Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Çalışan, hak eden kazansın!

Cumartesi, 28 Mart 2015 - 05:00



CHP, hiç bir partinin yapmaya cesaret edemediğini yaptı; üyeleri yarın sandığa giderek milletvekili adaylarını belirleyecek. Aday adayı çok, üye sayısı daha çok. Adaylar üyelere ulaşmaya çalıştı. “Para döndü” deniliyor. Kime para vereceksin, yüzbinlerce üye var! Tek korkum, oy verecek üyelerin haberi var mı? Hangi sandığa gidecek, sandık nerede, nasıl oy verecek biliyor mu? Kaç üyeden duydum, haberleri bile yok. Ne partiden, ne adaylardan bir uyarı, bilgi gelmemiş. Demokrasi dedikse seçmen de o kadar ilgili değil, dürteceksin! Seçim sonuçları açıklanınca kaç üye oy kullandı, kimi seçti göreceğiz. Her şıkta genel başkandan iyi seçerler! Kılıçdaroğlu iyi insan ama pazara gidip salatalık bile alamaz, malı seçmeyi bilmiyor! Ekmeleddin Bey’i önerdi, ders almadı; partiye seçip getirdiği her kişi arıza çıkarıyor. Derviş’e adaylık önermiş, “Önce bir iktidar olun da öyle gelin, bakarız” yanıtını almış! Adam dalgasını geçmiş yahu! İş üyelere kalıyor: kadınları seçin, gençleri seçin, ismine güvenip oturanları değil, çalışanları seçin! KA-DER de liderlerin dikkatini çekmek için başlattığı seçim kampanyasında “Biz ne diyoruz, siz ne anlıyorsunuz” sloganını kullandı. Derneğin hazırlattığı afişlerde liderler kadınların söylediğini işlerine geldiği gibi anlıyor. Bakalım Kılıçdaroğlu adayları anladı mı, kontenjanları nasıl kullanacak? Partinin ön seçime girmeye cesaret edemeyen gediklilerine mi yoksa kadınlara mı yol verecek?

[[HAFTAYA]]

Göcek’i parsel parsel satıyorlar!

O koylara gitmişliğim, yüzmüşlüğüm, görmüşlüğüm var. Tamam, bakirdir ama perişandır. Günübirlik uğrayan tur teknelerinin, yatların çöpü oradadır, denizin getirdiği pislik oradadır. Bir-ikisinde salaş yerler var, o kadar. Geçen yıl Yunan Adaları’ndan Simni’de bu tür koyları gördüm. Sadece denizden gidilebiliyor; bir tek tesis var, bangır bangır müzik yok. Yemek yemek ve denize girmek için doğaya uygun, sade, fazla beton olmadan yapılmış, gerekli hizmeti veriyor. İster yersin, ister duş alırsın, ister yemezsin; ama orada bütün gün denize girmek istersen aç da kalmazsın. Böyle bir tesise izin verilebilir ama niye korkuyoruz? Bir; 29 yıllık kiralama ne demek, hediye mi ediyorsun? İki; çok ucuza verilmiş, hibe gibi. Üç; üzerine otel, motel, villa yapılmayacağı garantisi yok! Güvenmiyor, korkuyoruz!

Gel de kadere inanma!


Son uçak kazası aydınlandıkça daha çok can yakıyor: Meğer genç pilot intihar etmiş! 11 Eylül saldırılarından sonra uçak kaçırılmalarını önlemek için pilot kabinine giriş sınırlandı. Kapı ancak içeriden açılabiliyor. Ama uçak kaçırılmasın, pilotların zorlanması engellensin diye alınan bir önlemin uçağın düşmesine yol açabileceği kimin aklına gelir? Yardımcı pilotun intihar eylemini önceden planlaması zor. Mesafe ve süre kısa; kaptan pilot yerinden hiç kalkmayabilir. Ama kader. Pilot kalkmış, dışarı çıkmış. Geri dönecek, içeri giremiyor! Kapı o kadar sağlam ki içerideki izin vermezse şansı yok! Umutsuz çırpınış 8 dakika sürüyor. Ve yardımcı pilot, bile bile uçağı dağa çarpıyor! İlle de intihar edeceksen gel köprüden atla be kardeşim, alt tarafı biraz trafik sıkışırdı. Kadere inandım. Yazılmış, değiştirilemedi!