Çekidüzen

Salı, 20 Temmuz 2010 - 05:00

Dokunulmazlık zırhı sadece hırsızlar için mi? Biz sadece hırsız kovalamakla mı yükümlüyüz?

Ettiği yemini unutan bir sürü şerefsiz, yıllardan beri bölücülük yapmıyor mu?

Her konuşmasında suç işleyen hatipler, dokunulmazlık zırhına bürünüp adaleti sömürmüyor mu?

En basitinden, meyhanede aşka gelip havaya ateş eden milletvekili, aynı dokunulmazlığa güvenmiyor mu?

*

Bütün bunlar dururken, dokunulmazlığı sırf yolsuzluk eksenine oturtmak, sığ bir düşüncedir.

Blöf peşinde koşanlar zannediyorlar ki dokunulmazlık kalkarsa sadece hırsızlar hesap verecek. Hayır...

Hırsızlarla birlikte küstahlar, terbiyesizler, müfteriler, küfürbazlar, düzenbazlar, komplocular, şantajcılar, hepsi birden hesap verecek.

Bölücüler, teröre yataklık edenler, hepsi ama hepsi hesap verecek.

Bu bakımdan dokunulmazlığın kalkmasını yürekten diliyorum.

Her kürsüye çıkan, on parmağındaki on karayı oraya buraya süremez... Her mikrofonu kapan, yedi düvele çamur atamaz. Özellikle grup toplantıları, hakaret yarışına dönüşemez.

Böylece, herkes terbiyeli olur.

Ola ola da terbiyeli kalmaya alışır. Aksi halde çuval dolusu tazminat öder.

*

Kılıçdaroğlu’nun başlattığı dokunulmazlık tartışması çok yerindedir. Ama sırf hırsız kovalamak derdindeyse, bu yetmez. Siyasi ahlâk’ın büyük bir onarım geçirmesine öncülük de etmelidir.

Düzen’e çekidüzen...