CHP'den SP'ye cevap

CHP Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç, terör konusu ile ilgili olarak, “Siyaset kurumu akılcı bir şekilde terörün rehinesi olmadan, terörün yönlendirmesi olmadan mutlaka çözüm arama konusunda cesaretli olmalıdır, sabırlı olmalıdır, yapıcı olmalıdır” dedi

a
a
Perşembe, 23 Eylül 2010 - 19:19


CHP'den SP'ye cevap

CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), saat 11.00'de, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı. Koç, toplantının ardından yaptığı açıklamada, ağırlıklı olarak CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun Almanya ve Brüksel ziyaretleri olmak üzere gündemdeki konuların değerlendirildiğini söyledi. Koç, CHP olarak AB'ye tam üyeliği desteklediklerini ve bu süreçte “yapıcı muhalefet” görevini yürüteceklerini belirterek, Brüksel'de CHP aleyhindeki önyargıların kırıldığını belirtti.

“Yarı tıkalı damar açıldı” diyen Koç, CHP'nin Avrupa'daki kardeş sosyaldemokrat ve sosyalist partilerle ilişkilerdeki durağanlığı aşmaya çalıştıklarını bildirdi. Koç, “Bu demek değil ki CHP hafızasını yitirdi. CHP temel değerlerini koruyor ve bu düşünceler çerçevesinde bu süreçte hem kardeş partilerle ilişkilerini sürdürüyor, hem de AB boyutunda demin söylediğim gibi geliştirilen stratejik diyalog kavramı başka özel bir üyelik ilişkisine gitmeden tam üyelik hedefiyle sonuçlanana kadar da CHP bu süreci kendi açısından taşımaya devam edecektir” dedi.

Kılıçdaroğlu'nun Almanya ziyaretinin de çok verimli geçtiğini, referandum sürecinde CHP'nin hangi nedenlerden dolayı “Hayır” dediğini anlattığını söyleyen Koç, CHP ile Avrupa Sosyalist Partisi'nin Avrupa Sendikalar Birliği ve Türkiye'deki sendikal yapılarla ortaklaşa bir çalışma geliştirmesinin karara bağlandığını açıkladı.

Koç, Kılıçdaroğlu'nun görüşmelerinde Türkiye'de basın üzerindeki baskıları da anlattığını, yetkilileri bu konuda tek yanlı davranmamaları yönünde uyardığını bildirdi.

REFERANDUM DEĞERLENDİRMESİ

Referandum değerlendirmesi kapsamında 2 Ekimde tüm il başkanlarının Ankara'da toplantıya çağrıldığını belirten Koç, 3 Ekimde ise Parti Meclisinin toplanacağını ifade etti. Türkiye'nin 8-10 ay içerisinde bir genel seçime gideceğini anımsatan Koç, daha öncesi MYK'da oluşturulan “Seçime Hazırlık Komitesi'nin de bugün Saat 16.00'da Genel Başkan Yardımcısı Hakkı Suha Okay başkanlığında toplanarak, seçim stratejisini belirleyeceğini kaydetti. Türkiye'de son günlerde ilginç gelişmeler yaşandığını savunan Koç, “Mardin'de düzenlenmek istenen bir defile karşıtı yürüyüş düzenleniyor, sanat evlerine baskınlar düzenleniyor, parkta oturan gençler hakkında tutanaklar tutuluyor. Bu gelişmeler son derece dikkat çekici. Türkiye'de hoşgörüden uzak bir ortamın oluşmasından CHP olarak endişe duyuyoruz. Hükümetin bunu destekleyici tavırlardan uzak durmasını, kolluk kuvvetleri ile gerekli önlemleri de almasını bekliyoruz” diye konuştu.

Gerekçesi ne olursa olsun Tophane'de yapılan saldırının kabul edilemeyeceğini belirten Koç, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın ise mahalleliyi tepki vermeye çağıran bir açıklamada bulunduğunu, bunun kabul edilemeyeceğini söyledi. Koç, kamu düzenini sağlamanın orada insanların değil, devletin görevi olduğunu belirtti. Son günlerde laiklik konusu üzerinde tartışmalar yaşandığını ifade eden Koç, laiklikle ilgili duyarlılığın sadece CHP'den beklenmemesi, bu duyarlılığın düşünce ve inanç özgürlüğü taşıyan tüm kurum ve kişilerin görevi olduğunu bildirdi. Koç, CHP'nin medya ile ilgili bir rapor hazırladığını da belirterek bu raporun hem ulusal hem de uluslararası düzeyde paylaşılacağını söyledi.

HÜKÜMETLE BDP GÖRÜŞMESİ

Açıklamaların ardından gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Koç, bir gazetecinin, “Hükümetle BDP arasında yapılan görüşmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?” şeklindeki sorusu üzerine, “Bu ilk görüşme değil. Güvenlik önlemleri ile demokrasi birlikte değerlendirmemiz gereken iki konu. Sonuna kadar demokratikleşme ama terör karşısında da sonuna kadar güvenlik önlemleri. Bunları birlikte değerlendirmemiz gerekiyor, eğer terörün gölgesinde, terörle şiddetin yönlendirdiği, rehin aldığı bir siyasetle karşı karşıya kalırsak da o sürecin önünü arkasını Türkiye içinde, dışında çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor. CHP'den böyle bir randevu talebi olmamıştır. Bizde görüşmeyi izliyoruz” yanıtını verdi.

Koç, gazetecilerin Saadet Partisi'ndeki gelişmeler üzerine, “Dün partiden yapılan açıklamada, 'davacı arkadaşlara belgeler CHP 'den özel kurye ile gönderildi' denildi, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu şöyle yanıtladı: “Saadet Partisi de Türkiye'deki yasal çerçevesinde kurulu bir parti ve bu da kendi iç sorunları. Ama CHP cephesinden bakacak olursanız, CHP'nin kendi içerisindeki demokratik yarışları, kendi içerisindeki parti içi mücadeleleri yakın tarihte de ayrıntılı bir şekilde gözleriniz önüne geliyor. Bu konuda CHP'nin arşivi, CHP'nin yaşadığı olaylar çok geniş, bir çok olay var bunlardan faydalanmış olabilirler, benim bilgim dahilinde değil. Saadet Partisi'nin kendi içindeki dengelerle CHP'nin hiç bir ilgisi yok. Onlar kendi siyasetlerini ve şuanda karşı karşıya oldukları sorunları yine yasalar çerçevesinde aşacaklardır. Biz kendi işimize bakıyoruz, onlarda kendi işlerine baksınlar.”

Koç, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın Kılıçdaroğlu'na Başbakanla görüşme önerisi yaptığı yönündeki bir soru üzerine de, “CHP çatışmadan beslenen bir siyaseti takip etmek istemiyor. CHP önümüzdeki dönem daha da zorlaşacak olan müzakerelerle ilgili kendi üzerine düşen yapıcı rolü taşımak istiyor. Biz uzlaşma siyasetini her zaman bu tür konularda ön plana alıyoruz. Kendi muhataplarımızla ilişkiye geçerek katkımızı sunmak istiyoruz. Ama tam üyelik hedefinden sapmadan ve önümüze getirilecek olan ek koşulları hiç bir zaman kabul etmeden. Bu uzun bir süreç, sayın Bağış böyle bir teklifte bulunmuş bunu sayın Genel Başkanımız değerlendirir” dedi.

TERÖR KONUSU

Koç, “İmralı ile görüşmeler yapılıyor, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?” yönündeki bir soru üzerine, şunları kaydetti: “Bu konudaki düşüncelerimizi daha önce ifade etmiştik. Türkiye'deki çarpık durum ortada. Konu artık bir Kürt sorunu değil, Türkiye sorunu. Konuyu ulaştığı boyutlarıyla ele almak lazım. Sorun artık bir bölge, bir kimlik, bir inanç grubu sorunu değil sorun ulaştığı boyutlar bakımından bir Türkiye sorunudur. Sorun bir demokratikleşme, bir kamu yönetimi sorunudur, ekonomi, kültür, sorun aynı zamanda psikolojik, sosyolojik boyutları olan bir sorundur ve tüm ülkeyi ilgilendirmektedir. O yüzden siyaset kurumu akılcı bir şekilde terörün rehinesi olmadan, terörün yönlendirmesi olmadan mutlaka çözüm arama konusunda cesaretli olmalıdır, sabırlı olmalıdır, yapıcı olmalıdır.”