Canım Ailem nereye gitti?

Salı, 05 Ocak 2010 - 05:00

Yeni yılın ilk haftasında mesai başladı. Dün ekranlar bıraktıkları yerden devam ettiler şarkılarına. Melodide değişen bir şey yok...
Ama meraklı izleyiciler var. Onlar hep soruyorlar. Televizyonun ilgi öznesi olması mesleki olarak mutlu ediyor beni. O yüzden hayıflanmadan yanıtlıyorum soruları...
Yılın ilk soru taarruzu Canım Ailem cephesinden geldi. Malum bu akşam atv yeni ve iddialı bir diziye başlıyor; Aşk ve Ceza. Önce hayırlı olsun diyelim, yönetmen kardeşim Kudret Sabancı’nın kadrajını özlemiştim kendi adıma...
Peki, o saatte yayında olması gereken Canım Ailem nereye gitti? Hiçbir yere. Haftaya yeni bölümüyle eski yerinde.
Ancak, Aşk ve Ceza için üç ayrı gün deneyen kanalın, yüksek performansı nerede yakalayacağına da bağlı bu takvimin kaderi...
Aynı soru, Geniş Aile için de gelmişti. Dilinizi ısırın dedim. O da gelecek hafta yerinde olacak. Fakat... Burası önemli. Televizyonların reklam gelirlerinin netleşmediği ocak ve şubat aylarında dizilerin yayın periyodu sıklıkla değişebilir. Kaygıya gerek yok, iyi seyirler!

James Bond’da bile yoktu!
Adanalı (atv) tekrarında dikkat çekici bir ayrıntıyı benimle birlikte yakalayan çok sayıda okur var.
Maraz Ali, on yıl öncesine dönülen sahnelerde kameralı bir cep telefonu kullanıyor...
O yılların popüler modelleri takoz diye adlandırılan dev aletlerdi. Ve bırakın kamerayı aksesuvarı bile en kabadayı haliyle basit kılıflardan ibaretti...
Şimdi 3G teknolojisi popüler. Çift kameralı telefonlar artık daha çok bilgisayarı filan andırıyor. O yıllarda gösterdikleri haliyle cep aletini bırakın elitleri, James Bond bile kullanmıyordu henüz...
Küçük ama dikkat çeken bir ayrıntıyı atlamış Adanalı ekibi. Sanırım artık atlamaz. İzleyicisi de maraz çıkarmaz!

Yağmur duası yerine Alişan!
Süper Star Life (Star TV) pazar günleri izlenme rekoru kıran magazin programlarından biri.
Nedenini daha önce de yazmıştım. İşe ve yayınladığı figürlere olan saygısı. Bu direkt olarak izleyiciye de saygı anlamına geliyor. Neyse... Alişan’la yeni şarkısı Yağmur Yağ üzerine konuşuluyor.
Ünlü şarkıcı, parçanın kayıt gününden bir gün sonra bastıran sağanakla İstanbul’un sular altında kaldığını hatta selden kayıt stüdyosunun da etkilendiğini anlatıyor...
Ne ağız varmış Alişan’da. Memlekette bildiğim kadarıyla hâlâ yağmur duasına çıkan kalabalıklar var.
Toplanmalarına gerek yok. Koysunlar Yağmur Yağ şarkısını CD çalar’a, beklesinler. Bir kere olan bir daha olur elbette...

Nedim Bey geri dönüyor...
Ve efsane geri dönüyor. Aman girişe bakıp beklentinizi büyütmeyin. Dönen, benim için bir efsane; Yemekteyiz (Show TV) yarışmasının uçarı adamı Nedim Bey...
Uzun zamandır izleyici olarak ilişkimi kestiğim programa onun sayesinde tekrar dikkat kesilir olmuştum. Önümüzdeki hafta yarışmanın son etaplarında koşarak efsaneleşen beş renkli tip yeniden ödül için yarışacak...
Yemekteyiz’in bu “best of” türünden çalışmaları hakikaten çok daha neşeli oluyor. Haftaya neyi izleyeceğimiz netleşti. Kimin zekasıyla sayfaları boyayacağımız da; kaçırmayın derim!

İLK MESAİ İLK GAF!
Yanılmıyorsam Amerikalı bir sürücü, arabayla en uzun atlayışı gerçekleştirdi önceki gün. 82 metrelik rekor tüm bültenlere taşındı. Ve yeni yıl mesaisinin ilk gafını da beraberinde getirdi... Fox’un sevimli habercisi İrfan Değirmenci, haberi yorumlarken, “Aman çocuklar ve gençler bu atlayışı trafikte denemeye çalışmasınlar” diye not düştü...
Çocuklar, deneme, trafik? Vallahi çok güldüm İrfan kardeşime...

Kollayın ekranı
Kollama (STV) bu yılın yükselen dizilerinden biri. Gerçi kanalının eski gözdelerinden ama ne olduysa görkemli diziler yerine, düşük bütçeli fakat samimi dizilerin yıldızı parladı bu sene...
Aynı kanalın Tek Türkiye’sine bakınca çok daha samimi gelen Kollama’nın bu yıl hem iç hem dış rakiplerini sollayacağını sanıyorum. Herkes kendini kollasın, hesabını yükselen beğeniye göre yapsın derim...

Defolu ürün de ne?
Star’da Yerli Mali adıyla yılbaşı ekranında yayına çıkan skeçlerin birçoğunu beğenmiştim. Ama bir tanesi hakkında özellikle Türk kadınları benimle aynı fikirde değil...
Öncelikle skeçleri kaleme alan Birol Güven. Türk aile yapısını ondan iyi anlatabilecek çok kalem yok. Ama bizim memleketin kadınlarıyla kuzey ülkelerinin hatunlarını karşılaştırırken kullanılan “defolu ürün” lafı biraz ağır kaçmış... Mizahın haddini belirleyecek değilim. Ama çizgi biraz aşılınca hakarete dönüşebiliyor. Anladığım kadarıyla bu defolu benzetmesi biraz b şıkkı olmuş... Artık özrü kimden gelir bilemem. Ama gelse iyi olur derim..