Canım Ailem'e Kanalları bu yapılmaz!

Perşembe, 29 Ekim 2009 - 05:00

Birkaç yıl süren diziler vardı eskiden. Muhtemelen senaristleri de şaşırırdı bu kadar uzun yaşamasına yazdıklarının. Şimdikiler çok hesapsız ama...

Bakın, Canım Ailem (atv) ciddi bir senarist bunalımı yaşıyor. Hikaye son yirmi bölümdür aynı eksende dönüyor...

Aylarca evlensin diye beklediğimiz Ali ile Seyhan boşanmaktan filan bahsediyorlar. Kavuşsun diye beklediğimiz Samim ile Meliha babalık krizine kitlenmiş, Şehnaz’la tango yapıyorlar. Bu yataktan akmayacak belli ki su...

Halim, Feride ve Furkan; diziyi kurtarabilecek üç isim. Bana göre bu adreslere odaklanmalı senaristler. Geri kalan isimlerin hepsi eskidi. Duyguları da, umutları da...

Canım Ailem hak ettiği irtifadan hızla düşüyor. Uyarıyorum!

Kanalları bu yapılmaz! kim sırtlıyor?

Her kanalın üç as dizisi olmalı en azından. Madem reklam pastasının önemli bir dilimi dizilere gidiyor, en az üç diziyle taşıyabilir kanallar onca yükü...

Üşenmeden hangi kanalları hangi üç dizi taşıyor hesabına girdim. İşte sonuçlar...

TRT’nin üç önemli dizisi; Bahar Dalları, Hesaplaşma ve Ayrılık. Geri kalanları prodüksiyon hantallığı hakikaten...

Star’ı Papatyam, Kül ve Ateş, Kurtlar Vadisi Pusu sırtlıyor. Kalanı, sayıları az da olsa ziyanlık hakikaten...

Show’da neredeyse dizi kalmadı. Ezel ve Melekler Korusun formunda. Üçüncü ası göremiyorum henüz...

Kanal D’de boş yok. Ama Hanımın Çiftliği, Aşk-ı Memnu, Geniş Aile ve Yaprak Dökümü’yle “kareye” gittiğini söyleyebiliriz...

Atv’nin dizileri kan kaybediyor. Yine de Unutulmaz, Aşk Bir Hayal ve Adanalı bir umut olarak yaşıyor içimizde...

STV’nin Tek Türkiye, Kollama ve IV. Osman’ı bu sezonu alır sırtına da taşır cinsinden. Kendin pişir kendin ye misali...

Son olarak Fox’un üçlüsü ise Arka Sıradakiler, Deniz Yıldızı ve Ömre Bedel’miş gibi görünüyor!

O kalp unutur kardeşim...

Bu Kalp Seni Unutur mu’da (Show TV) şarkıların dışında (Cem Karaca/Bu Son Olsun) dikkat çekici bir şey bulamadım hâlâ.

Geri dönüşlerde kullanılan gerçek (belgesel) görüntüleri saymazsak amatör tiyatro sahnesinde yaşanıyor sanki 12 Eylül yılları... Danışman kadrosuna bakıyorsun iyi. Yapımcı Tomris Giritlioğlu desen işin uzmanı. Sadece Bülent İnal, Okan Yalabık ve Melis Birkan üçlüsü bile bir sinema filminde kapalı gişe yapabilir. Ama neden aynı etki yok ekranda?.. Belki Hatırla Sevgili gibi sonradan açılacak dizi. Ama bu dizi cangılı arasında o sabrı gösterir mi kanal, bilemem. Unutabilir o kalp bu diziyi!

Kutlu olsun!

Dünyanın en güzel ülkesinde yaşıyoruz. Belki de bu yüzden rahatsız herkes varlığımızdan. Ama bu cumhuriyeti kuran millet olarak daha çok bayram kutlayıp, çatlatacağız hasedinden çekemeyen kim varsa bizi. Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun!

Kayıp çocuklar üstüne...

Papatyam’daki (Star) mesaj kaygısı bazılarının içini bulandırsa da, ben mizahın anlattığı hikayelerin “hafızada daha derin izler bıraktığına” inanıyorum... Birkaç zamandır kayıp çocuk vakaları kadın kuşaklarının gündeminde. Diyarbakırlı küçük Leyla en popüler olanı bugünlerde. Bulunamıyor çocuklar. Kaçırılıyor; organ mafyası ya da başka bir şer odağının yazdığı kaderi yaşıyorlar...

Papatyam da tam bunun üstünde kuruyor önceki günkü hikayesini. Ailenin büyük oğlu Lütfü’nün kızı gecikiyor eve.

Haklı bir telaş alıyor ahaliyi. Anlattığım meseleler konuşuluyor. Ne yapılabilir, nasıl önlem alınabilir herkes sıkı fikirler atıyor ortaya...

Neyse. Kız dönüyor ve Necati baba neredeyse tüm ailelere ortak mesajı veriyor ekrandan; aman dikkatinizi eksik etmeyin çocuklarınızın üstünden. Doğru...

Papatyam sabun köpüğü bir iş yapmıyor. Bu yüzden belki, samimiyetle izliyorum her bölümünü. Ah bir de Gülşen’e şarkı söyletmeseler...

Ezel’e göz kırptılar...

Geniş Aile (Kanal D) sokak esprilerinin gücünü gösterdi izleyiciye. Her bölümü daha çok izleniyor, bir öncekine oranla. (Önceki gün tüm izleyici gruplarında ilk 100 içinde 1. oldu.) Kahkahanın hızı kesilmedi. Yine her üç kelimeye iki espri hızıyla gidiyor senaristleri. Bu güzel. Bir de yeni moda yarattılar. İki kişi bir araya gelip ne konuşuyorsa bu ülkede, ciddi göndermeler yapılıyor diyaloglarda... Mesela ancak bir TV eleştirmeninin kaleminden çıkacak kadar detaycılıkla Ezel’i (Show TV) ti’ye alışları vardı ki, koltuktan attım kendimi yere... İddia o ki, Ezel kumar borcunu ödememek için estetik yaptırmıştı yüzüne. Bunu cümle içinde kullandıkları hal çok daha komikti elbette... Bir de Mürsel’in okuma fişleri TRT 3 tarihine geçecek cinstendi; “Yü rü git lan”. Belli ki mahalleli o fişlerle sökmüştü okumayı. Bu bölümde neredeyse herkesin diline pelesenk olduğuna göre...