Cemiyet hayatından kendimi çektim

Yaptığı televizyon programıyla dikkat çeken oyuncu İpek Tuzcuoğlu'yla hayatına dâir her şeyi konuştuk...

Cemiyet hayatından kendimi çektim

Sizi ‘Başka Yerde Yok’ isimli Cine5’in klasikleşen programında sunucu olarak görüyoruz. Mehmet Altan’la birlikte sunduğunuz, Fransız formatı olan bu programın orijinalini komik, kafası her şeye pek basmayan bir kadın ve her konuda bilgili bir profesör sunuyor. Bu formatta yer almayı nasıl kabul ettiniz?

Benden önce pek çok arkadaşım bu programı sundu bu nedenle format bana yabancı gelmedi. Programda siyasetten cinselliğe, psikolojiden magazine kadar gündemdeki her şeyi konuşuyoruz. Ben de çok şey öğrendiğim için formatın altına girmek beni hiç rahatsız etmiyor.

Mehmet Altan gazeteci, akademisyen. Onun yanında bir pot kırarım diye korkmuyor musunuz?

Hiç korkmuyorum. ‘Başbakan’la, Ertuğrul Özkök’le de program sunacaksın’ deseler onu da kabul ederim.

Programı Deniz Akkaya, Seray Sever, Ece Sükan gibi pek çok isim sundu. Siz kalıcı mısınız?

Sözleşmem bir senelik, bakalım. Majör işim oyunculuk. Diziler, filmler benim için çok daha önemli.

Zaten size oyunculuk çok yakışıyor, neden program sunmayı tercih ettiniz?

Mesleğe yeni başladığım yıllarda Kanal6’da ‘Müzik Saati’ adlı programı sunmaya başladım. Ardından ‘Sabah Şekerleri’ ve TGRT’deki ‘Akide Şekerleri’ geldi. Sonra BRT’de, aTV’de program sundum. Sunuculuk vazgeçilmezim. Kameraları görünce dilim çözülüyor.

Sinema sektörünün bu kadar hareketli zamanında neden sizi beyaz perdede göremiyoruz? Teklif mi yok, yerinizi daha yetenekli gençler mi kaptı?

İki sinema filmi teklifi geldi, kabul etmedim. O rollerde kendimi göremiyorum. Zamanında para kazanmak için olmamam gereken işlerde oldum. Artık daha seçici olmak istiyorum.

Başrol gelmiyor diye mi teklifleri geri çeviriyorsunuz?

Ne çok yaşlıyım, ne de çok gencim yani çok ara yaştayım. İyi projelere bakıyorum bana uygunrol yok. Sadece ‘Canım Ailem’de Şebnem Bozok’un canlandırdığı ‘Meliha’ karakterinde oyanayabilirdim. Yaşım o role tutuyor.

Sizi sık sık magazin-sosyete sayfalarında görüyorduk. Ne oldu da elinizi ayağınızı çektiniz?

Çok sıkıldım. O dönemki arkadaşlarım magazinsel, cemiyet hayatından kişilerdi. Davetlere katılıyordum. Hayatımın hiçbir döneminde gizli aşk yaşamamış olmama rağmen yanımda gördüklerini sevgilim olarak yazmaya başladılar. Ben de kendimi çekmek istedim.

Aslında oyuncuları pek cemiyet hayatının içinde görmeye alışık değiliz ama...

Tabii... İyi dostluklar kurulunca oluyor. Ama iki senedir bir ilişkim var. Aziz Bey renkli bir insan olduğu için zeybek yapmayı, Yunan tavernalarında olmayı seviyorum. Arkadaşlar da fotoğraflarımı çekiyor. Tecrübe ettikçe anladım ki oyuncuların magazinde olmaları iyi bir şey değil.

Neden?

95’ten beri bir yığın iş yaptım, ama magazin boyutu gündemde. Şarkıcı, manken olsam ekstralar gelir. Oyuncu sık sık magazin sayfalarında olunca roldeki inandırıcılık yok oluyor. Sonra oynanan Ayşe karakteri değil, İpek Tuzcuoğlu seyrediliyor. Oyunculara popstar havası vermek iyi değil.

Bir ara kankanız olan Ahu Aysal’la da görmüyoruz sizi.

O çok geziyor. Şimdi de New York’ta. Selma Türkeş de çok yakın arkadaşım. Dostlukları unutmam mümkün değil. Ama artık açılışlara, davetlere gitmiyorum. Artık magazinle değil, namusumla, inancımla ve başarımla kendimi bir yere getirmek istiyorum. Kendimi özellikle bu ortamdan çektim.

Hayatınıza bir de nefes terapisi, Tai Chi girmiş. Bunlar nereden çıktı?

10 sene önce kimse üzülmesin diye her şeyi kabul ederdim ve panik atak oldum. Psikoloğumun tavsiyesiyle yoga yapmaya başladım. 3 yıl önce Tai Chi’yle, bu sene de nefes terapisiyle tanıştım. Bunların hepsi zihnini, bedenini ve ruhunu güçlendiriyor. Şimdi de zeybek ve sirtaki danslarına başlayacağım.

Hayatınız bu öğretilerden sonra ne yönde değişti?

Mevlana’nın ‘Hamdım, yandım, piştim’ lafı var ya, işte o yanma dönemini geçirmemiz gerekiyor. Ben bu yolculuğu deneyimledim. Artık sinema filminde başrol oynamak benim için boş. Öldüğünüzde diğer dünyada alkışlarla karşılanmayacağız.

Otelci, işadamı Aziz Birsin de yenilendiğiniz bu dönemde size hediye edilmiş sanki...

Evet, öyle... Ona ‘ruhsal öğretmenim’ diyorum. Magazini bırakıp kendime bir yer bulmalıyım dediğim noktada karşıma çıktı. İşte o noktada kader planına inandım. Her ilişkiden çok şey öğreniyorsunuz ama aşkın içine düştüğünüz zaman yanıyorsunuz. İlişkim de bana sabretmeyi, takıntısız yaşamayı öğretti.

Aziz Birsin’le nasıl tanıştınız?

‘O.. Çocukları’ filminde rol için kilo almıştım. Kilo vermek için arkadaşlarım Bodrum’da bir otel tavsiye etti. Aziz Bey de gittiğim Jasmin Court Otel’in sahibi, öyle tanıştık.

Sizin medya sektöründe olmanız sevgilinizi rahatsız ediyor mu?

Hayır. O da sanatçı ruhlu. Şarkı söylüyor, orkestrası var. Yedi senedir amatörce müzik yapıyor, ama bana göre bir profesyonel. Zaten o da İstanbul’da birçok yerde çıkmaya başladı.

Bodrum-İstanbul arası ilişkinizi nasıl düzene soktunuz?

Kışın buradayız. Yazın da Bodrum’da.

Bodrum’da sürekli yaşar mısınız?

Geçen sene yaşadım. Ama işim çok önemli. Hepimizin varoluş nedeni var. Benim de varoluş nedenim yaptığım işler.

Aziz Bey’in bir orkestrası var, siz de ona eşlik ediyorsunuz. Onunla şarkı söylüyor, sirtaki yapıyorsunuz. Uyumlu bir çift misiniz?

Başta öyle değildi. Birbirimizi tanıya tanıya birbirimizin eksiklerini tamamladık. Eğer yaşadığın aşksa o zaman bir şey sorgulamıyorsun. Sadece aşkın mantığını oturtmaya çalışıyorsun.

Nedir aşkın mantığı?

Yoğun duygularla realiteyi bir araya getirmek. Zor bir şey. Aşkla, mantığı bir araya getirebilen zaten sırrı çözmüştür.

Bu sırrı ilişkinizde nasıl çözdünüz?

Birbirimize egosal kaprisler yapmıyoruz. Birbirimizi değiştirmeye çalışmadan, hoşgörülü davranmak gerekiyor.

Aziz Bey’in orkestrasına dahil olup ona dans ederek eşlik etmeyi mi kastediyorsunuz?

Kader planı bu. Zorla olmaz. Allah bana bu imkanı verdi, ister kullan, ister kullanma diyor.

Siz onun hayatına ne kattınız?

Aziz için müzik aşk. O yüzden müzik yapıyor, ünlü olmak, ya da benimle olmak için değil. Aylarca cuma-cumartesi sadece benim için müzik yapıldı. Bu benim hayatımın en güzel dönemiydi. Onun 500 kişiye müzik yapması gerekmiyor. Ben sadece şarkı söylemekten keyif alıyorum. Böyle bir tarafım olduğunu onunla keşfettim.

Aziz Bey’in sizin ruh eşiniz olduğunu düşünüyor musunuz?

Kader planımda böyle bir ilişki yaşamak varmış. Her şeyin bir sebebi olduğu gibi onunla yaşadığım ilişkinin de bir sebebi var.

Deminden beri ‘kader planı’ dediğiniz ‘alın yazısı’ mı Allah aşkına?

Evet, önceden belirlenmiş bir kaderimiz var.

Aziz Bey geçmişte büyük bir acı yaşadı; eşi ve kızı bir kazada öldü; bu acı olayın onda bıraktığı izler size yansıyor mu?

Onun yaşamı hakkında konuşmayı doğru bulmuyorum. O yaşamındaki her şeyi müzikle merhemleyen bir insan. Mutluluğunu da hüznünü de müzikle yaşıyor.

Aşk ikinize de iyi gelmiş anlaşılan...

İyi geldi. Bu yaşımda doğru cevapları alabildiğim için mutluyum.

Aziz Bey’le bu yaşta tanıştığınız için şükrediyor musunuz?

Evet, doğru zamanda karşılaştım. Dünyanın bin hali var derler ya nereye gideceğimizi bilmiyoruz. Savaş çıkar, deprem olur, hiçbir şekilde güvencen yoktur. Tek güvendiğin şey kalbindir. Kalbin de doğru insanın elindeyse o kalbe hiçbir zaman zarar gelmez.

Her şey bu kadar iyi gitmesine rağmen ilişikinizin ilk aylarında evlenme kararı almış sonra da vazgeçmişsiniz sebebi nedir?

Birbirimizi daha iyi tanımamız gerektiğini düşündük. 3 aylık bir ayrılık süreci yaşadık. Evlilik için biraz duralım dedik. Erken evlenme kararı alınırsa, zaten sonuç ayrılık oluyor.

Çocuk yapmaya karar verince mi evleneceksiniz?

Ona da inanmıyorum. Çocuğunun olup olmayacağını bilmiyorsun ki...Boşanacak mısın sonra?Aşk gerçekse, evlilikle sonuçlanmasından yanayım.

Sizin ilişkiniz çok romantik gibi duruyor?

Öyle duruyor. Ama reel şeyler de var. Zaten Aziz çok rasyonel bir insan, ben duygularımla hareket ediyorum. Hayallerim var. Sırada iki sinema filmi var, Kerem Alışık’ın bir tiyatro projesinde yer alacağım bir de programım var. Hayattan başka beklentim ve planım yok.

 

RÖPORTAJ: MERVE ÖZAYTEKİN

5