CHP'nin, önemli bir gizli silahı var

a
a
Çarşamba, 10 Kasım 2010 - 05:00

CHP’nin son bir kaç yıldır katıldığı seçimleri inceleyen Adil Gür (A&G) çoğumuzun bilmediği bir gerçeği anlattı. CHP ile MHP’nin son yıllarda aynı kaynaktan beslendiğini söyledi. “Dikkat edin, ne zaman CHP’nin oyları yükselirse, MHP’ninkiler iner. Bu iki parti arasında bir oy alış verişi vardır” dedi. 29 Mart yerel seçimlerinde CHP ve MHP’nin yüksek oranda oy aldığı bölgeler (Ege, Akdeniz kıyı şeridi vs.) bu tezi doğrulamaktadır.

Her şey aklıma gelirdi de, MHP ile CHP’nin aynı kaynaktan su içtikleri aklıma gelmezdi.

Gür’e göre, artık MHP de, eski MHP değil.

Yüzde 65’i yeni kuşaklar, yüzde 35’i eski ülkücüler. “MHP de, CHP gibi, Cumhuriyetin değerlerine çok dikkatli, milliyetçi ve laik. MHP’nin AKP ile alış verişi var, ancak CHP ile AKP arasında yok” diyor.

İşte CHP’nin güçlüğü de buradan kaynaklanıyor.

[[HAFTAYA]]

Deniz Baykal sürekli şekilde, sosyal demokratlıktan uzaklaştırdığı ve partiyi muhafazakar-milliyetçi bir çizgiye kaydırdığı için eleştirildi. Demek ki bir hesabı varmış.

Nitekim şimdi de aynı sorun ortada.

Türban-Kürt-AB politikaları değişecek

CHP’nin önünde son derece önemli bir süreç var. Üç konuda partinin yaklaşımı değiştirilmeye hazırlanılıyor. Biri, türban konusu.

Bugünkü yaklaşımla devam edilmesi imkansız. Daha esnek bir yaklaşımla ortaya çıkılacak. Üniversitelerde türbanın serbest bırakılması kabul ediliyor, ancak kamusal alanlar ve diğer eğitim dallarında kısıtlanması isteniyor.

Kamuoyunun büyük bölümünü karşısına almak yerine, anlayışlı bir yaklaşım hazırlanıyor.

Diğeri, Kürt Sorunu.

CHP’nin Güneydoğu’daki oy potansiyelini kullanması için, mutlaka Kürt yaklaşımını değiştirmesi, bu alanda ki tüm inisiyatifi AKP’ye bırakmaması gerekiyor.

Parti’nin, sadece oy potansiyelini değerlendirme açısından değil, Türkiye’nin önünü açmak ve PKK terörünü yaşanabilir noktalara çekme sürecine de mutlaka katılması gerekiyor. AKP, Türkiye’yi rahatlatmaya çalışan parti imajını verirken, CHP engeller çıkaran bir konumda olmamalı.

Üçüncü konu da; Avrupa Birliği. AKP’nin kapıp götürdüğü AB projesine CHP’nin de sahip çıkması planlanıyor.

AB konusu, bundan böyle sadece bir zenginleşme projesi değil, ülkenin laik sisteminin de bir güvencesi olacak. Eskiden, asker laikliğin sigortasıydı. Artık bu sigorta kalmadı.

Demesi kolay da, yapması çok zor...

Adil Gür gibi, partinin politika oluşturucularını kara kara düşündüren de, zaten bu değişikliklerin nasıl söyleme dönüştürüleceği. Bu üç konuda esnekleşilecek, ancak aynı zamanda da partinin geleneksel oyları kaybedilmeyecek.

Milliyetçi oyların MHP’ye kaçması nasıl engellenecek?

Laik oylar, türban konusundaki tutum değişiminden nasıl etkilenecek?

Avrupa Birliği’ne tepki duyan ulusalcılar nasıl yatıştırılacak?

Adil Gür, son derece önemli bir noktaya dikkat çekiyor. CHP’nin bundan böyle ideolojiler üzerinden değil, aş-iş-yoksulluk başta olmak üzere, cebe hitap eden politikalarla siyasi mücadeleyi başka bir sahaya çekmesi gerektiğini söylüyor. Çok doğru bir saptama. CHP’nin asıl oy potansiyeli, insanlara “Bu parti benim durumumu düzeltebilir” hissini verebilmekten geçiyor. Bunu Ak Parti çok iyi yaptı. Ancak, iktidarının 8’inci yılında ve kamuoyu artık yoruldu.

Yeter ki, CHP farklı bir söz ve farklı sloganlarla ortaya çıksın.

Chatham House’un ödülüyle övünmeliyiz...

Cumhurbaşkanı’nın aldığı ödül çok önemlidir. Chatham House, batı dünyasının en prestijli düşünce kurumlarından biridir. Konferanslarıyla ünlüdür. Bazılarına bende katıldığım için, nasıl bir yapıda gerçekleştirildiğini biliyorum. Uluslararası konularda son derece etkili çalışmaları vardır.

Abdullah Gül’e bu ödülün verilme nedenlerinden biri de, Ermeni sorununa yaklaşımı ve çözüm için gösterdiği çabalardır. Ne yazık ki, sonunu getiremedik. Her ne kadar çözümsüzlüğü Erivan’a yüklemeye çalıştıksa da, gerçekte sorumlu bizleriz. Azerbaycan’ın tepkisine boyun eğdik. Daha doğrusu, Azeri kardeşlerimize yeterince bilgi veremedik veya verdikte, onlar son anda bizi yarı yolda bıraktılar. Sonuçta, Ermeni açılımı bizim beceriksizliğimizden dolayı yarı yolda bekliyor.

Ne olursa olsun, Gül tüm yaklaşımı ve duruşuyla bu ödülü hak etmiş bir devlet adamı oldu. Bundan dolayı; bizlerin de, ödülle övünmemiz gerekir.