'Can sayemde ünlü oldu kadınların ilgisini çekti'

Pazar, 06 Haziran 2010 - 05:00

'Can sayemde ünlü oldu kadınların ilgisini çekti'

OYA GERMEN
oyagermen@hotmail.com


Petek’le buluşmak için giderken, gelecek günlerimizin nasıl da bilinmezliklerle dolu olduğunu düşünüyordum... Petek ve Can tanıdığım, sevdiğim ve birbirlerine çok yakıştırdığım bir çiftti... Yıllar önce evliliğimi bitirdiğimde, Petek’i kıramamış, konuk olmuştum programına... “Hayatın cilvesine bakar mısın?” dedim Petek’e. O da yalnız bir kadın oldu, yeni bir mücadeleye girdi hayatla, tek başına... Bazen buğulandı gözlerimiz birbirimize bakarken... Bazen yalnızca gözlerimiz konuştu. Bazen kahkahalarla güldük... Can’ın açıklamalarından sonra tekrar buluştuk, konuştuk. Bizim röportajımız çok farklı oldu... Ayrılık acısını yaşamış, geçmişi sevgiyle kapatarak yeni bir hayatı göğüslemeyi başarmış, sırtını bir erkeğe dayamadan, geleceğe umutla bakan kadınların, duygu dünyasında gezmek ve kadınların aslında erkeklerden nasıl güçlü olduğunu bir kez daha görmek istemez misiniz? Öyleyse başlayın okumaya..
.

Can Tanrıyar ayrıldıktan sonra ilk kez 2. Sayfa programında konuştu. Beni çok şaşırtan bir şey söyledi. Senin birlikte edindiğiniz maldan, sana ait olan payı istemeden ayrıldığın doğru mu?

Evet doğru.

Nasıl yani, sen emek verdin, çalıştın, kazandın sonra Can’la beraber ev aldınız. İkinizin de eşit miktarda hakkı yok mu?

Birlikte aldık, var tabii...

Evlilik biterken mal paylaşımı vardır. Üstelik kadın, kendisi çalışıp katkıda bulunmadan da eşinin mallarının yarısını alabiliyor. Böyle bir güvencesi var artık...

Ben sevdiğim adamla evlendim. Ticari bir anlaşma yapmadım ki! Ben gönül insanıyım. Gerisini düşünmedim bile Oya Abla.

Miktarı ne kadardı bu mal varlığının?

Onu bile bilmiyorum, inan bana.

Can haksızlık yapmaz, gerekeni mutlaka yapacaktır! Ama senin hakkın olan bu parayı almadan dava açıp hemen boşanman görülmüş şey değil.

Bunca yıl, severek emek verdiğim bir ilişki 10 yıl sonra Can’ın arkadaş çevresi ve gece hayatı yüzünden bitti. Bundan ötesi hiç önemli değil benim için.

Ayrılmaz diye korktuğun için böyle yaptığını söylüyorlar...

Yoo neden ayrılmasın ki?

Can’ı 2. Sayfa’da izledin mi?

Hayır ama haber verdiler. İnternette bir bölümünü gördüm, tamamını bilmiyorum.

“Son 6 aydır aramızda soğukluk vardı, birbirimize dokunmakta zorlanıyorduk. Petek’ten ve evden sürekli kaçmak istiyordum” dedi, ne diyorsun?

Şimdi mutlu olsun. Onu bu ıstıraptan kurtardım demek ki! O çareyi dışarıda buldu, ne güzel!

“Yalnızlığa daha ne kadar dayanabilirdim ki?” demesine ne dersin?

O hiçbir zaman yalnız kalmadı ki... Zaten bütün problem de onun yalnız kalamaması!

Karşısına bir kadın çıkar ve aşık olurum diye de korkuyormuş. Sen onun duygularındaki değişikliğin farkında değil miydin?

Fark etmek istemedim, çünkü ben Can’a güvenmek istedim. İlişkilerde olması gereken bu değil mi?

İlginç bir açıklama daha... “Petek kendisini bırakmıştı, evde makyajsız, eşofmanlı, pufidik terliklerle geziyordu, bunu hangi erkek kabul eder” diyor.

O zaman kendisini dışarı atmış... Bunu bana daha önce de sordular. Aynı cevabı vermek istiyorum, doğru olan bu çünkü: Ben bir Türk ailesinde ev hanımı nasıl davranıyorsa, öyle davrandım. Ben sadece sanatçı değil aynı zamanda Can’ın karısıydım.

Türk ailesinde evlendikten sonra, kadın kendini bıraksa da oluyor mu yani?

Bu evde sürekli pijamalarla dolaşıp bakımsız olmak anlamına gelmiyor. Ben yerine göre ne yapması, ne konuşması, ne giymesi gerektiğini bilen biriyim.

“Petek evde, sahnedeki, klipteki gibi değil” diyor.

Biraz çelişkili açıklamalar. Çünkü daha sonra, “Petek güzel, hoş, samimi, dürüst, onun yanımda duruşuna aşıktım” diyor. Bu sözler doğru ise, diğerlerinin anlamı nedir? Bu benim cevaplayabileceğim bir şey değil.

“Petek’in hayatına birisi girerse ne yaparsın?” diye sorulduğunda çok rahattı. Sanki kesinlikle bu konuyu kapatmıştı...

Böyle bir şeyin söz konusu olmayacağını bildiği için rahattı bence...

Bu gün için tamam da, gelecek için şimdiden bu kadar kesin konuşmak niye?

Benim için işimden daha önemli hiçbir şey olamaz artık. Gündemimde sadece işim var.

“Yalnız yaşamayı sevmiyorum, artık bitti diye düşünüyorum, ağlayacak halim de yok, gerisi kader kısmet” dedi.

Kadere iman eden, kederden emin olur!

“10 yıl içinde Petek’i hiç aldattın mı?” sorusuna net bir cevap vermedi ama öyle zannediliyor demeye getirdi. Ne kadar doğru?

Bu soruyu ona sor bence!

Sizin Can’la birlikte hareket ettiğiniz, reklam yapmak, gündem oluşturmak için ayrıldığınız da konuşuluyor. Bütün bunlar bir oyun olabilir mi?

Oya Ablacığım, bir kadın reklam uğruna gururunu ayaklar altına alıp, sadece karı-kocanın bilebileceği özel hayatını gözler önüne serer mi?

İstersen başa dönelim biraz. Petek Dinçöz hayatımıza nasıl girdi? Bugünlere nasıl geldi?

Önce mankenlik yapmaya başladım ama defilelere çok az çıktım. Çünkü dizi oyunculuğuna başlamıştım aynı zamanda. Sonra sahne başladı...

Bir de senin Türk filmlerine duyduğun aşırı hayranlık var. Yaşından büyük giyinme isteğinde ve saç modelleri seçiminde, Türk filmlerinde gördüklerinin etkisi olabilir mi?

Aslında çocukluğumdan beri büyük görünme isteği vardı içimde. Assolistliğe 19 yaşında başladım, taşımam gerekiyordu. Eski assolistler nasıl sahne almışsa, ben de öyle yapmalıydım.
Gazinolar kapanmadan önce, en son furyayı ben yakaladığım için, kendimi çok şanslı hissediyorum. Pullu payetli ağır tuvaletler giydim. Son çalışmamda artık yaşıma döndüm.

Yeni çalışmandaki şarkıların sözleri biraz manidar. Meydan okuyan bir mesaj mı vermek istiyorsun?

Bu single düşünmediğim bir işti, hayat böyle sürükledi. Boşandıktan sonra herkes “Petek eve kapandı bir şey yapmıyor” demeye başladı. Ben de bu sözleri duyunca silkelendim.
Aşkın Tuna’yı aradım. Ben şöyle düşünüyorum, duygularım bu dedim. O da bana çok güzel tercüman oldu. ‘Morarırsın’ şarkısını yaptı. Mesaj yerine ulaştı.

Erkekler dünyaya gelirken, kadının karşısında morarmaya mahkum edilerek doğuyorlar zaten, öyle değil mi?

Aaaa neden?

Tanrı onlarda eksik olan bir şeyi kadına vermiş çünkü. Sence, yeryüzünde hiçbir erkek, kadından daha akıllı, daha kıvrak zekalı ve daha güçlü olabildi mi?

Vallahi çok doğru, olamaz!

Biz teselliyi başka erkeklerin omuzunda aramayız. Kendimize yeteriz de, bakarız da. Onlar hemen başka bir kadına ihtiyaç duyarlar. Sen duyuyor musun böyle bir ihtiyaç?

Hiç duymadım, duymam da. Özgüven sahibi başarılı, fedakar, sevgi dolu kadınlar yalnız mücadele veriyor. Çünkü erkekler kıymet bilmiyor.

Beraberliğiniz süresince çok zorlandın mı?

Bu camiada 10 yıl bir ilişki yürütmek kolay değil. Sen de çok iyi bilirsin. Ayrıca sen ikimizi de tanıyorsun. Can Tanrıyar’la ilişki yürütmek çok zordu. Ben Can’ın hayatına girdikten sonra, onun bayağı bir kısmeti açıldı.
Çok açık sözlü bir insan olduğum için, kıskançlık krizimi de, üzüntümü de, sevincimi de paylaştığım için Can’ı duydular. Benim sayemde tanındı Can.

Sayende mi ünlü oldu yani, pişman mısın şimdi?

Evet, keşke yapmasaymışım diyorum, yanlış yapmışım. Sadece güzel bir ilişkim var deyip geçseymişim. Yani çok fazla konuştum şimdi böyle oldu.

Sizin ilişkinizde garip bir durum yok muydu? Kıskanan sendin. Can’ın seni kıskanmaması da tuhaf gelirdi bana. Çok hoş, güzel bir kadınsın, üstelik vitrindesin. Ne biçim bir şey bu? Senin gibi bir kadının aşırı kıskançlığının nedeni nedir?


Seven insan kıskanç olur. Ben sevdiğim insanı paylaşamam. Can benim giyimime de karışmazdı. Ben onu her zaman kıskanırdım. Roller değişmiş bizde. İşlerden sonra da, herkes kal, dinlen derdi, ben bir an önce evime gitmek isterdim. Sabah 5 uçağıyla eve dönerdim. Üstelik Can eve benden sonra gelirdi.

Neydi o zaman telaşın, hadi bir iki kere yaptın niye devam ettin?

10 yıl yaptım. Demek ki çok sabırlıyım. İyi niyetten, sevgiden başka bir şey olamaz ki. Evlendikten sonra değişir diye düşündüm. Değişmedi... Hep ben ona uyum sağlamak zorunda kaldım.
Evleneceğimizden bile haberim olmadı. Kimse inanmadı ama gerçek bu! Herkesin bir hayali vardır, öyle değil mi? Ben konuk olduğum programa bekar girdim evli çıktım.

Can’la kavga edemediğin doğru mu?

Sonunda mutlaka haklı çıkar. İkna kabiliyeti müthiş. Bence politikaya girmeli.

Birlikte en çok neleri paylaşırdınız?

Ben evde oturmayı, arkadaşlarımızı evde ağırlamayı severdim. Dışarıya da arada çıkalım ama üç, dört saat. Sabaha kadar değil. Benim sabah altı buçukta yayın için kalkmam gerekiyordu, Can’a kalkalım derdim, bir seferinde sen de şahit oldun, iki saat uykuyla canlı yayına giderdim.

Seyahat etmekten zevk alır mıydınız?

O zaman bile geç yattığımız için ben sabahları uyumak isterdim. O hiperaktif olduğu için erken kalkardı. Bir saat uyumuş olsa bile... Uyuşmazlık olurdu aramızda.
Ben Can’ı uyarırdım, bu kafayla gidilmez, gez gez gez, sana bir şey olacak derdim. Sen kendine bak derdi. Tahlillerde onda bir şey çıkmazdı, ben tiroid hastası oldum. Stresten ve içime attıklarımdan dolayı. Erkekler daha rahat, kadınlar çabuk çöküyor.

Kadınlar seni kıskanır mıydı evliyken?

Tabii ki. Can’la girdiğimiz ortamlarda gözler üzerimde olurdu.

Ünlü ve güzel bir kadınla beraber olan erkek, diğer kadınların beraber olma isteğini arttırıyor mu?

Ayrıldıktan sonra özellikle... Kadının düşmanı yine başka kadınlardır. Bizi okuyanlar yanlış anlamasınlar ama bazı kadınlar maalesef böyleler.

Gece gezmelerinden başka şikayetin var mıydı? Seni aldattığını düşünüyor musun?

Düşünüyorum ama kanıtlayamadım. Bana telefonlar gelirdi, Can şurada yanında kızlar da var diye.

Sormaz mıydın Can’a?

Öyle bir konuşur ki, ikna eder. Mesela bugünün salı olduğunu bilirsin, Can seni perşembe olduğuna inandırır. İnanmakla kalmazsın, bir de etrafınla kavga edersin.
Birkaç yerde çıktı haberi, mekan çıkışlarında falan. “Arkadaşlarımın tanıdığı” dedi. Yay burcu, maşallahı var yani. Magazinci adam, nasıl yakalanır ki? Ama ne zaman ki bu Antalya meselesi çıktı... Orada bir ilişkisi olduğu dedikodusu vardı. Cebi 6 saat açılmadı. Yeter artık dedim, ikna edilecek tarafım kalmadı!

Yalnızlığa alışabildin mi? Hala ışıkları açık bırakarak mı yatıyorsun?

Yeni bir düzen kurdum. Yalnızlığı sevmiyorum, tek başıma ölmekten de korkarım. Panik atak mı var bende bilmiyorum.

Sen alışabildin mi?

İlk yıl çok zorlandım. Sonrası süper, yalnızlığın muhteşem hafifliğinin keyfini yaşıyorum. Ama ben de hala ışıkları açık bırakıyorum. Sen de alışacaksın... Daha üç ay oldu. Can hayatımın merkeziydi. Arkadaşlarımla da pek görüşmüyordum.

Özlüyor musun?

Yok. Sadece 10 seneden sonra, büyük bir boşluk oldu hayatımda. Herkesin olur...

Boşandığınız gece kendinle başa başa kaldığında, neler hissettin?

Gece yastığa başımı koyduğumda şunu söyledim kendime: Evet, doğru olanı yaptın! O günlerde aklıma sadece beni üzdüğü, sabahlara kadar gelmediği geliyordu.
Şimdilerde yeni yeni anılarımızın güzel olanlarını düşünebiliyorum. Çünkü biz hala görüşebiliyoruz dost olarak. Hala bıkmadın mı bu gezmelerden diyorum ona. Zaten aynı camiadayız. Düşman olamayız.

Tekrar boşandığın geceye dönmek istiyorum. Tek başına kaldığında çok ağladın mı?

Ağladım, üzüldüm. Ben de insanım. Bir an önce yeni bir düzen kurmak için harekete geçmem lazım dedim. Yeni bir eve taşındım. Çünkü oturduğum ev bana, sabahlara kadar beklediğim, mutsuz geceleri hatırlatıyordu. Normalde boşanma sonrası kadın evde kalır, ben istemedim kalmayı.

O gece tek başına mı döndün evine?

Hayır, beni hiç yalnız bırakmadılar. Boşanmadan önce de dostlar araya girmişti. Sağlıklı bir karar almak için kimseyle konuşmak istemedim. Çocukluğumdan beri düşünürüm, kendimi dinlerim ve kafamın dikine giderim.

Seni şaşırtan insanlar oldu mu? Dost bildiklerinle, uzak zannettiğin insanların, farklı taraflarını gördün mü?

Evet çok şaşırdım, dost bildiklerimde yanıldığımı görmek acı verdi. Beni sevmediğini sandığım insanların samimiyeti ve ilgisi ise sürpriz oldu. Yanlış düşündüğümü anladım.

Bu evreleri geçiren veya geçirmekte olan kadınlara, söylemek istediklerin var mı?

Lütfen onlar da kendilerini bırakmasınlar. Mutlaka işleri olsun. Eşlerini merkez yapmasınlar. Ve erkekler onlarsız yapamayacağımızı düşünmemeli. O yüzden yaptım ‘Morarırsın’ şarkısını. Gittiği mekanlarda ayrılamadığı arkadaş çevresiyle birlikte çok güzel söylerler...

Can’dan sana cevap gecikmedi. Sabır acıdır ama meyvesi tatlıdır. Sonuçta tatlı bir meyve beklentisi mi var senden?

Benden mi? (gülüyor...)

Fazla naz yapma, yaz geldi çiçekler açtı diye devam ederek, aba altından sopa mı gösteriyor Can?

Fazla naz aşık usandırır şeklinde bir şeyler söylemiş. 10 yıl boyunca naz yapmadım, o bunların naz olmadığını gayet iyi bilir. Ne kadar sabırlı olduğumu herkes gördü. Bana öyle mesajlar göndermesine gerek yok. Çiçeklere, böceklere, nereye gitmek isterse gidebilir. Benim çiçeklerim işim.

Can’la bir gün sohbet ederken, senin çok enteresan sezgisel bir gücün olduğunu ve geleceği gördüğünü söylemişti. Sezgilerin mi artık devam etme dedi sana?

Geleceği Allah bilir sadece. Benim sezgilerim çok açıktı, yakın geleceği görebiliyordum ve çıkıyordu hepsi. Ama uzun zaman önce kapattım bu konuyu ve hiç konuşmuyorum. Çünkü konuştukça yeniden açılıyor. İyi ki de kapatmışım. Belki de çok daha üzüleceğim şeyler görecektim. Sıkıcı bir boyuta gelmişti.

Verdiğin karardan pişmanlık duyduğun oluyor mu Petek?

Hayır. Keşke bizi bu duruma düşürmeseydi dediğim, bunları yaşamasaydık dediğim anlar olmuştur. Bu da çok normal bir şey, her ayrılan der. Ama şimdi hayırlı olsun diyorum ve işlerime dört elle sarılıyorum.

Tekrar bir araya gelebilme ihtimali olabilir mi?

Kesinlikle olamaz artık!

Bir gün uyandığında, Can’ın yanında bir kadın olduğunu görsen gazetede...

Allah sabır versin, mutlu olsun derim.

Kime sabır versin yanındaki kadına mı?

Yani bilmem artık. Allah tamamına erdirsin derim...

7