'Çapkın erkekler İspanya'da, şiirseller Hindistan'da'

Arzu Çağlan'ı 17 yıldır Best FM'de yayınlanan 'Arzu'nun İnleyen Nağmeleri' programıyla tanıyoruz. Gezmeyi seven, dünyanın farklı şehirlerini keşfe çıkan radyocu gördüğü 9 Avrupa kentini 'Bir Gezginin Anıları' adlı kitabında topladı

a
a
Cumartesi, 06 Kasım 2010 - 05:00


'Çapkın erkekler İspanya'da, şiirseller Hindistan'da'

Röportaj: Merve Özaytekin

mozaytekin@posta.com.tr

Barcelona, Roma, Napoli, Paris, Stockholm, Kopenhag, Viyana, Amsterdam ve Madrid’te yaşadıklarını sıcak bir dille anlattı.

Arzu Çağlan “Avrupa’da ucuz otellerde kaldım, yemeğe ise bol para harcadım. Çünkü eğlence ve geyik, en dandik otellerde” diyor. Çoğumuzun elinden düşmeyecek olan kitabı ve Arzu Çağlan’ın Avrupa serüvenini konuşmak için Cihangir’de buluştuk.

Sizi radyocu olarak tanıyoruz. ‘Seksi Şey’ adlı bir romanınız, ‘İnleyen Nağmeler’ adlı da bir derleme kitabınız var. Gezgin olma ve Avrupa’nın 9 şehrini kaleme alma fikri nereden çıktı?

Roman yazacaktım, enerjim yetmedi. Gezi, yemek ve yaşama kültürü hakkında kitaplar okumayı seviyorum. Okuduklarımı ve gittiğim yerleri programımda anlatıyordum. Dinleyiciler not etmek istiyor ama kaçırıyorlar, “Bir kitap yazsana” diyorlardı. Sonunda bir gezi kitabı yazmaya karar verdim. Ve anladım ki dünyanın en keyifli işi bu.

Kitaba neden sadece 9 Avrupa şehrini aldınız? Niye bu şehirler?

Budapeşte, Prag, Venedik, Floransa gibi pek çok şehre gittim. Ama bu şehirler bende yazma duygusu uyandırmadı. Sadece bu 9 şehir bende o duyguya neden oldu. Yazdığım kentlerin bazısına son 5 yılda birkaç kez gittim.

Gitmeden önce okuyarak hazırlanıyorsunuz herhalde.

Hayır. Sadece bir ipucunun peşinden gidip o şehri keşfederim. Herhangi bir romanda okuduğum bölüm, sinemada seyrettiğim bir sahne beni o ülkeye götürür. Çocukken de öyleydi. Alain Delon’un sonunda pardösüsüyle yürüdüğü bir film vardı. Babama Alain Delon’un o pardösüyü nereden aldığını sormuştum. Paris’e gidip o sahnenin çekildiği yeri buldum. Filmin adını hatırlamıyorum ama binalardan, Alain Delon’un yürüyüşünden kafama o sahne kazınmış.

Ucuz otellerde kalıp parayı restorana veriyormuşsunuz, neden?

Çünkü dandik otellerde eğlence ve geyik çok. Yemeğe verdiğim paraya da hiç acımam. Otel ikinci planda. Bir şehre 5 gün kalmaya gidiyorsam, niye hamburger, pizza yiyeyim? Ama 10 kişinin bir arada kaldığı hostelde de kalmıyorum. Zaten bir şehirle iyi frekans yakaladıysam orayı yazmam için bir gün bile yeter.

Bütçenizi nasıl ayarlıyorsunuz?

Dönünce aç kalarak. Harcıyorum, sonra da kart ekstrelerini ödüyorum.

Yemeğini yiyemediğiniz şehir hangisi?

Genelde Orta Avrupa ülkelerinde yemekler kremalı, domuz etli ve çok yağlı. Örneğin Viyana’da yemeği pek sevmedim. Madrid’te deniz salyangozunu yiyemedim. Bir de o salyangoz masamızdaki bir arkadaşımızın kravatına fırlamıştı, unutamıyorum. Fransızlar’ın at etini, atlar aklıma geldiği için ağzıma süremiyorum. Ve yine Fransızlar’ın, kıymalı, üstüne çiğ yumurta konarak yenilen tartar’ının yanına yaklaşamıyorum. Onun dışında pek çok yemeği denedim, Fransızlar’ın kanlı sosisi ‘boudin noir’ı bile...

‘Ye, Sev, Dua Et’ adlı kitap dünyada satış rekorları kırdı. Filmi de yapılan kitabın başkarakteri Elizabeth Gilbert kendini keşfetmek için İtalya, Hindistan ve Endonezya’ya gidiyor. İtalya’da çok yiyip kilo alıyor, Hindistan’da ibadet ederek ruhunu temizliyor, Endonezya’da ise aşkı yaşıyor. Siz böyle bir rota çizseniz dünyanın neresine giderdiniz?

Sadece dört ay yemek yiyeceksem Roma’ya değil, Barselona’ya giderdim. Barselona’da en sevdiğim yemek olan deniz mahsülleri hem taze hem lezzetli. Üstelik restoranlarda ne istersen, domatesli ekmek ve patates kızartması ile geliyor. Benim gibi çakma gurmeler için sade ama lezzetli tarifler bunlar. Ancak İspanyollar tatlı işinden pek anlamaz. Eh ben de çikolata ile idare ederim. Bunun Türkiye versiyonu olsa aklıma hemen Ayvalık gelir. Ayvalık’ta bir taş ev kiralar, kendimi bulana kadar yerdim!

Nerede dua eder, nerede aşkı yaşardınız?

Kapadokya’nın bir köyü olan Ayvalı’da ibadet ederdim. Köyün girişinde minik bir cami ve evlerin arkasında baharda çiçek bezeli bir tepe var. Kendimle manevi bir sorgulamaya girersem o köyde bir eve kapanabilirim. ‘Sev’ bölümünü de kesinlikle Buenos Aires’te yapardım. Henüz gitmedim ama araştırdığım kadarıyla aşk ve erotizmin dünyada en yoğun yaşandığı şehir. Zaten beni tango tedavi edemezse hiç bir şey edemez!

Gittiğiniz yerlerde kısa flörtler yaşar mısınız?

Yurt dışında kısmetim hep açıktır. Çünkü sadece 5 gün kalıyorum. O kadar sürede Türkle de aram iyi olur. Sonuçta arkadaş oluyorsun. Ama genelde kısa süreli ilişkiler yaşamayı sevmem.

Yurt dışında hayatınıza kimse girmedi mi? Çılgınlık olarak değerlendirdiğiniz bir ilişki yaşadınız mı?

New York’ta tanışıp bir hafta içinde evlenmeye karar verdiğim biri oldu. Herhalde yurt dışında yaptığım en büyük çılgınlık da onunla tanıştıktan sonra işi bırakmaktı. Ama evlenemedik.

Neden?

Mesleğimi bırakıp yeni bir hayat kurmayı gözüm yemedi. Artık o benim için eski hikaye, ayrıldık. Bir başkasıyla da mektup arkadaşı kaldık.

Size en çok hangi şehirde asıldılar? Kadınlığınızı en çok hangi şehirde hissettiniz?

İspanya’da... İnsanı boğmadan sarkıntı oluyorlar! Hormon seviyesi düşen kadın varsa hormon ilacına gerek yok, direkt İspanya’ya gitsin. Hintliler de bu konuda iyi. Kafalarında cinsellik yok. Asılmaları eski usul, evli bile olsalar kadının gözlerine bakıp “Tanrım evliyim ama hayat, bana sizi de eş olarak verebilirmiş hanımefendi” gibi şiirsel laflar ediyorlar.

Size en enteresan şekilde asılan kimdi?

Paris’te ve Budapeşte’de masama şampanya yolladılar. Budapeşte’de 4 Romen futbolcu masama içki yolladı mesela. “Yav ben şarkıcı mıyım?” deyip çok güldüm. Tabii böyle esprili yaklaşınca o insanlarla kanka oluyorsun!

Yurt dışında tek başına dolaşmak avantaj mı yani?

Tabii. İki kadın olunca asılmalar azalıyor!

Arzu’nun Avrupası!

En ucuz şehir: Barselona

En pahalı şehir: Stockholm

En lezzetli yemek yediğin şehir: Napoli

En pis şehir: Berlin

En seksi şehir: Barcelona

En seksi olmayan şehir: Viyana

En yaşanılası şehir: Barselona ve Madrid

En iyi alışveriş şehri: Roma

(30.10.2010 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır.)

3