Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Cezaya dönüşen tutukluluk

Perşembe, 25 Şubat 2010 - 05:00

10 ay sonra çıkarıldıkları ilk mahkemede, terör örgütü üyesi olmakla suçlanan 17 kişiden onu serbest bırakıldı. Biri de Vatan Gazetesi, internet servisinin başındaki gazeteci olduğu için tanıdığımız Aylin Duruoğlu. Mahkemesi sürüyor, bitmedi ama gözaltından tutukluluğa geçen süreçte, on ay boyunca ne değişti? Aylin neden tutukluydu, neden serbest bırakıldı? Mustafa Balbay neden bir yılı doldurmak üzere içeride? Ve Prof. Haberal? Ve Tuncay Özkan? Yargılamada esas, kişinin hakkında ceza verilene kadar masum sayılması ve yargı süresinin gerekmediği takdirde tutuksuz sürdürülmesi değil midir? Uzunca bir süredir haber programlarına merak duyan herkes ceza hukuku, ceza ve muhakeme yasası konusunda en azından bir sertifika alabilecek kadar bilgi sahibi oldu! Hukukçu profesörler anlatıp duruyor, maddeleri aklımızda tam kalmasa da özü kalıyor. Suç nedir, suça teşebbüs nedir, suçun oluşmuş sayılması için ne gereklidir? Örneğin ordunun en üst komuta kademesinde görev yapmış emekli ve muvazzaf 50 kadar subayın derdest edilip gözaltında tutulduğu ve bir kısmının tutuklandığı Balyoz Operasyonu. Ordu her ne kadar söz konusu Balyoz planının bir harp oyunu olduğunu iddia ediyorsa da anlaşılan o ki savcılar aynı kanıda değil, bunun bir darbe planı olduğuna emin. Velev ki bu bir darbe planı olsun. Aradan 7 yıl geçmiş. O planda imzası olan, o çalışmaya katılan subayların çoğu emekli olmuş. Ne o zaman hayata geçirmişler “darbe planını”, ne şimdi geçirecek yetkileri var. Doğru olduğuna inansanız bile fikir düzeyinde kalmış bir planın çalışmasına katılmış olanlara sanki dün tankın üzerine çıkmış da TBMM’ye yürürken suçüstü yakalanmışlar gibi muamele yapmanın altında yatan nedir? Bırakın silahlı terör örgütü kurmayı, eğer bununla kastedilen TSK’nın bizzat kendisi değilse, ortada suça teşebbüs bile yok! Çağırırsınız, bilgi alırsınız, serbest bırakır, mahkemenizi açar, devam edersiniz. Ne kimsenin kaçacağı var, ne de delil saklayacağı, neden süresi belli olmayan tutukluluk kararları? Toplumda niye rövanş alınıyor inancı yaratılıyor? “Biz emekli ordu komutanlarını da, orgeneralleri de tutuklarız, muvazzaf amiralleri de. Hele bir girsinler HASDAL’a, giysinler bakalım tek tip elbiseleri, hele bir erlerin emri altında itilip kakılıp burunları sürtülsün, onurları, gururları kırılsın da bir daha böyle işlere kalkmasınlar” mantığı mı bu? Dün gece askere gidecek gençlerin uğurlama konvoyları vardı şehirde, eskisi kadar coşkulu değildi inanın. Demokrasi gerekçesi altında zücaciye dükkanında dönüp duran fil gibi ortalığı kırıp dökmenin demokrasiye de yararı olmaz!

İşçinin payı ölüm

Ülke gündemi ordu ve yargıyla hesaplaşmaya kilitlenmiş durumda ama hayat da acısıyla akıp gidiyor. Eylem yapan Tekel işçilerinin sorunu çözümsüz ortada dururken emek dünyasına kan sıçradı. Balıkesir’deki bir kömür madeni ocağında grizu patladı, yerin altında kazma sallayıp ailelerini geçindirme çabasındaki işçiler, yine yetersiz kalmış ya da alınmamış önlemler yüzünden öldü, yaralandı, yandı! Oysa bu ocak daha yeni denetlenmiş ve eksiklikler bildirilmiş. Ocak sahibi bunun hâlâ kader olduğuna inanıyor mu? Günümüzde maden ocağı işleten hangi Avrupa ülkesinde hâlâ grizu patlaması yaşanıyor, işçiler ölüyor? Bu kafayla maden ocağı işletmek hangi yüzyılda kaldı, savcılar biraz da bu işlere baksa diyorum!

Karmen, dansla!

Gözaltına almalar, tutuklamalarla geçen yoğun gündem ve gergin bir günün ardından ruhu sakinleştirmek için en iyi yol müzik. Bizet’nin ünlü operası Carmen’i sayamayacak kadar çok kez izledim. İspanyol dansçı Aida Gomez’in yorumu ise flamenco ile. Sadece müzik ve dansla anlatılan özgür ruhlu, fettan Carmen’in bedelini ölümle ödediği aşk oyununun öyküsü, bugün bile cesur kalıyor. Gomez ve grubunun topuk tıkırtılarıyla anlattığı tutkulu aşkın büyüsü, bizi iki saat boyunca günün sıkıntılarından uzaklaştırıyor. Bir kez daha Cenk Erdem’in getirdiği bir topluluktan ve Cemal Reşit Rey’in gittikçe güzelleşen repertuarından memnun ayrılıyor izleyiciler.