'CHP'de doğum prematüre oldu'

Perşembe, 09 Haziran 2011 - 05:00

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Ankara’daki sohbetimizde CHP’deki lider değişimini “Doğum sağlıklı olmadı” sözleriyle değerlendirdi.

Sadece AK Parti hükümetinin değil, TBMM’nin de en deneyimli isimlerinden olan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’le Ankara’da bir araya gelip seçim sürecini değerlendirdik. Cemil Çiçek, AK Parti’nin diğer ağır topları Ali Babacan ve Doç. Dr. Yalçın Akdoğan gibi Ankara’dan milletvekili adayı olarak 12 Haziran seçimine girecek.

[[HAFTAYA]]

Çiçek’in, Türkiye’de milliyetçi muhafazakâr politikacılar arasında ayrı bir yeri var. ANAP’ın da kurucuları arasında yer almış ve uzun süre Turgut Özal ile çalışmıştı. AK Parti iktidarları döneminde adalet bakanlığı ve hükümet sözcülüğü görevlerinde bulundu. En çetrefil konuların içinden sakin ve nüktedan üslubuyla çıkabilmesiyle tanınır.

Türk siyasi yaşamının son 50 yılındaki pek çok olayı gün gün hatırlayan Cemil Çiçek, tanıştığı kişilerin isim ve yüzlerini de unutmaz. Bütün bu yönleriyle TBMM’deki oturumlarda da çoğu zaman ağabeylik yapma görevi ona düşer. Genel Kurul’da büyüme ihtimali bulunan pek çok kavgayı ayıran Çiçek, gerekli hallerde CHP ve MHP gruplarıyla da iyi iletişim kurabilmesi nedeniyle hep aranan bir siyasetçi olmuştur. Kendisine bunu yazmamaya söz vermiştim ama radyo ve televizyonlarda izleyicilerden gelen maillerden sonra artık yazabileceğimi düşünüyorum: Cemil Çiçek, bana göre TBMM’nin yeni döneminde Meclis Başkanlığı seçiminin en güçlü adayıdır.

Cemil Çiçek “Mercedes 302 otobüs şoförleri gibi yıllar boyu durmadan çalıştıklarını ve bunu halkın görmesini arzu ettiklerini” söylüyor. “Yatay geçişle iktidar olan bir parti değiliz, gücümüzü halktan alıyoruz” diyen Cemil Çiçek’e göre muhalefet partileri iktidara gelme ihtimalleri olmadığı için vaat üstüne vaat açıklıyor ve ortamı geriyor. Çiçek, sorumlu siyaset yaptıklarını “12 Haziran tarihini değil, 13 Haziran’ı düşünerek çalışıyoruz, nereden oy koparırız diye bakmıyoruz” sözleriyle açıklıyor. Cemil Çiçek’le yaptığımız sohbetten öne çıkan ifadeler şunlar:

Siz milliyetçi tabana da yakın bir isimsiniz. Devlet Bahçeli’nin Diyarbakır’a gidişini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gitmekte geç kaldılar ama yine de bu ziyareti önemli buluyorum. “Gidemediğin yer senin değildir” diye ünlü bir söz vardır.

 CHP’deki lider değişimi, partinin önünü açabildi mi?

Muhalefet, parti içi iktidarı sürdürmek için siyaset yapıyor. CHP, polemik üzerinden rant elde etmeye çalışıyor. CHP’de doğum prematüre oldu, çocuk tersten geldi. Sağlıklı bir doğum değil, Kılıçdaroğlu şimdi bu eşiği aşmaya çalışıyor. Bunun için akıl almaz vaatlerde bulunuyor.

Siyaset neden bu kadar sert?

Kılıçdaroğlu çok sert konuşuyor, çamur atıyor. Cevap vermeyince çamur üzerinizde kalıyor. Bu sertliğin sorumlusu biz değiliz. Dünya ülkeleri 2050 yılının projeksiyonunu yapıyor. Bizimkiler ise 5-6 günü geçemiyor. Bu kadar çapsız siyaset olmaz. Türkiye artık öngörülebilir ülke haline geldi, bakın 30 yıllık bonolar çıkarıyoruz.

Peki, Türkiye ne zaman normalleşecek?

Bence normalleşiyor. Asker- sivil ilişkileri belli bir raya girdi. 27 Nisan olayına verdiğimiz tepkinin bunda önemli bir katkısı olmuştur. Türkiye’de ortalığı karıştırmak isteyenler iki döneme bakarlar: Ramazan ve seçim. Eskiden her Ramazan öncesinde bir Fadime Şahin bulur getirirlerdi, artık o irtica masallarına kimse inanmıyor.

The Economist ve diğer yayın organlarındaki yazıları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ayağına bastığımız dış çevreler, içerden irtibatlar bularak senaryolar yazıyor. CHP buna çok dikkat etmeli. Düşmanım beni methediyorsa benim bir kere daha düşünmem gerekir. 

Kürtçe ezan önerisine ne diyorsunuz?

Bunlar ezana inanmadığı için çok şaşırmadım. Allah’ın dinine hizmet edenleri öldüren, yurtları yakmaya kalkanlardan ne bekliyorsunuz? Bu alçaklığı herkes görmeli. Dünyanın neresinde olursa olsun cebir ve şiddete yönelen partiler dışlanır. İspanya’da ve diğer ülkelerde de böyle oldu; kimse bu işleri iç politika malzemesi yapmaya kalkmadı.

Siz, Ankara milletvekili adayısınız, başkent ne durumda?

Ankara’da 9 kişiden biri gecekonduda yaşıyor, hâlâ şehircilik açısından çok kötü bir yer. Yapılacak çok şey var. Uzun süredir CHP’nin kontrolünde bulunan Çankaya’da Atakule’nin ötesine geçip bakın, yerleşim birimlerini tanıyamazsınız. Eline yüzüne kezzap atılmış bir şehir devraldık, şimdi estetik operasyon yapmaya çalışıyoruz.

Enerjinin kalbi Kayseri’de atıyor

Anadolu’nun her anlamda en dinamik ve hızlı gelişen şehirlerinden biri olan Kayseri, dün gün boyunca Nabucco projesiyle ilgili çok kritik toplantılara ev sahipliği yaptı. Kayseri’ye her gidişimde bu güzel şehirden daha fazla etkileniyorum. En son TV8’de yayınlanan “Seçim Kervanı” programı için buraya gelmiştim. Çalışkan Kayserililer, şehircilikten sanayi ve hizmet sektörüne kadar birçok alanda önemli işler başarıyor. Turizmde de hızlı bir iyileşme var. Mesela bir gece konakladığım Novotel, bence Anadolu’nun en başarılı tesislerinden biri. Girişimcilik ruhunun nasıl geliştiğini görmek için herkes Kayseri’yi görmeli. Nabucco ile ilgili teknik detaylara girmeden önce projenin ne olduğunu anlatayım: Nabucco; Irak, Azerbaycan ve Türkmenistan gibi ülkelerin doğalgazını Türkiye üzerinden Avrupa ülkelerine taşınmasını hedefleyen projenin adı. İlk imzalar 2009 yılında atılmıştı. Projenin Türkiye dahil altı ortağı var.

Her ülkenin yüzde 16.6 oranında eşit payı söz konusu. Projenin şu an için önündeki en büyük engel, gaz temini. Zira gazı olan ülkelerden Irak, Azerbaycan ve Türkmenistan’ın ne zaman ve ne kadar gaz verebileceği kesin değil. Sürecin güzel ve umut veren tarafı ise Avrupa’nın artan doğalgaz ihtiyacı. Ayrıca İsviçre, Almanya gibi ülkelerin 2020’li yıllarda nükleer santrallerinin tamamını kapatacak olması da doğalgaza olan bağımlılığı artıracak. Bu nedenle Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri bu projeye destek veriyor. Nitekim dün proje destek anlaşmalarının imzalandığı törene, Amerika adına Başkan Barack Obama’nın ve Avrasya Özel Enerji Temsilcisi Richard Morningstar’ın katılmış olması çok önemli. Ancak bu, Amerika’dan çok Avrupa’nın geleceği için kritik bir proje.

Avrupa, bu gaza muhtaç

Avrupalıların evlerindeki ocak, odalarını aydınlatan ışık, işyerlerini ısıtan elektrik enerjisinden vazgeçmeleri mümkün olmadığına göre şu veya bu şekilde Nabucco hayata geçirilecek. Türkiye açısından bunun ikili önemi var: Hem boru hattının geçiş ülkesi olacağı için stratejik üstünlük getirecek hem de Türkiye bu hattan gaz temin edecek. Her şey yolunda giderse Nabucco’dan gelecek gaz, 2017 yılında Avrupa’da kullanılmaya başlanacak. Proje için yaklaşık 12-13 milyar euro harcanmış olacak. Bütün bu konuları konuşmak üzere dün Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’la Kayseri’de bir araya geldik. Erciyes Binicilik Tesisleri’ne ait At Çiftliği’ndeki kahvaltıda, yaklaşan seçimi, nükleer santral konusunu ve Nabucco projesini konuştuk.

Nükleerde referandum yok

Taner Yıldız, Nabucco konusunda çok umutlu konuştu ve “ortada görünen her türlü belirsizliğe rağmen bu projenin gerçekleşeceğine inandığını” söyledi. Biraz daha detay vermesini isteyince, bir açık kapı bıraktı ve Nabucco’nun tamamlanması için “Gerekli şart var, yeterli şart henüz yok” diye ilave etti. Taner Yıldız da, Irak veya Azerbaycan’la ilgili sorun çıkması halinde projenin duracağının farkında. Aslında Nabucco’nun detaylarına bakınca Türkiye’nin Ermenistan konusunda adım atmakta neden çekingen davrandığı ortaya çıkıyor. Ankara enerjinin geleceği konusunda Azerbaycan’ın zengin kaynakları nedeniyle biraz eli kolu bağlı durumda.

Nükleer santral konusunda da Japonya kazası ve Avrupa’daki bazı ülkelerin santralleri kapatma kararına rağmen, hükümetin kararlılığında bir değişiklik yok. Bakan, bu konuda bir referanduma gerek olmadığını düşünüyor. Nedenini ise “Diğer partiler de nükleeri seçim beyannamelerine aldılar” diye açıklıyor. ‘CHP’de doğum prematüre oldu’ Enerjinin kalbi Kayseri’de atıyor Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız Suriye’nin Türkiye sınırındaki Cisr Eş Şuğur kasabasında 120 asker ve polisin öldürülmesinin ardından katliam korkusu yaşayan halk Türkiye’ye hücum etti.

24 saat içinde 1200’den fazla Suriyeli sınırı geçerek Hatay’a sığındı. Suriyeliler çadır kentlere yerleştiriliyor Katliamdan kaçan Suriyeliler araçlarla ve yaya olarak Türkiye sınırına geliyor. Hatay’da Suriyeli mülteciler için çadır kentler kuruluyor. ‘KAYGIYLA iZLiYORUZ’ Başbakan Tayyip Erdoğan, Suriye’den gelen mülteci akını için “Bu noktada bizim kapıları kapama gibi bir durumumuz