'Çevik bir telefonla talimat verdi'

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 28 Şubat sürecisinde Çevik Bir'in, dönemin YÖK Başkanı Kemal Gürüz'ü telefonla aradığını söyledi ve bir iddia da bulundu

'Çevik bir telefonla talimat verdi'

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, İmam Hatiplilerle ilgili hukuk bazındaki mücadelenin kazanıldığını belirterek, "İmam hatip liselilerin anlı açıktır, başı diktir hukuk bazında mücadelelerini kazanmıştır. Biz kazandık, yüksek yargı kaybetti" dedi

Seçim bölgesi Bursa’daki gezilerin sürdüren Bülent Arınç, bu sabah Bursa İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği üyelerinin düzenlediği kahvaltıya katıldı. Dernek binasında düzenlenen kahvaltıda konuşan Arınç, Türkiye’nin tek partili dönemden bu güne geleneksel korkuları ve endişeleri yaşadığını söyledi.

İmam Hatip Lisesi’nden mezun olanların kaymakam, hakim, savcı, mühendis ya da hesap uzmanı olmalarının birilerini korkuttuğunu belirten Arınç, "Gün geldi sadece bu korku yüzünden hukuk dışına çıkıldı. Hukuk dışı kararlar alındı, zulmedildi, haksızlıklar yapıldı. Katsayı meselesinde çok uzun yıllardır süren hukuk mücadelesi sonuçlandı. Ama biz kavga etmedik. Dağa çıkmaktan bahsetmedik. ’İşgal ederiz, paramparça ederiz, adam vururuz’ demedik. Bugün Türkiye’de bazı siyasetçiler var ki şöyle bir dokunuverdiğin zaman ’Dağa çıkarım ha’ diye feryat ediyor. İmam hatip liselilerin anlı açıktır, başı diktir hukuk bazında mücadelelerini kazanmıştır. Biz kazandık, yüksek yargı kaybetti" diye konuştu.

"ÇEVİK BİR TELEFONLA TALİMAT VERDİ"

28 Şubat sürecisinde Çevik Bir’in, dönemin YÖK Başkanı Kemal Gürüz’ü telefonla arayarak, "YÖK bana bak, zamanımız yok kanun manun diye de bekleyemem derhal imam hatip lisesi mezunlarına katsayı farkı olacak. Bunlar üniversiteye girmeyecekler. Ben emrediyorum olacak" dediğini öne süren Arınç, katsayı uygulamasının da böyle başladığını kaydetti.

Arınç, şöyle devam etti:
 

"Tanklar yürümüş, balans ayarları yapılmış onlara göre. Telefonla balans ayarı yapıyor. O zaman Danıştay’a müracaat edildi. Danıştay konjoktöre göre karar verdi. Muhtemelen bir telefon da oraya gitmiştir. Danıştay’ın kararı ise ’Bu konuda tamamen YÖK yetkilidir. YÖK’ün kararını inceleme imkanımız yoktur’ oldu. Sonra devir değişti. Hesap döndü, keser döndü. Sonunda YÖK geçen sene bir karar aldı. Dedi ki ’Ben sistemi inceledim. Böyle bir katsayı farklılığı bu çocuklara büyük bir ihanet, haksızlık ve ayrımcılıktır. Ben katsayı farkını ortadan kaldırdığımı ilan ediyorum.’ Hemen başkaları gitti Danıştay’a bu kez. Danıştay ’Bu iş YÖK’ün işi değil, biz ayrıca hesap yapacağız’ dedi. Çarptılar, böldüler, topladılar iptal ettiler. Böyle yüksek yargı olmaz. Böyle inandırıcılık, böyle hukuk devleti olmaz. Danıştay ’Bu iş YÖK‘ün değil benim işim’ dedi. Dördüncüsünde de ’Yeter ya mahcup oluyoruz’ dediler ve bir karar çıktı. Eğer bir başka camia olsaydı bu haksızlıklar karşısında ortalığı birbirine katardı."

İmam hatip okullarının üzerine kara lekenin getirip oturtulduğunu kaydeden Arınç, "Şimdi bir takım siyasetçiler diyor ki, ’Ne kadar ihtiyaç varsa o kadar öğrencisi olsun. Bunlardan rejim tehlike görür, laiklik tehlike görür. Bunlar şöyle şöyle insanlardır.’ İmam hatipli insanların hepsi bir tornadan çıkmış değil ki ne köşe yazarları var şimdi. Bu okullara gidenlerin beyni yıkanmıyor ki, öğrencilerin zihinlerine enjekte edilen bir şey yok ki. Birileri bu okullarına bir yerlerin arka bahçesi gibi yobaz gibi gerici gibi baktı. Tehlike gözüyle baktı. Ama siz bunların aksini ispat ettiğiniz" dedi.

Işıl ARSLAN- Faruk KAHRAMAN/BURSA, (DHA)