Çiftliği karasinekler basmış!

a
a
Pazar, 28 Kasım 2010 - 05:00

Hanımın Çiftliği (Kanal D) iki haftalık bir aradan sonra yine girdi hayatımıza. Bıraktığımız gibi devam eden dizilere bayılıyorum. Aksiyonsuz filan akıp gidiyor hikaye... Bir tek sinekler uçuşuyor sanırım. Mesela Seyyare bacı hurmaları götürürken önündeki tabakta karasinek kovanı vardı sanki önceki gece. “Sineğin kovanı olmaz” diyebilirsiniz; sahneyi izlemeliydiniz o zaman... Tamam, sıcak iklimlerde sinek olması bir gerçek; ama neredeyse yemek vaktine yakın bir zamanda o manzara iştah kapatan cinstendi... Sinekler uçuşur, eller kovalamaz hiçbirini, kamera çeker, mide bulanır, olur böyle şeyler, dizi bu canım... 

[[HAFTAYA]]

Öğretmenleri üzer o sahne...

Vallahi devlet okuluna çek koçanıyla gidip okul müdürü satın almak pek de kolaymış. Daha önce haber programlarında izlediğimiz türden bu rezilliği bir de Aşk ve Ceza’da izleyince bu ülkenin şerefli öğretmenlerinin nasıl da içinin burkulacağını düşündüm... Çiçek öğretmenin ağabeyini elinde çek koçanıyla kız kardeşinin kariyerini satın alırken görünce, satandan da satılandan da, satın alandan da utandım kendi adıma... Bu sahne gerçek hayattaki rezillikleri meşrulaştırmaz ama can acıtır; hiç mi düşünmedi senaristleri acaba?

BIRAK GÜVERCİNLİKLERİ GİTSİNLER

Bir Milyon Canlı Para’da (Show TV) önceki akşam 100 bin liralık ödül gitti. En azından birilerinin para kazanıyor oluşu yarışmayı daha izlenir kılacak, bu iyi... Ancak sunucu Engin Altan Düzyatan’ın her seferinde sarf ettiği; “Güvenlikçi arkadaşlar yeni 1 milyon liramızı getiriyorlar” lafı çok gülünç... İnsan biraz düşününce yayının bir banka kasasının hemen yanından yapıldığını filan düşünüyor. Sahi oradaki bavullarda kaç milyon lira hazırda bekletiliyor acaba? Elbette hiç lira... Paraların bir kısmı sahte zaten, ödül meselesi sözleşmeye göre 6 ay içinde ödenecek bir şey olduğu için güvenlikçilerin her seferinde yanlarında para gezdirip risk almalarına gerek yok be Engin’im. Bırak adamlar evlerine gidip seni seyretsinler!

Çene çukuru nereye gitti?

Ezel’de (atv) Ramiz Dayı’nın genç yüzüne bakıyoruz. Yanaklarda gamze, çenede belirgin bir çukur var... Sonra yıllar geçiyor ve Ramiz Dayı’nın şimdiki yüzünde çukurları kapanmış, gamzeleri uçmuş görüyoruz. İlginç geliyor izleyenlere. Eğer delikanlılık timsali Ramiz Dayımız botoks ya da estetik olayına girmemişse, makyöz kardeşimizden çeneye kalemle de çizilmiş olsa bir çukur rica edebilir miyiz?
Ezel bu, açık vermeden yoluna devam edebilen ender dizilerden. Ne dersiniz, haksız mıyım?

İzdivaç’ta toplu izdivaç!

Ve ektiğini biçme zamanı diye buna derim. Zuhal Topal, İzdivaç’ta (Star TV) çöpünü çattığı 50 çifti bugün Bağcılar Belediyesi işbirliğiyle evlendirecek... Aslında toplu düğün organizasyonunun sahibi “Nikahsız Kadın Kalmayacak” sloganıyla yola çıkan yapımcı şirketin kendisi... Ama Zuhal sunucu, bazı ünlüler de şahit olunca organizasyon hakikaten harman yeri kıvamında olacak. Ne diyelim; onlar ersin muradına, biz çıkacak kerevet buluruz!

Çanakkale’de yönetmenler savaşı...

Mahsun Kırmızıgül’ün yeni film projesinin konusu Çanakkale Savaşları olacakmış. Bu konuda yapılan bir dolu başka hazırlıklar olduğunu biliyorum... Sonlanmaya en yakın duranı da Serdar Akar’ın çekmeye hazırlandığı Balkanlar’dan başlayıp Çanakkale Savaşı’nda eksenine oturacak bir insan hikayesi... Anlaşılan neredeyse yüz yıldır övündüğümüz Çanakkale Savaşları’nda yaşanan o büyük kahramanlık destanı şimdilerde kıymete bindi. Bu fikri ayıbı bir kenara koyarsak başka bir durum da netlik kazanmış oluyor. Bir başka Çanakkale Savaşı da yakın bir gelecekte yönetmenler arasında yaşanacak ve eli en hızlı olan bayrağını seyircinin gönlüne dikecek; ne dersiniz?