Canlı Para'daki en büyük sıkıntı ne?

a
a
Salı, 23 Kasım 2010 - 05:00

Canlı Para (Show TV) son zamanlarda üstüne en iyi çalışılmış yarışmalardan biri olarak girdi hayatımıza. Engin Altan Düzyatan “canlı” sunum için hâlâ bir tutukluk yaşıyor; ama ekrana yakıştığını da peşinen söyleyeyim... Önceki akşam 650 bin liralık büyük ödülü kaçıran kızların heyecanını ben de paylaştım ama bir süre sonra heyecan yerini sıkıntıya bıraktı. Programda yanıt süresinin hemen sonrasında başlayan doğru şıkkın ortaya çıktığı bölüm gereksiz uzun... Elbette amaç heyecanı üçe katlamak ama bir süre sonra sadece sıkıcı bir bekleme süresine dönüp, yarışmaya zaman kazandırmaktan başka bir işlevi olmuyor...

[[HAFTAYA]]

Daha hızlı, akıcı ve üzerinde kafa karışıklığı yaratmayacak kadar net yanıtları olan sorularla renklenebilir bu program. Bu arada yönetmenin format gereği de olsa yakın plan yüz çalışmaları etkileyici ama çok fazla “Var mısın Yok musun”u çağrıştırıyor... Bu eksiklikler kapanır, yarışma saati de tutarlı olursa bu yılın yarışma işini yine Show TV, üstelik bu kez Acun olmadan çıkardı diyebiliriz...

Bir ihtimal daha var!

Ve hani bu köşede ufaktan bir tüyosunu vermiştim. “Çok yakında bir dizi daha Kanal D’den Star TV’ye geçecek” diye. Küçük Sırlar önümüzdeki cumartesi akşamı resmen Star TV’de yayınlanacak artık...

Bu tür kardeş kanal transferleri şüphesiz ki bir step aşağıda bulunan kanalın işine daha çok yarıyor. Mesela Star TV Küçük Kadınlar, Geniş Aile ve şimdi eminim ki Küçük Sırlar ile önemli bir ivme yakaladı/yakalayacak yukarı doğru...

Ama bitmedi. Bir dizi daha geliyor kardeş kanala. Bunun tüyosunu da ilk benden duymuş olun. İsmi de cebimde ama işin tadını kaçırmayıp doğru takvimi bekleyelim isterseniz... Bu arada geçen hafta finali yapılan Umut Yolcuları’nın Kanal D’ye geçmesinden filan söz ediliyor. Netlikle biliyorum ki sadece bir temenni bu. Ama bazen her şey temenniyle başlar değil mi?

YENi BiR YARIŞMACI TİPİ OLUŞTU!

Hazır yarışmalardan girmişken bazılarının ilk bölümlerinde seçilen tip ve yüzlerin yarışmacıdan çok figüran olduğu konusunda kaygılarım artıyor... Bu konuda uzman olan Acun Ilıcalı, tipleri seçerken izlenebilir olmasına aşırı titizleniyordu. Belki onun da ilk programlarında kullanılan figüranlar daha sonra yerini iyi seçilmiş tiplere bıraktı. Bize biz kadar yakın ama bizden biraz daha izlenilir tiplerdi bunlar... Şimdi onun yolundan yürüyen Canlı Para da bir dönem sonra aynı hissiyatı yaratacak üstümüzde, bu kesin... Madem iş yapıyor, hani diyorum diğer yarışmalarda işin ajitasyon boyutunu düşünüp yarıştırdıkları vatandaşları böyle sık eleyip ince dokuyarak seçseler. Hani yarı dizi yarı yarışma izlemek özellikle bizim millet için daha bir tercih nedeni şu aralar...

Hoca mı komedyen mi?

Cüppeli Ahmet Hoca’yla Sohbetler (Flash TV) programında hoca Kelime-i Şehadet’ten bahsederken; “İşte bilirsiniz Eşhedü diye başlar ve devam eder” diye bir tanımlama yapıyor... Bu bir tarz olarak değerlendirilebilir ama kendisinin ilmi olduğu kabul edilirken, onun bu kimi zaman meseleyi hafifleştiren tarzı inançlı kesimlerin canını sıkabiliyor... En azından hoca sıfatı taşıyan birinin, dinin ince detaylarını anlatırken diline dikkat etmesi şart. Aksi takdirde hocalıktan çıkıp komedyenliğe konumlanıyor işte! Bilmiyorum, kendisi de böyle mi istiyor?

Oyum jüriye gidiyor!

Yetenek Sizsiniz Türkiye (Show TV) yarışmasının ısrarla Berlin’de devam eden elemelerinden anladığım bir şey var ki, bu yarışmada asıl yetenek şovu jüri arasında sergileniyor... Ali Taran’ın doğal mizahını bir kenara koyarsak sırf Hülya Avşar’ı çileden çıkarmak adına Acun Ilıcalı’nın “yetenek” tespitleri çok eğlenceli... Birinin ak dediğine diğeri mutlaka kara diyor. Sanırım işi eğlenceli kılan da bu. Bu yüzden bir halk oyum varsa ben SMS tercihimi jüriden yana kullanmak istiyorum... Unutmadan, Hülya Avşar’ın her hafta değişen imajına dikkat ettiniz mi hiç? Mesela bu haftaki kıvırcık saç kendisine en az bir 10 yıl kadar kıyak çekmişti; benden söylemesi!

O kameralar olmasa ne olacak?

Bayram bültenlerinin kurtarıcısı yine kaçan boğa ve danalar, yine güvenlik kameralarının kayda aldığı kaza, hırsızlık ve kavga olayları oldu... Bu meseleler içinde giderek netleşen bir şey var. Artık kentlerin bütün detaylarına konuşlandırılan merkezi güvenlik kameraları MOBESE’ler ve dükkanların güvenlik kameracıkları birer haber muhabiridir... Haberi onlar sayesinde izliyor, olanlara şahitlik filan ediyorsak; duruma başka da bir isim koyamayız sanırım...