Cep telefonları ve kanser

Dr. Mehmet Öz ile 'Sağlıklı Günler'

Cep telefonları ve kanser

Cep telefonları ve kanser kanser riski arasındaki bağı anlatmak istiyorum. Gerçekten aralarında bir bağlantı var mı? Araştırmacılar dikkat edin diyor! Beyin kanseri bazen başladıktan 40 yıl sonra ortaya çıkıyor. Amerika gibi Türkiye’de de çok fazla cep telefonu kullanılıyor.
Fakat İskandinav ülkelerine baktığınızda cep telefonu çok daha uzun süredir kullanılıyor ve orada yapılan araştırmalarda görülüyor ki; 10 yıldan fazla cep telefonu kullananlarda beyin kanseri vakası 2 kat artmış durumda... Oysa sektör temsilcileri herhangi bir ilişki olmadığını söylüyor...

Biz de sevdiğimiz insanlarla konuşabilmemizi sağlayan, organize olmamıza yardım eden ve acil durumlarda güvende hissetmemize yardım eden cep telefonları için sektörde söylenenlere inanmak istiyoruz... Oysa her yıl 21 binden fazla yetişkin ve 1500’den fazla çocuk beyin tümörü gerçeğiyle yüzleşiyor. Araştırmalar çoğunlukla bunun nedenini cep telefonuyla konuşmaya bağlıyor.

Son olarak onlarca yıl süren bir araştırmanın sonuçları sağlık çevrelerinde ve öğrenenler üzerinde soğuk duş etkisi yaptı. 10 yıldan fazla cep telefonu kullananlar, az kullananlara göre yüzde 30 daha fazla kanser riski altında. Bilim adamları bu sonuçta en çok radyo dalgalarının etkili olduğuna inanıyor. Üstelik tehlikede olan sadece beyniniz de olmayabilir. Doktorların bir diğer endişesi, sık telefon kullananların tükürük bezlerinin de radyasyondan kanser riski altında olması!

Cep telefonlarının neler yaptığına bir bakalım...

Cep telefonları, radyo dalgalarını da yayıyor ve bu radyo dalgaları DNA’mızı etkileyebiliyor. Gerçek şu ki; hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda cep telefonlarından yayılan radyasyonun beynin içindeki hücreleri değiştirebildiği gerçeği ortaya çıktı. Bu değişiklikler birçok hasara yol açmakla beraber bu hasarların neler olduğu halen tartışmaya açık bir konu. Cep telefonu kullanımı çok yeni bir olgu; beyin kanserinin oluşması ise yıllar alabilir, bu yüzden araştırmacılar sonuçları görmek için çok geç olmadan bizleri uyarıyor.

Pek çok araştırma sorun yok diyor, yeni araştırmaların işaret ettiği nokta nedir?
Güney Kore ve Kaliforniya’daki bir grup araştırmacı yaptıkları 23 kadar araştırmada, cep telefonlarıyla tümörlerin ilişkisini inceledi. Ev ve iş yerlerinde çok yaygın olduğu için bu araştırmalara telsiz telefonları da dahil edildi. Tabii ilk bakışta araştırmalar yüksek bir risk göstermiyor.
Ancak araştırmacılar yüksek kalitede ve uzun süreli yöntemlere baktıklarında cep telefonunun beyin tümörünü tetiklediğini ortaya koyan sonuçlar sergilediğini gördüler. Ve cep telefonunun beyin tümörünü tetikleme riskinin yüzde 30 civarında olduğunu anladılar.

Kimler en çok risk altında?
Çocuk beyinleri daha incedir ve yetişkinlere göre daha fazla sıvı ihtiva eder. Bu sebeplerden dolayı çocuk beyni elektriği daha kolay emiyor. İstatistiki veriler, bir çocuğun cep telefonunu kulağına doğru tuttuğunda beyin yüzeyinin yetişkin bir beyne göre iki kat daha fazla radyasyona maruz kaldığını gösteriyor.
Finlandiya ve İsrail gibi bazı ülkeler çocukların cep telefonu kullanmaması için uyarılarda bulundu. ABD’nin Maine eyaletinde ise çocuklar ve cep telefonu kullanımı ile ilgili uyarı etiketi faturada zorunlu kılındı.

Yeni araştırmalar ışığında cep telefonu kullanırken kendinizi korumak için yapmanız gerekenler:
Cep telefonunu hands free özelliği ile başınıza dayamadan kullanın. Başınızdan telefonu uzaklaştırdığınız anda radyasyona maruz kalma oranı 1000’den 10.000’e kadar katlanarak azalıyor.
Kalabalık ve gürültülü alanlarda kablolu kulaklık kullanın. Eğer kablosuz bir kulaklığınız var ise, kullanmadığınız zamanlarda kapalı tutun.
Cep telefonunu bir kılıfta taşıyın, kılıf yoksa keseye de konulabilir. Eğer belinizde taşıyorsanız kapalı tutun. Çalışmalar cepte taşınan cihazların sperm sayısını azalttığını gösterdi.
Sinyal az olduğu hallerde (örneğin kırsal alanlarda ya da araba kullanırken) cep telefonunu mümkün olduğunca acil durumlar dışında kullanmayın. Çünkü sinyal az olduğunda telefon kendini güçlü sinyallere yönlendirebilmek ve bağlantı sağlayabilmek için daha fazla radyasyon yayacaktır. Bu da tehlikenin daha artması demek oluyor.
Çocukların cep telefonu kullanmasına kesinlikle izin vermeyin. İleri yaştaki çocukları ise sohbet yerine metin yazmaya, mesajlaşmaya cesaretlendirin.

1 dakikada sağlık tüyosu!
Pek çok kişi bana organik gıda almak daha mı sağlıklı diye soruyor. Cevabım, evet. Organik gıda ile beslenmek sizi toksinler ve tarım ilaçlarından uzak tutacaktır. Sizinle bugün organik ürün almaya giderken paranızı ne zaman harcamalı veya korumalısınız, bunun hakkında üç basit kuralı paylaşacağım...

1- Kabuk ince olduğunda: İnce kabuklu meyve ve sebzelerin soyulması zordur o yüzden genellikle yedikleriniz mutlaka organik ürün olmalıdır. Sebze ve meyveler yıkandıktan sonra bile yüksek miktarda böcek ilacı barındırırlar. Daha kalın yüzeyli ürünlerde böcek ilaçlarına karşı daha iyi korunma vardır ve soyduğunuz kabukları çöpe attığınızda kimyasallar onlarla birlikte gidecektir. Fakat ürünleri doğramadan ve yemeden önce iyice ovalayarak yıkanmış olduğundan emin olmalısınız; çünkü ürünleri keserken kimyasal ilaçlar kabuklu kısımlardan yenecek kısımlara geçebilir.
Organik tercih edin: Elma, şeftali, çilek, ahududu, yaban mersini, böğürtlen, kiraz, üzüm, armut, nektarin, biber, kereviz, patates ve
Paranızı koruyun: Avokado, patlıcan, ananas, muz, mısır, kivi, mango, papaya, tatlı bezelye, portakal, greyfurt ve kabak.

2- Yeşil yapraklı sebzeler: Marul yapraklarının her birini ovalamayı düşünebilir misiniz? Yapraklı yeşilliklerdeki kimyasalların temizlendiğine emin olmak zordur ve yeşillikler özellikle zararlı böceklere karşı hassastır. Bundan dolayı bol miktarda böcek ilacıyla büyütüldüklerini düşünmeliyiz. Neyse ki; brokoli gibi diğer sebzelerde ya böcek ilaçlarını iyi muhafaza etmiyorlardır ya da başlangıçta böyle bir şeye ihtiyaçları yoktur, o nedenle organiğe gerek kalmaz.
Organik tercih edin: Bütün marullar ve yeşillikler... Karalahana, göbeksiz yeşil lahana, hardal, pazı yaprağı ve ıspanak.
Paranızı koruyun: Brokoli, lahana, kuşkonmaz, karnabahar, patlıcan, kavun ve tatlı patates.

3- Geleneksel süt üretiminde, hormonların ve antibiyotiklerin çok kullanıldığı haller olabiliyor, organiğini tercih etmenizi öneririm. Artı olarak, organik sütte yüksek derecede omega 3 yağ asitleri vardır, bu da kalp sağlığımızın korunmasında yardımcı olur. Fakat organik olduklarını söyleyen balık satıcısı simsarlarını gördüğümüzde dikkatli olmakta fayda var. Balıklar okyanuslarda, denizlerde büyür ve ilaçlı olup olmadıklarını anlamak imkansızdır denilebilir.
Organik tercih edin: Süt, yoğurt ve peynir.
Paranızı koruyun: Balık ve diğer deniz ürünleri.

3 adımda form tutmanın püf noktaları
1. Günde 45 dakika yürümek! Her 4 dakikada bir hızını bir puan karşılığı arttırabilirsin.
2. Suya elektronik bir karışım ekleyerek içmek! Bu da vücudun su kaybetmesini önleyecek ve enerjin daha da artacak. Bunu içtiğimiz suya yarım çay kaşığı kabartma tozu ekleyerek yapıyoruz. Ayrıca tat vermesi için 1 çay kaşığı kaktüs özü ve 1 çay kaşığı da deniz tuzu eklenebilir. Bu karışımın içerisinde yapay hiçbir şey yok ve kilo aldırmıyor.
3. Üçüncü adımda ise amaç direncinizi arttırmak! Sandalyenin arkasından tutup yere yatay pozisyonda şınav çekilebilir. Sandalyeye oturup hemen kalkmak da çok faydalı bir egzersiz.

4
Yandex.Metrica