Cem Garipoğlu: Neden bu kadar soru soruyor

Cuma, 26 Şubat 2010 - 16:18

Cem Garipoğlu: Neden bu kadar soru soruyor

Münevver Karabulut’un katil zanlısı olarak yargılanan Cem Garipoğlu, olaydan pişmanlık duyduğunu belirterek, "Keşke böyle bir suçu işlemiş olmasaydım. Keşke Münevver Karabulut’un yerine ben ölseydim" dedi. Öte yandan savcı, 3 kişinin tahliyesini istedi. Tahliye taleplerini reddeden mahkeme heyeti, duruşmayı 30 Nisan'a erteledi. Cem Garipoğlu Adli Tıp Kurumu'na sevk edilerek 3 haftayı geçmeyecek şekilde müşahadeye tabi tutulup, akıl sağlığının yerinde olup olmadığı konusunda karar alınacak.

Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada savunmasını yapan Cem Garipoğlu, çocuk ağır ceza mahkemesinde verdiği ifadesinin geçerli olduğunu bildirdi.

Münevver Karabulut ile sevgili olduklarını, Karabulut’un olay öncesinde de bir kaç kez evlerine geldiğini ve her seferinde arka kapıdan içeri girdiklerini öne süren Garipoğlu, olay günü de eve arka kapıdan girdiklerini, evde bulundukları sırada lavaboya girince cep telefonuna baktığını ve "Canım", "Sevgilim" gibi kelimelerin yazılı olduğu mesajları gördüğünü ifade etti.

Garipoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Münevver’e bu mesajların ne olduğunu sordum. Bana ’mesajların önemi yok seni seviyorum’ dedi. Yine ısrarla sorunca ’Babam mısın, niye soruyorsun?’ dedi. Bunun üzerine tartıştık. Cinnet gibi bir şey geçirdim. Kendime geldiğimde yerde yatıyordu. Ölmüş olduğunu anladım. Kendimi öldürmek istedim ama yapamadım. Münevver’in cesedini bavula sığdıramayınca koşarak nalbura gittim ve testere satın aldım, eve dönüm. Daha sonra korsan bir taksi çağırdım. Bavulu ve gitar kutusunu alarak taksiye bindim. Etiler’de çöpe attıktan sonra bir alışveriş merkezine gittim. Orada tanıdıklarla karşılaştım. Sonra da eve döndüm."

Garipoğlu, eve geldiğinde annesinin kanlı çamaşırlarla ilgili sorular sorduğunu ancak bu soruları geçiştirdiğini ileri sürerek, daha sonra eve gelen babasına dışarı çıkmak istediğini söylediğini ve dışarı çıktıklarını anlattı.

Olaydan sonra saklandığı yerden kendisini avukatı Aytekin Kaya’nın gelip teslim aldığını ifade eden Garipoğlu, "Pişmanım. Keşke böyle bir suçu işlemiş olmasaydım. Keşke Münevver Karabulut’un yerine ben ölseydim" dedi.

Garipoğlu, mahkeme heyeti başkanının "Aranızdaki tartışma eve geldikten ne kadar sonra başladı? Münevver Karabulut’un telefonuna ne oldu?" şeklindeki soruları üzerine, tartışmanın ne zaman başladığını ve Karabulut’un telefonuna ne olduğunu hatırlamadığını söyledi.

Başkanın "Chatleşmeniz sırasında Münevver Karabulut’a bir sürprizden bahsediyorsun. Bu ne sürprizi?" demesi üzerine de Cem Garipoğlu, bunun normal yemek gibi bir sürpriz olduğunu öne sürdü.

Hakimin sorusu üzerine testereyi ne kadara satın aldığını, fiş alıp almadığını hatırlamadığını iddia eden Garipoğlu, cesedi çöp konteynerine attığı sırada yanında kimse olmadığını iddia etti.

Karabulut ailesinin avukatının evin tüm katlarında kan izleri bulunduğunu hatırlatarak, bunun nasıl olduğunu sorması üzerine de Cem Garipoğlu, olayın mutfakta gerçekleştiğini, Karabulut öldükten sonra panik içinde olduğu için onu evin diğer odalarına götürmesinin mümkün olmadığını, olaydan sonra paniklediği için kanı kendisinin her yere bulaştırmış olabileceğini ancak bunun nasıl olduğunu tam olarak hatırlayamadığını kaydetti.

Saklandığı dönemde babasından "Her türlü teması yaptıklarını, korkmadan teslim olmasını istediği ve çıkacak afla birlikte serbest kalacağı" ifadelerini içeren bir mektup alıp almadığı da sorulan Garipoğlu, kendisine böyle bir mektup ulaşmadığını iddia etti.

Olay günü testereyi nasıl kullandığı da sorulan Garipoğlu, her şeyin bir anda olduğunu, nasıl olduğunu kendisinin anlamadığını savundu.

Avukatın "Münevver Karabulut’u kesmeye neresinden başladın?" diye sorduğu Garipoğlu, "Bu konu hakkında konuşmak istemiyorum. Çok kötü oluyorum" dedi.

Garipoğlu, müdafi avukatının "Daha önce temizlik yapmış mı? İnsan vücudunda kaç litre kan olduğunu biliyor mu?" soruları üzerine de daha önce temizlik yapıp yapmadığını hatırlamadığını söyledi. Bunun üzerine müdafi avukatı bir insan vücudunda 5 litre kan olduğunu vurgulayarak, bu kadar kanın eve yayılması durumunda bunun temizliğinin nasıl olması gerektiğinin düşünülmesi gerektiğini söyledi.

Avukatın bu sözleri üzerine Cem Garipoğlu, "Olayı tam olarak hatırlamadığımı söylememe rağmen karşı tarafın avukatı neden bu kadar soru soruyor, baskı kuruyor anlamıyorum" dedi.

Mahkeme başkanı da "Soru sorma hakları var. Onun için soruyorlar" karşılığını verdi.

Devamı 2. sayfada...

BABA GARİPOĞLU’NUN SAVUNMASI

Duruşmada savunmasını yapan Cem Garipoğlu’nun babası Mehmet Nida Garipoğlu da Almanya’da üniversiteyi bitirdiğini, dört yabancı dil bildiğini ve hukukçu bir ailenin oğlu olduğunu ifade ederek, Münevver Karabulut’u öldürmesinin mümkün olmadığını söyledi.

Oğlunun çok büyük bir hata işlediğini belirten Garipoğlu, "Zavallı Münevver’in annesi ve babası ne yapsa haklıdır. Oğlum, Karabulut ailesine, kendisine ve bize çok büyük cezalar verdi. Cezasını da uzun yıllar hapiste yatarak çekecektir. Yapacağı başka bir şey yok. Karabulut ailesine Allah sabır versin" şeklinde konuştu.

10 aydır sebepsiz yere tutuklu bulunduğunu öne süren Garipoğlu, bu olayın takdiri ilahi olduğunu kabul etmekten başka bir yolun olmadığını savundu.
Garipoğlu, bu korkunç olaydan dolayı Karabulut ailesinde bir trajedi yaşandığını ancak bir trajedinin de kendi ailesinde yaşandığını belirterek, medyanın baskısıyla tutuklandığını ve medya tarafından Garipoğlu ailesinin linç edildiğini iddia etti.

Garipoğlu, "Sanki tüm aile bu affedilmez cinayeti işlemiş gibi bir tavır alındı" dedi.

50 yaşında olduğunu, hayatında hiç kavga etmediğini, şiddete de çok karşı olduğunu vurgulayan Garipoğlu, "Bir cinayeti işlemek için bir sebebiniz olur. Ben Münevver kızımızın yüzünü hayatımda görmedim. Telefonda dahi sesini duymadım. Benim kızım yaşında, genç, pırıl pırıl bir kızı ben niçin öldüreyim?" şeklinde konuştu:

Olay günü belinden rahatsız olduğu için sürekli kullandığı tekerlekli çantayla evinden çıktığını, ofisine gittiğini, oradan da Lüleburgaz’daki fabrikasına geçtiğini, buradaki işinin ardından Avcılar’daki ofisine döndüğünü ve saat 22.30 sıralarında da evine döndüğünü anlatan Garipoğlu, şunları kaydetti:

"Cinayetin yarım saat içinde işlendiği iddia ediliyor. Böyle bir cinayet işlesem niye her şeyi yarım saate sıkıştırayım. Böyle bir şey olsa ortada delil bırakmam. Ortalık kan içinde bırakılmış. Böyle bir şey yapsam kanlı testereyi oğlumun dolabına mı bırakırım? Cesedi dağda, bayırda saklamak varken arabası, şoförlüğü olmayan oğluma mı kaçırtırım? Münevver’in kimliğini üstünde mi bıraktırırım? Cesedi Cem’in dedesinin oturduğu sokakta mı konteynere attırırım?"

İddianamede yer alan delillerin sadece varsayımlardan ibaret olduğunu, üzerinde kan lekesi bulunan iki pantolon ve iki içliğin delil olarak gösterilemeyeceğini, kamera görüntülerine de yansıdığı gibi sabah çıkarken giydiği kıyafetin aynısının akşam eve gelirken üzerinde olduğunu dile getiren Garipoğlu, "Üzerinde kan lekesi bulunan iki gömlek var. Kan lekelerinin aynı yerde olması için bu iki gömleği üst üste giymem lazım. Bu da mümkün dedğil" dedi.

Karabulut’un cesedinin bulunmasından üç saat sonra polislerin eve geldiğini ve çok sayıda delil topladıklarını vurgulayan Garipoğlu, toplanan kıl ve parmak izi gibi deliller arasında kendisine ait bir şeyin bulunmadığını söyledi.

Garipoğlu, "Olaydan sonra işim nedeniyle yurt dışına gittim. Eğer suçlu olsaydım dönermiydim? Adalet ve insafınıza sığınıyoruz. Tahliyemi ve beraatımı istiyorum" dedi.

Garipoğlu, müdafi avukatının sorusu üzerine, olay gecesi eve döndüğünde oğlunun kendisine sevgisiyle kavga ettiğini söylediğini, bunun üzerine birlikte dışarı çıktıklarını ve Beylikdüzü’ndeki lojmanlara gittiklerini belirtti.

Diğer tutuklu sanıklar Mehmet Karakayalı ve Habip Kurt’un kaldığı evin alt katındaki boş eve oğlunu götürmek istediğini ve evin anahtarını istedikten sonra oradan ayrıldığını anlatan Garipoğlu, şöyle devam etti:

"Bir saat sonra tekrar gelip Cem’i aldım. Bu sırada Karakayalı, Kurt ve Ahmet Batur’un olaydan haberi yoktu. Cem’i aldım, sonra sakladım. Teslim olmayı da kendi istedi. Münevver Karabulut’u öldürdüğünü tam lojmandan ayrılırken söyledi. Ben oğluma bugüne kadar yüzlerce mektup yazdım. Beylikdüzü’ndeki lojmanlara kolayca ulaşılabileceğini tahmin ettiğim için daha güvenli bir yere saklamak için oradan götürdüm."

Müdafi avukatının "Oğlunuzu gördüğünüzde üzerinde herhangi bir iz var mıydı?"sorusu üzerine Garipoğlu, oğlunun elinin ayasında çizik gördüğünü, bunun ne olduğunu sorması üzerine "Bıçak kesti" dediğini söyledi.

Müdafi avukatının "Testere hiç kullanmamış bir kişinin, bir insanı kesmesi için kesilen kişinin sabit olması gerekiyor. Olayda başka kimler var?" diye sorması üzerine Garipoğlu, oğlunun dışında kimsenin olayla bir ilişkisi olmadığını savundu.

Mehmet Nida Garipoğlu, ağabeyi Hayyam Garipoğlu’nun bu olaya kesinlikle karışmadığını, olay gecesi de onu görmediğini öne sürdü.
Garipoğlu, olay gecesi Etiler’de oturan annesini ertesi gün ameliyat olacağı için ziyaret gitmek istediğini ancak saat geç olduğu için gişelerden döndüğünü söyledi.

Müdafi avukatının, "Oğlunuzu Beylikdüzü’ndeki evden aldıktan sonra nereye götürdüğünüz?" sorusu üzerine Garipoğlu, bunu söylemek istemediğini kaydetti.

SANIKLAR SUÇLAMALARI REDDETTİ

Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi'de görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Cem Garipoğlu, Mehmet Nida Garipoğlu, Ahmet Batur, Mehmet Karakayalı, Habib Kurt ve taraf avukatları katıldı. Duruşmaya ayrıca şikayetçi olarak Münevver Karabulut'un annesi Nagihan Karabulut ve babası Süreyya Karabulut katıldı. Tutuklu 5 sanık suçlamaları reddetti.

CEM GARİPOĞLU'NUN AKIL SAĞLIĞININ YERİNDE OLUP OLMADIĞINA KONUSUNDA KARAR ALINMASINA KARAR VERİLDİ

Mahkeme heyeti, kararında Cem Garipoğlu, Adli Tıp Kurumu'na sevk edilerek 3 haftayı geçmeyecek şekilde müşahadeye tabi tutulup, akıl sağlığının yerinde olup olmadığına konusunda karar alınmasına karar verildi.

HAYYAM GARİPOĞLU VE TÜLAY GARİPOĞLU MAHKEMEYE ZORLA GETİRİLECEK...

Ayrıca Mehmet Nİda Garipoğlu, Cem Garipoğlu, Ahmet Batur, Habip Kurt ve Mehmet Karakayalı'nın tutukluluk halinin devamına karar verildi. Mahmeke heyeti, Cem Garipoğlu'nun amcası Hayyam Garipoğlu ve annesi Tülay Makbule Garipoğlu'nun ifadesinin alınması için zorla getirilmesine hükmetti. 17 tanığın duruşmada dinlenmesine karar veren mahkeme duruşmayı 30 Nisan 2010 erteledi.
 

DHA

2