Cenazelerin karıştığını hemşire ortaya çıkardı

Ceset fotoğraflarından yanlışlığı fark edip, ısrarla DNA testi istedi

Cenazelerin karıştığını hemşire ortaya çıkardı

 Zonguldak’taki grizu faciasındaki cenaze karışıklığını, 27 yaşındaki hemşire Nurşen Aktaş’ın, ceset fotoğraflarından tanıdığı kardeşi ve eniştesinin cenazelerinin başka ailelere teslim edildiğini farkedip, ısrarla DNA testi istemesi ortaya çıkardı.

17 Mayıs’ta, Türkiye Taşkömürü Kurumu Karadon Müessese Müdürlüğü’ne ait maden ocağında yerin 540 metre altında meydana gelen grizu patlamasında yer altından çıkarılan 28 madenciden 25’inin cenazesi, ailelerinin teşhis etmesi üzerine Cumhuriyet Savcılığı tarafından kimlik tespiti yapılarak teslim edildi. Kimliği belirlenemeyen 3 cenaze Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi morgunda bekletilirken, 25 cenaze toprağa verildi.

Ölen madencilerden 23 yaşındaki Erdem Alkin ile eniştesi 56 yaşındaki Ahmet Karabektaşoğlu’nun yakınları, cenazelerini alamayınca araştırma yaptı. Kendi cenazelerinin başka ailelere verilmesinden şüphelenen ailenin talebi üzerine yapılan DNA testi sonucunda 6 cenazenin, başka ailelerce koprağa verildiği ortaya çıktı. Dün mezarları açılan maden mühendisi Ramazan Yavuz, maden işçileri Ahmet Karabektaşoğlu, Erdem Alkin, Sabri Özdal, Erkan Taşdemir, Murat Özbay’ın cenazeleri gerçek ailelerine teslim edilerek ikinci kez toprağa verildi.

Cenazelerdeki karışıklığı, İstanbul’da özel bir hastanede hemşire olarak çalışan Nurşen Aktaş ve yakınlarının ısrarlı takibinin ortaya çıkardığı anlaşıldı. Kardeşi Erdem Alkin ve enişteleri Ahmet Karabektaşoğlu ile Adem Çengel’in de aralarında bulunduğu 28 ceset yer altından çıkarılıp Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi morguna kaldırıldığında, kendilerini de hastaneye çağırdıklarını belirten Nurşen Aktaş, eniştesi Adem Çengel’in cenazesini teslim aldıklarını, ancak diğer eniştesi ile kardeşinin cesedini morgda göremediklerini söyledi.

Eniştesi ve kardeşinin cesetlerini teşhis etmek için morga girdiklerinde 8 cesedin bulunduğunu belirten Nurşen Aktaş, “Diğerleri teslim edilmişti. Cesetlerin üzerinde isimleri yazıyordu. İş arkadaşları ocaktan çıkarılınca teşhis etmiş ve üzerlerine isimleri yazılmış. Ağabeyim ve eniştemin cesetlerini göremeyince, ‘yanlışlıklı mı oldu’ diye düşünmeye başladık. Sonra ocakta da olabileceklerini düşündük. Ama ocakta olması da mümkün değil. Çünkü bizimkiler o bölümde çalışmıyordu. Cesetlerin yüzü deforme olmuştu ama insan yine de tanır. Bizimkiler o 8 cesedin arasında yoktu” dedi.

FOTOĞRAFTAN HATAYI FARKETTİK

Bunun üzerine araştırmaya başladığını ve ertesi gün sabah Olay Yeri İnceleme ekibinin çektiği ceset fotoğraflarına tek tek baktığını belirten Nurşen Aktaş, şöyle konuştu: “Fotoğraflara bakınca kardeşimi ve eniştemi gördük, teşhis ettik tereddüt etmeden. Bizim cenazeleri başka ailelere teslim etmişler. Annem ve babam da geldi, baktılar, onlar da gördü. Sonra savcılığıa gittik. ‘Siz bize cesetlerin tamamını göstermediniz ama biz resimleri gördük, bunlar bizim’ dedik. ‘Böyle bir şeyin olması çok güç, mümkün değil’ gibi bir şey söylediler. Biz emin olduğumuzu söyledik. Bunun üzerine dilekçe yazdık ve böylece bütün ailelerden alınan örnekler Adli Tıp Kurumu’na gönderildi ve karışıklık ortaya çıktı” 

CENAZELERİ ACELEYLE TESLİM ETTİLER

Morgda cesetler için yeterli dolap olmadığı için cenazelerin bir an önce ailelere teslim edilmek istendiğini öne süren Nurşen Aktaş, “Cenazeleri teslim ederken acele ettiler. Kargaşa oldu. Ama en büyük yanlış ocaktan isimli olarak hastaneye getirilmeleriydi işçilerin. Orada çalışan işçilerin lafına bakıp, tek tek bütün cesetler ailelere gösterilmeden, sadece bir ceset gösterilerek cenazeler teslim edildi” dedi.

Bu karışıklık nedeniyle acılarının ikiye katlandığını belirten Nurşen Aktaş, “Bu çok kötü bir durum. Bunu anlatmak mümkün değil. O kadar büyük eziyet ki onur kırıcı geliyor bana böyle şeyler. Biz şu anda mezara koyduk, biraz olsun rahatladık” diye konuştu.

 

Yandex.Metrica