Çelik: Hayati Yazıcı'ya şaşırdım

Yeni kabineyi değerlendiren AK Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, 'Gelenlerde sürpriz bir isim olmadı. Ama Hayati Yazıcı'nın kabine dışı kalmasına şaşırdım' dedi

Çelik: Hayati Yazıcı'ya şaşırdım

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, yeni kabineyi değerlendirdi.

'YENİ DEĞİL, YENİLENMİŞ BİR KABİNE'

Yeni kabineyi değerlendiren Çelik, ''62. hükümette görev alan arkadaşlarımı tebrik ediyorum öncelikle. Daha önceden devam eden arkadaşımız var ama 3 arkadaşımız kabine dışı kaldı 4 arkadaşımız kabineye dahil oldu. Ben hayırlı olmasını diliyorum ve tebrik ediyorum. AK Parti 2002 Kasım'ından beri aralıksız olarak iktidardadır. Hep tek partiye dayalı hükümetler oldu. Aslında buna yeni bir kabine demek pek doğru olmayabilir yenilenmiş bir kabinedir. Ama başbakan değişince o hükümet teknik olarak yeni bir hükümettir'' dedi.

'HAYATİ YAZICI'YA ŞAŞIRDIM'

Yeni kabineyi değerlendiren Çelik, 61. hükümetin Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı'nın kabine dışı kalmasına şaşırdığını belirterek şöyle konuştu:

Sizi şaşırtan bir isim oldu mu?

Gelenlerden şaşırtan bir isim olmadı ama ben Hayati Yazıcı'nın kabine dışı kalmasına şaşırdığını ifade etmek isterim. Tabi hangi münazaralarla karar verildi ben iç yüzünü bilmiyorum. İşini çok ciddiye alan pratik çözümleri olan, ticaret erbabına çok yakın olan bir isim.

Sayın Beşir Atalay?

Hocam deriz biz kendisine. Beşir hoca hep kabinede olmuş bakanlardan birisidir. Beşir bey soğukkanlılığıyla ve abi pozisyonuyla gerçekten hepimizin üzerine hakkı olan ve partide önemli hizmetleri olan bir insandır. Eski başlayanların hepsi değişiyorsa Ali Babacan da değişebilirdi diye sorulabilir. Sayın Babacan bakan olduğu zaman 33 yaşındaydı. Sayın Babacan hem iç hem dış piyasaların ekonomik istikrarın sembol isimlerinden birisi olarak kabul ettiği bir bakan. Elbette ekonomi gemisinin süvari kaptanı sayın Başbakandı. Ama hiç şüphe yok ki ekonominin çarkçı başı Ali Babacan'dı.

Maliye Bakanı da değişmedi...


Ekonomide hiçbir şey değişmedi. Bundan sonrada ben inanıyorum ki biz Beşir hocanın ilmi birikiminden, kişiliğinden onun tecrübelerinden partinin en üst düzeyde yararlanacağına inanıyorum.

Genel merkezde olabilir mi?

Ona yeni Başbakan karar verecek tabi. İlle de birinin partide hizmet edebilmesi için genel başkan yardımcısı veya bakan olması gerekmiyor.

Emrullah İşler eski Başbakan Yardımcısı...

Siyasette henüz birinci dönemi olan bir arkadaşımız kendisi. Daha önce sayın Başbakanın ekibinde çalışan bir arkadaşımızdı. Özellikle Arapçası çok iyi olan bir arkadaşımız. Böyle bir göreve getirildi. Takdir görevi verendedir. İnsanlar eğer bir şeyin peşinden koşarlarsa bana verin derlerse bu çok itici gelir. Bugüne kadar hiçbir göreve talip olmadım. Sizde bir cevher varsa sizin üstünüz olan insan tarafından bunun takdir edilmesi gerekiyor. Emrullah bey siyasette daha uzun yılları olan arkadaşımız.

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan sayın Erdoğan'ın yakınındaki isimlerden biriydi. Başbakan yardımcısı olunca Beşir Atalay'dan görevi devralacak isim mi oldu soruları geldi akla...

Sayın Başbakan bu görev dağılımını yaparken ne takdir eder bilemem ama sayın Beşir Atalay'ın yürüttüğü görevleri sayın Yalçın Akdoğan yürütecek gibi görünüyor. Sayın Emrullah İşler'in daha önce üstlendiği konuları da sayın Numan Kurtulmuş yürütecek gibi görünüyor. Yalçın Akdoğan bir akademisyen aynı zamanda Kürt meselesinin arka planını bilen arkadaşlarından birisi. Çözüm sürecinde de meselenin ortasında olan isimlerden birisidir. Ben Yalçın beyin meseleye derinlemesine vakıf olduğuna inanıyorum. Başbakanın sürekli yanında olması hasebiyle Suriye ve Irak meselelerine çok vakıf. AFAD'ın en önemli hizmet alanı bu Suriyeliler meselesidir son dönemde. Muhtemelen Yalçın bey bu görevleri de üstlenir.

Yeni Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu...

Sayın Mevlüt Çavuşoğlu benim siyasete kazandırdığım arkadaşlardan birisidir. 1999'da ilk milletvekili olduğumda Mevlüt bey genç bir STK'nın içindeydi. Ben orada kendisini tanıdım ve istikbal vadeden bir arkadaş olduğuna kanaat getirmiştim. AK Parti'yi kurduğumuzda sayın başbakan ben önerdim o da seve seve Mevlüt beyi kurucular kurulu arasına aldı daha milletvekili adayı oldu. Hem Antalya milletvekili olarak hem daha sonra üstlendiği görevler itibariyle işinin hakkını veren bir arkadaşımız. Avrupa Konseyi gibi 47 ülkenin üye olduğu bir parlamentoda iki dönem başkanlık yaptı. Mevlüt beyin Avrupa Birliği Bakanı olmadan önce böyle birikimi var. Orayı çok iyi bilen, çok iyi ilişkileri olmuş bir arkadaşımız. Dışişleri bakanı olması çok isabetlidir. Hep Hakan beyin adı geçiyordu ama kendisinin bu arada MİT'in başında olması çok önemlidir. MİT müsteşarı olarak çok önemli görevler ifa etmiş bir arkadaşımızdır.

Yeni Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bey...

Volkan bey bizim diplomat arkadaşlarımızdandır. Bizzat işin içinde mutfağında olan bir arkadaşımızdır. Hem diplomat tecrübesini hem dışişleri komisyon başkanlığı gibi önemli bir görev yaparken biriktirdiği tecrübeleri buraya taşıyacağına ve çok iyi bir Avrupa Birliği Bakanı olacağına inanıyorum.

Nurettin Canikli’de gümrük ve ticaret bakanı oldu.

Milletvekili olmadan önce İstanbul defterdarıydı. Ticaret hukukunu çok iyi bilen, ithalat ihracat rejimlerini çok iyi bilen arkadaşımızdır. Nurettin Bey 5 kişilik grup başkan vekili arkadaşlarımıza da ağabeylik yaptı bir nevi. Meclis’te çok hizmeti olan bir arkadaşımızdır. Ben Hayati Bey’in kabine de olmamasından dolayı burukluğunu ifade ettim. Ama Nurettin Beyi’n de Hayati Bey’in boşalttığı yeri çok rahat doldurabileceğine tanıklık edenlerdenim.

MKYK toplantısı yapılacak bugün çünkü MYK Genel Başkan’ın değişmesi ile birlikte görevlerini bıraktı. Hüseyin Çelik diye sorayım önce?

Genel başkan değişince zaten MYK üyelikleri düşer. Yeni gelen genel başkan MKYK üyeleri içinde 50 kişilik kurul içinden çünkü onlar seçilmiş olan isimlerdir. MKYK içinde olmak kaydıyla Sayın Başbakan kendisinin çalışacağı bir ekibi belirleyecektir. Kimin devam etmesini, kimin noktalamasını ister kendi takdiridir. Değişikliklerden sonra soru sorarsanız yorumlarımı söylerim. Bakın herkes her şeyi söyledi ama kabine dışı kalan arkadaşımız 3 kişi oldu. Sayın Numan Kurtulmuş Bey bakan olduğu için onun yerine biri atanacak.

Dünkü devir teslim köşkünde Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir önceki Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’le ilgili söylediği ‘Bundan sonra kendisinin bilgi ve birikiminden faydalanmaya devam edeceğiz’ sözlerinden siz ne anladınız? Sayın Gül’ü Esenboğa’da uğurlamaya giden sizin de aralarında bulunduğunuz AK Parti’nin önemli isimlerinin o fotoğrafı ne anlatıyordu?

Abdullah Gül’ü tanımlamama burada bir daha gerek yok. AK Parti’nin kurucularından asli unsurlarından birisidir. Sayın Başbakan’ın yol ve kader arkadaşıdır. Abdullah Gül, Beşir Atalay, Bülent Arınç, Abdülkadir Aksu bunlar bu partinin ağabeyleridir. Son zamanlarda birileri sanki Sayın Başbakanı severken Sayın Gül’e karşı olmak zorundaymış gibi davranabilir ama Sayın Başbakan ve Sayın Gül böyle bir sığlığa hiç düşmemiş ve düşmeyeceklerdir. Bu iki insan birbirinin rakibi değil tamamlayıcı unsurlarıdır. Birini severken diğerinden nefret etme gibi bir tavrımız olamaz. Dün havalimanında hepimiz vardık ki biraz spontane gelişen bir şeydi. Yoksa bütün arkadaşlarımız olurdu orada. Elbette Türkiye'ye vereceği daha çok hizmetler var. Sadece oturup hatıralarını yazan torunlarını seven bir Abdullah Gül’ü kimse beklemesin. Elbette Tayyip Erdoğan’la yol arkadaşı olacaktır, kol kola olacaktır. Biz Tayyip Erdoğan’ı da Abdullah Gül’ü sıfatlarının dışında ağabey olarak görüyoruz. Dolayısıyla Sayın 11. Ve 12. cumhurbaşkanlarımızın dün yaptıkları devir teslim töreninde yaptıkları konuşmalar hepimizi duygulandırdı. Onlar orada rol yapmadılar çok samimi olduklarına inanıyorum. Bundan sonrada Abdullah Gül bu bütünün bir parçasıdır.

Dün gerilimli bir ortamda başladı yemin töreni. Fırlatılan bir iç tüzük vardı ve CHP tepkisini ortaya koyarak yemin töreninde bulunmadı. Önümüzdeki dönemde cumhurbaşkanı ile muhalefet ilişkileri konusunda yeni bir sayfa açılabilir mi?

50 kere denemiş bir şeyi bir kere daha deneyerek sonuca ulaşamazsınız. Bu yöntem denenmiştir ve başarısız olmuştur. Sayın Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçildiği dönemi hatırlayın Cumhuriyet Halk Partisi ayağa kalkmadı. Hep kaybeden CHP oldu. Nezaket gereği, devlet adabı gereği saygı. Cumhurbaşkanı, siz beğenin beğenmeyin oradaki tavır yüzde 52’lik vatandaşın oyuyla cumhurbaşkanı seçilen bir insan var. Ona yapılan bir ayıptır. Bir darbenin getirdiği bir cumhurbaşkanı değil, CHP’nin himmeti ile de olmamış. Millet Recep Tayyip Erdoğan’ı seçmiştir. Bunu kabullenmek bir erdemdir. ‘İçtüzük kitabı fırlattı’ dediniz ben dün bir tweet attım Engin Altay CHP Grup Başkanvekili olarak Meclis başkanlığının ve Sayın Başbakan’ın anayasayı çiğnediğini iddia ederek söz istiyor. Fakat orada atılan anayasa kitapçığıydı. Meclis içtüzüğünün bulunduğu kitabın içinde anayasada vardır. Siz anayasayı önemsiyorsanız bu tavrınızı değiştirin. Sayın Başbakan’ın yani cumhurbaşkanımızın ayın 15’inden itibaren başbakanlık yapmaması, AK Parti kongresine katılmaması gerektiğini iddia ettiler ve Sayın Atilla Kart, Yargıtay Cumhuriyet başsavcılığına gitti. Yemine edip mazbatasını alana kadar siyasette bulunabilir, Başbakanlık’ta görevlerini icra edebilir buna mani bir hal yok. İşinize geldiği zaman ‘Yargının kararı’ diyeceksiniz, hukuk devleti’ diyeceksiniz ama sizin saplantılı yargılarınız söz konusu odluğu zaman hukuk filan bir tarafa gidecek. Sayın Ahmet Necdet Sezer, Sayın Abdullah Gül’ün önüne 367 engeli koyulduğu zaman cumhurbaşkanı süresi sona ermiş bir cumhurbaşkanıydı. Fakat 4 ay boyunca makamı işgal etti. Niye işgal etti çünkü anayasa gereği görev süresi bittiği anda oradan ayrılmalıydı, yeni cumhurbaşkanı seçilinceye kadar da TBMM başkanı oraya vekalet etmeliydi. Sen aslında 4 aydır orada fazladan oturuyorsun, oturmaman gerekiyor burası bir hukuk devletidir demediler.

Devir teslim töreninde Sayın Cumhurbaşkanı’nın ve Anıtkabir’de yazdığı mesajlarda öne çıka bir yeni Türkiye vurgusu var. 23 Nisan 1920’de ilk kurucu meclisteki ruhu da yakalamak şeklinde. Eski Türkiye'de hiçbir artık yoktu, her şey yeni Türkiye'de?

AK Parti kurulduğu gün şunu söyledi; artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Eskiden devlet kutsal bir güçtü, vatandaşa tepeden bakardı. Millet devlet için vardı. İdeolojisi olan ve bunu halka dayatan, insanları forma şekle sokmaya çalışan, insanlara hürriyetleri bir lütuf gibi veren bir devlet anlayışı vardı. 1923’le 1920 arasındaki temel fark şudur; 23 Nisan 1920’de birinci meclis var. Birinci mecliste başını Hüseyin Avni Ulaş’ın çektiği Mehmet Akif’in de içinde bulunduğu muhalif bir grup var. Bugünkü Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir ön prototipi olan o günkü zihniyetin muhalifiydiler. 1923’te bunların teki dahi yoktur. Birinci Meclis çoğulcuydu, ikincisi çoğunlukçu bir Meclis’ti. 1923’ten sonra tek tipçilik başladı. Sayın Başbakan’ın işaret ettiği budur. Bugün çözüm sürecinin ana karakteri 1920 ruhuna dönmektir.

Yeni Türkiye vurgusunda AK Parti’de yeni bir parti mi?

AK Parti işleyen bir vücuttur. Değişmeyenler ölüler ve delilerdir. Vücut hücre değişimi yapmazsa bu sağlıklı bir insan değil demek. AK Parti’de günün şartlarına ve ihtiyaçlarına göre ama esas misyondan sapmadan bizimde yeni politikalar geliştirmemiz gerekiyor. Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendisini yenileyememesinin ve 1940’ta takılıp kalmasının sebeplerinden biri bu. Yeni Türkiye ve sürekli yenilenen AK Parti. Ağacın kökü aynı, gövdesi aynı gövde ama budanması gereken yerleri budarsınız. O ağacın karakteristik özellikleri değişmiyor, muhafazakar demokrat AK Parti aynen devam ediyor. Ama Türkiye'nin ihtiyaçları, dünyadaki değişim ve gelişim süreci göz önünde bulundurularak değişerek gelişmek, gelişerek yola devam etmek esastır.