CHP, Kürt sorununda AK Parti'ye el uzatmalı...

a
a
Salı, 28 Eylül 2010 - 05:00

Türkiye 20 yılı aşkın süredir PKK terörüyle mücadele için yaklaşık 100 milyar dolar harcadı. Tamamı da silaha, baruta gitti. Ülke ekonomisine girmedi.

Eğer hiçbir şey değişmez ve terör eskisi gibi sürerse, önümüzdeki 20 yılda, yapılan hesaplara göre, 125 milyar dolar harcanacak ve toplam ölü sayısı 60 bini aşacak.

Günah değil mi?

Bugün bu ülkenin ellerini kollarını bağlayan, ayaklarına zincir vurduran tek sorun Kürt sorunu ve ona bağlı olarak da, PKK terörüdür.

En zayıf halkamız budur.

Paramız boşa gidiyor.

İnsanlarımız boşuna ölüyor.

Önümüzü kesmek isteyen yerli ve yabancı güçler bu sorunu kaşıyor.

Kürt sorunu tümüyle çözülemez.

PKK da, hiçbir zaman kökünden kazınamaz. Ancak her ikisi de yaşanabilir düzeye indirilebilir. Bu şekilde de önümüz açılır.

[[HAFTAYA]]

Türkiye uçar...

Zenginleşir ve bölgenin lideri olur.

Önemli rol CHP’ye düşüyor...

Doğruyu söyleyelim, bu konuda şimdiye kadarki hükümetler arasında en cesur hareket eden AK Parti hükümeti oldu. Ancak sorunu aşabilmek için parlamenter çoğunluk yetmiyor. Mutlaka ve mutlaka bir uzlaşı zemini bulmak gerekiyor. Meclis’te ne kadar güçlü olursanız olun, muhalefetin hiç değilse bir bölümünün desteğini alamazsanız, kamuoyunun önemli bir kesimini yanınıza çekemezseniz, başarılı olamazsınız.

İşte bundan dolayı CHP’nin desteği hayati derecede önemlidir.

MHP’den böyle bir beklentiye girmek gerçekçi olmaz. Bu parti, Kürt konusundaki milliyetçi duruşuyla ayakta kalabiliyor.

CHP öyle değil.

Kürt sorununa ilk gerçekçi yaklaşımda bulunmuş, raporlar hazırlatmış, sosyal demokrat, AK Parti’nin yaklaşımına çok yakın bir çizgide duran bir partiden söz ediyoruz.

Hele buna bir de Kemal Kılıçdaroğlu’nun Deniz Baykal’a oranla farklı yaklaşım ve söylemini ekleyince, beklentilerimiz daha da artıyor.

Kılıçdaroğlu’nun iki seçeneği var:

- Sırf muhalefet yapmak, AK Parti’yi hırpalamak ve biraz oy kazanabilmek için hiçbir yardımda bulunmamak. Ülkeyi bölüyorlar safsatasını sürdürmek ve Türkiye’nin kanamasını isteyenlere fırsat vermek.

- Başbakan Erdoğan ile politika pazarlığı yapıp ortak bir çizgi saptayıp, sadece bu konuda belirli bir destek sağlamak. Açıkçası Türkiye’nin önünü açmak. Ne dersiniz? Türkiye, Kılıçdaroğlu’ndan bunu beklemiyor mu? Kılıçdaroğlu’na böyle bir yaklaşım yakışmaz mı? Böyle bir tutum CHP’yi yüceltmez mi?

Bu defa, bu fırsat kaçırılmamalı...

Kürt sorunu ve PKK terörünü günlük yaşamda tahammül edilebilir bir düzeye indirebilme fırsatı şimdiye kadar iki defa çıktı ve her ikisinde de, iktidarların beceriksizlikleri ve uzun düşünememeleri nedeniyle sonuç alınamadı.

İlkini, Turgut Özal döneminde 1993’te yaşadık.

En önemli ve büyük bir adım atılabilirdi. Ne yazık ki, Özal’ın vefatıyla bu girişim hiçbir yere gitmedi. Ardından PKK azdı ve zaten her iki taraf çözümü daha fazla insan öldürmekte buldu. Sadece silahlar konuştu. Bu yöntemle çözüleceği sanıldı.

Ancak, başarılı olunamadı.

İkinci fırsat, 1999’da Abdullah Öcalan’ın Amerikalılar tarafından bulunup bize teslim edilmesiyle birlikte doğdu. Gerçek fırsat buydu.

Öcalan, PKK’nın Kandil’e çekilmesini sağladı. Terör durdu. Parmaklar tetikten çekildi ancak yine Türk hükümetleri kıpırdayamadılar. Çözüm için siyasi risk alamadılar. Askerin tepkisinden korktular. Çankaya’nın (Ahmet Necdet Sezer de karşıydı) direnişinden etkilendiler.

Şu sıralarda üçüncü fırsatı yakalamış bulunuyoruz.

1) PKK silahla mücadelenin giderek zorlaştığını ve uluslararası konjonktürün de terörü artık kaldırmadığını görüyor ve yönetim kadrosunu telef etmeyecek, militanlarını normal hayata döndürebilecek ve Kürt sorununda da, belirli bir iyileştirme sağlayacak formül peşinde koşuyor. Silahlı yolun sonuna gelindiğini, bundan sonra siyasetle yoluna devam etmek istediğini açıkça gösteriyor.

2) Bölge halkı artık savaştan bıktı. Her gün mücadele etmek yerine, normal bir yaşam istiyor. Halkın hedefi bağımsızlık filan değil. İş-aş ve huzur...

3) Türk kamuoyunun büyük bölümü de yorgun. Eski bağnazlıklar törpülendi. Kürtlerin varlığı ve temel hakları kabul edilir oldu. Hem Kürt sorununda hem de PKK teröründe ülkeyi parçalamayacak bir uzlaşıyı kabullenme noktasına geldi.

4) Ankara’da, hem iktidarda hem de Çankaya’da bu sorunu çözmek için cesur adımlar atmaya niyetli bir iktidar var.

5) Türk Silahlı Kuvvetleri de, eskisi kadar sert ve siyasi iktidarların elini kolunu bağlayacak ve politikaları etkileyecek bir yaklaşımda değil. Kürt sorunu ve PKK terörü ihalesi artık TSK’nın sırtında değil. Sorumluluk siyasilere geçti.

Bu fırsatı da heba edersek, sadece yazık olmaz.

Ölecek insanlarımızın kanı ellerimize bulaşır.

Türkiye’yi ileride gerçekten parçalayacak bir sürece itmenin suçu, hepimizin vicdanını sızlatır.