Cemaat koşarken sen yürüsen ne yazar?

a
a
Perşembe, 30 Eylül 2010 - 05:00

Dünyanın öbür ucuna da gitseniz, içinizde taşıdığınız için sıkıntınızdan kurtulamazsınız! Gerçi dünyanın öbür ucuna da gitmedim, alt tarafı bir kaç saatlik uçak yolculuğu, hatta ülkemde yaşayan büyük bir bölüm insan için burası komşu bile değil, neredeyse asıl vatan: Kuzey Irak! Ve biz Erbil’de her Kuzey Irak dediğimizde kaşlar çatılıyor, hatta sitemle karışık bir uyarı geliyor: “Burası Kuzey Irak değil, Kürdistan. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi.” Haklılar, anayasalarından yazılı, gümrükten girerken pasaporta bastığı mühürde de. İyi de biz Kürt demeye yeni alışmışız, Kürt fobimizi yeni yenmeye çalışıyoruz. Zor geliyor işte! Geçici bir ateş kes ilan etmiş terör örgütümüzün tanımı bile “ayrılıkçı.”

[[HAFTAYA]]

Gerçekten öyle mi, ayrılıp dağların ortasında kalacak değiller ya, burayla mı birleşecekler? Akşam yemeğinde Türkiye’de çok uzun yıllar kaldığı için güzel Türkçe konuşan Eğitim Bakanı Safin Dizayee ile sohbet ederken samimi fikrini soruyorum, ileride bölgedeki bütün Kürtleri içine alan bir bağımsız devlet projeleri, hayalleri var mı? “Her ülkede koşullar farklı diyor. Sizin memleketinizde Kürtler sadece belli bir bölgede yaşamıyor ki, İstanbul’da da var, İzmir’de de. Evlilikler çok fazla. Nasıl olacak bu? Nasıl ayrılacaklar?”

HER İŞİN BAŞI PARA

Kendi yaşadıkları gibi bölgesel özerklik Türkiye için de düşündükleri model olsa gerek. Gerçi Saddam onlara bu özerkliği çok uzun yıllar önce tanıdı ama o zaman parasızlıktan tadını çıkaramadılar. Oturdukları toprağın altındaki petrol onlara zenginlik getirmedi. Denilebilir ki ABD işgali, Irak’da en çok Kürtlerin işine yaradı. Petrolden aldıkları pay nihayet yüzlerini güldürüyor. Ne yapıldıysa son bir kaç yılda yapılmış. Yollar, alt-üst geçitler, bakanlık binaları, evler, oteller, villalar, iş merkezleri. Burası önceleri Şırnak, Uludere’den daha iyi değildi. Şimdi? Kent şantiye gibi. Ve bu parsadan payı da Türkler kapıyor!

KÖKSAL İLK

Türkler deyince Prof. Güntekin Köksal’a özel bir yer ayırmak lazım. O buraya daha bombalar patlar, mayınlar döşeli dururken geliyor. Hatta petrol aramak için gösterdikleri sahada dolaşırken peşmergelerin uzak durduğunu farkedip sebebini sorduğunda aldığı yanıt müthiş: “Sizin gezdiğiniz yerler mayınlı saha!” Kendi de petrol mühendisi olan Köksal, burada her yerden ayağınızı kazsanız petrol çıktığını anlatıyor ve buraya TPAO girmeliydi, çok geç kalındı diye üzülüyor. Türklerin böyle bir coğrafyada başarılı olması ve buna tanıklık etmek güzel de benim sıkıntım neden? Hanefi Avcı’nın gözaltına alınıp tutuklanması sürpriz değilse de tam bir akıl tutulması. Gelecek günlerin daha da sıkıntılı olacağının işareti, gel de sıkılma!

Barzani telefonla türkü istedi!

Burada bulunuş nedenimiz, bestekar Pınar Köksal’ın eserlerinden oluşan bir konser. Umut Akyürek ve Hakan Aysev’in solist olarak katkı sunacağı konsere Erbil VİP davetli. Orkestra ve sanatçılar müthiş. Martyr Saad’s Palace Konser salonu büyük ve donanımlı. Barzani belki gelir diye korkudan güvenliği abartmışlar. Giriş kapısında erkek güvenlik görevlilerinin kadınların çantalarını da didik didik etmeleri ve sigara ve çakmaklara el koymaları beni yeterince kızdırıyor! Ya çakmağım altın kaplama Dupont olsaydı, onu da alıp atacak mıydı? Barzani, gelemiyor ama televizyondan seyrediyor ve hatta telefonla bir şarkı bile istiyor: Burası Huştur türküsünü onun için söylüyorlar, Pınar Köksal’ın bestesi olmadığı halde. Seyirci girişlerinin yanlarındaki odalar, kimse kullanmasa da, namaz için. Tabii ki halk popüler sanatçıları daha çok seviyor. İsmail YK konserinde kalabalıktan izdiham çıkmış, konser yarım kalmış. İbrahim Tatlıses, Sibel Can deyince yüzler gülüyor. TRT Şeş’i dinlediklerini, Türk kanallarında dizileri izlediklerini Kültür Bakanı söylüyor. “Türk dizileri bizim çocukların bütün vakitlerini çaldı. Arka Sokaklar’ı çok seviyorlar. Diğerlerini de izliyorlar. Ama Yurt Sevgisi ve Kurtlar Vadisi’nden şikayetçiyiz. Bizi rencide eden sahneler var.” diyor.