Cebime dokunma reklamcı

Cumartesi, 07 Mart 2015 - 05:00

Cep telefonuma gelen reklâmlardan gına geldi! Adımı, işimi, çocuklarımın okuduğu sınıfı, evli olduğumu, cinsiyetimi, oturduğum semti bilerek, bu kriterlere göre cep telefonu numarama dakikada 15 tane reklâm mesajı ve otomatik ses araması gelmesinden çok bıktım. Günde 5 kez pizza ısmarlamıyorum, hayır, devre mülk yazlık almak istemiyorum, namaz kılmayı öğreten seccadeye ihtiyacım yok, bizim zamanımızda aileden öğrenilirdi dua, namaz, örf, adet, gelenek, görenek. Ve hayır, Teog için 7 tane değişik dershaneye gönderecek çocuğum yok.

Banka kartı komisyonu ödememek için ‘aracı kurum’ kullanmayı da düşünmüyorum, gidip bankaya dilekçe veririm. Ve siz beyefendi, arkadan gelen telsiz sesine rağmen polis, başkomiser değilsiniz! Her mağazanın indirim günlerinden de haberdar olmak istemiyorum, ihtiyacım olursa, çıkıp alırım. Kapalıçarşı’daki altın fiyatlarını cebimden takip etmek derdinde değilim, dolar ve euro fiyatını da. Mahalledeki manav bile, domates fiyatını sms ile bildirmeye başladı! İstediğim tek şey, beni rahatsız etmemeniz! Cep telefonum bana ait, size değil. Bu konu artık kontrolden çıktı. Önce GSM servis sağlayıcı şirketi, sonra da tek tek sms gönderenleri arayıp kendimi listelerden çıkarmaya çalışacağım. Başarırsam yazarım.

Buyrun Kadın Sineması’na!


Bu yıl “Kadınların Sineması, Kadınların Direnişi, Direnişin Sineması” diyen Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali, 13 Mart Cuma günü İstanbul’da başlayacak. 27 Nisan’a kadar sürecek gezici festival 13-22 Mart’ta İstanbul’da, 28-29 Mart’ta Denizli’de, 4-5 Nisan’da Muğla-Bodrum’da, 11-12 Nisan’da Diyarbakır’da, 18-19 Nisan’da Adana’da, 25-26 Nisan’da İzmir’de olacak. Geliri Şengal ve Kobane kamplarındaki kadınlara ve çocuklara aktarılacak olan festivalin biletleri Mart ayında izleyiciyle paylaşılacak. ‘Cinsiyetçiliğin, şiddet ve ayrımcılığın olmadığı bir yaşam düşü’ ile yapılan Filmmor festivalinin bu yıl da dikkat çeken bir film seçkisi var. Sinemaseverler kaçırmasın.



ÇOCUKLAR İNSANDIR


Bir Yaşar Kemal geçti bu ülkeden... Ardından ne yazsak az kalacak bir usta edebiyatçı... Elimde, Yapı Kredi Yayınları’ndan 2013’de çıkan kitabı ‘Çocuklar İnsandır’ ile oturuyorum koltukta... 1970’li yıllarda İstanbul’un sokak çocukları ile Yaşar Kemal’in yaptığı röportajlara, yine iki büyük ustanın, Turhan Selçuk ve Ara Güler’in karikatür ve fotoğrafları eşlik ediyor. Elimde bir hazine var sanki. Özene bezene hazırlanmış, her açıdan Yaşar Kemal’in yüreği kadar büyük duygular taşıyor kitaptan. Yaşar Kemal’in “Çok iyi bir roman yazsam, bunun kadar sevmezdim” dediği röportaj çalışmasının kitaplaşmış hâlinde ünlü yazarın Cumhuriyet Gazetesi’nde 1975 yılında yayınlanan, Kemal Özer’e verdiği ‘Çocuklar İnsandır’ başlıklı röportaj da var. Orada; “Benim röportajlarıma, hikâyelerime bakarsan, ağırlığı olan iki insan tipi var. Biri çocuklar, biri yaşlılar. Ben çocukları çok severim. Onları anlamaya çalışırım sevmekten daha çok” demiş Yaşar Kemal. Hepimize hem öğüt vermiş, hem ders vermiş, hem de güpgüzel bir kitap bırakmış. Ruhu şad olsun.



AVARELİK BAHARDAN MÜTEVELLİT


Bahar geliyor. Yine. Yeryüzü ağaçlarını çiçeklendiriyor. Koyunlar kuzularını, kediler yavrularını, anneler bebeklerini emziriyor. Mutlu olmak için, gelen mevsime bakmak yeter aslında. Erik ağaçlarını, yeşil tomurcukları, açan güneşi, gökyüzündeki leylekleri, tezgâhlarda bereketi görmek yeter. Oysa ki, biz baharı yine görmezden geliyoruz bu yıl. Aklımız fikrimiz Haziran’daki seçim olmuş. Mecbur kalmışız zor seçimlere. Gündem denilen bir canavarımız var kaderimizde... Erik dallarını yiyor, kuzuları tekmeliyor, tezgâh bereketini enflasyona hediye ediyor, kedilere ‘kışt’ diyor. ‘Bırakmayacağım yakanızı, sıradan mutluluklarınıza izin vermeyeceğim, daha çok çekeceğiniz var benden!’ diyor. Senden nefret ediyorum gündem ve seni seviyorum ilkbahar. Yüzümü güneşe dönmek, göğsümü sıkan gündemin elini silkip atmak istiyorum. Çünkü ben sıradan bir insanım. Sıradan mutluluklarım var. Kek yapmak, kuşlara ekmek kırıntısı bırakmak, vapura binmek, arkadaşımla kahve içmek, film izlemek yetiyor azıcık mutlu olmama. Bunlar biter bitmez yine ‘gündem’ görmek istemiyorum çünkü bahara haksızlık, çünkü bana haksızlık, çünkü sana da haksızlık. Amma velâkin mümkün olamıyor içinde yaşadığın ülkeden soyutlanmak. O zaman yapılacak bir tek şey kalıyor; bahara kaçmak. Önümüzdeki güzelim mevsimin kıymetini bilmek. Hayatımızın zaten uçup gittiği bu ülkede, baharı kaçırmayın bari. Gönlünüze cemre düşsün.