisinin sunduğu Her şey Dahil (Show TV) önceki gün 300. programını kutladı. Az şey yapmamışlar ekran serüvenlerinde... Yüzümüzü güldüren çok iş yok ekranda. Show TV İç Yapımlar’ın iyi bir işi olarak ekran tarihimize geçti bu program.

Ve fakat... Allah aşkına Çağla Şıkel, tanıdığım en zarif kadınlardan biri olarak o tuhaf kıyafetleri neden giydiğini açıklayabilir misin? Her programda resepsiyon tuvaletleri giymek de ne oluyor hakikaten?..

Moda bilginle hepimizi cebinden çıkarırsın biliyorum; bir kere de çıkar lütfen, bunu senden diliyorum!

Ramiz Dayı kart bir zamparaysa...

Ezel’de (Show TV) herkes meselenin nereye yürüyeceğine kafayı takmış durumda. Bu arada her bölümde senaristler ters köşeye yatırıyor izleyiciyi. Teoride sonu yok Ezel, yazanların fantezilerinin... Yine de ben hikayenin muhtemel sonunu buldum arkadaş. Şu Ramiz Dayı var ya; kilit adam o. Ezel’e, ihanet eden Ali ve Cengiz’i temizletip, kendisi de Ezel’i temizleyecek sonunda... Ve Ramiz Dayı tek kalınca esas kıza el koyacak. Kimse Ramiz Dayı’nın kart bir zampara olması ihtimali üzerinde durmuyor. Bakın ben duruyorum... Sakın ters gelmesin bu son sana. Aç izdivaç programlarını, say bakalım kaç tane Ramiz Dayı var oralarda yeğen?..

Bir kavuşabilseler...

Mustafa Sandal dostuma yeni yarışması hayırlı olsun. Benim bir dönem Cine5 için pilot çekimini yaptığım, geçen yıl da TV8’de sunduğum İnsan Sarrafı’nın birebir aynısı Kimsin Sen (Star TV)...

Mesele o değil. Mesele, geçen hafta buraya yazdığım programdaki ödüllerin bir kısmı UNICEF’e (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu) verilecek iddiası. Dünyada kimsesiz çocuklara el uzatan bu büyük örgüt Mustafa Sandal’a ulaşamamaktan yakınıyor...

Vallahi menajeri telefonu açmıyor, bizim Musti de numarasını değiştirmiş anlaşılan. Bir kavuşabilseler dünya çocuklarının yüzünü güldürebilecekler sanırım...

Bu arada geçen hafta da Okan Bayülgen, Haitili depremzedelere yardım için örgütlendiklerini ama UNICEF’e ulaşamadıklarını söylüyordu. O da ilginçti vallahi...

Anlaşılan memlekette yardım meselesinde bir iletişim sorunu yaşanıyor. Bir an önce iletişebilmeleri temennisiyle!

Bir maç kaç dakika oynanır?

Rıdvan Dilmen reklam yıldızlarının ilk on birinde yerini aldı. Hiç yedeğe düşmüyor. Reklam kuşağı sırasında bir kablo firması reklamının hemen ardından iletişim markası reklamında görünce, Şeytan ağabeyimizi sektörün aranan santraforu olarak mimledim. Reklamla ilgili her kadroda var; ayağına bereket diyelim... Ve fakat Hakan Şükür ile 12 saat boyunca telefonda bir maçı yorumlaması meselesine hakikaten güldüm. Hangi maç 90 artı 730 dakika sürüyor; bir bilsem?

Kurumları karıştırmayın...

Aşk Bir Hayal’de (atv) DNA testi sonuçları Adli Tıp kurumundan para karşılığı alınıyor. Bunun adı resmen rüşvet sanırım. Bildiğim kadarıyla adı üstünde, kurum bunu mahkemelerin isteği üzerine yapıyor... Özel hastanelerdeyse veriyorsun parayı, yaptırıyorsun testi. Keşke diyorum devletin kurumlarıyla ilgili az biraz hassas olsak. Hepsi yeterince zan altında zaten!

İşte izlenme garantili dizi!

Türkan Şoray ustamız Sinema Benim Aşkım’da (NTV) az zamanda çok yol alarak beni taca çıkardı. Çekimlerin çok zor geçtiğini yazmıştım birkaç ay önce. Artık tam tersiymiş... Zaten ekranda da görüyoruz o rahatlığı. Sultan konuklarıyla resmen şov yapıyor artık. Ve inanın dizi ya da filmlerdeki fotoğrafları gibi o ekrana çok yakışıyor... Son konuğu Özgü Namal en büyük hayalinin Sultan’ın can verdiği efsane karakter Asya’yı oynamak olduğunu söyledi...

Selvi Boylum Al Yazmalım, Türk Sineması’nın baş tacı olarak yeniden çekilmeli diye düşündüm o an. Belki de bir dizi olarak, kim bilir?..

Eğer iştahı varsa filmin senaristi Ali Özgentürk’ün yönetmenliğinde hayata geçirilirse, ballı kaymak olur vallahi...

Haber kanalları uyudu mu?

Dünyadaki haber kanalları önceki sabah Belçika’daki tren kazasıyla birlikte yayınlarını keserken bizdeki kanallarda ya ekonomi ya da eğitim konuşuluyordu. Geç uyanmanın bir ayıbı yok. Ama haber kanalıyım iddiasındaysanız, uyumanızın da imkanı yok. Tam; oldu, dünya standartlarının da ötesini yakaladık derken, bir tren geldi geçti yine üstümüzden. Yazık!