Çin, ekonomide liderliğe doğru gidiyor!

a
a
Cuma, 03 Eylül 2010 - 05:00

Geçtiğimiz ay içinde dünya ekonomisi açısından önemli bir gelişme yaşandı. Japonya, son açıkladığı büyüme rakamlarıyla, en büyük ekonomiler sıralamasında 3’üncülüğe düştü, yerini Çin’e kaptırdı. Son yıllarda dünyadaki gücünü istikrarlı bir şekilde artıran Çin, yeni bir zafer daha kazanmış oldu.

Bu veriden sonra rakamlara ayrıntılı şekilde baktım... 1990 yılında dünya ekonomisinden yüzde 1.7 pay alan Çin, 2009 sonunda bu oranını yüzde 7.1’e çıkarmış.

‘Çinliler Geliyor’, Zeki Ökten’in yönettiği bir filmin adı ama dünya ekonomisi için çoktan gelmiş durumdalar...

Sadece Japonya değil, çok sayıda ülke, çeşitli büyüklükler açısından Çin tarafından geçilmiş durumda. Örneğin, 2009’da 1.2 trilyon dolarlık ihracatla, Almanya’nın elinden ihracat liderliğini aldı. Yine aynı yıl, 13.6 milyon otomobil satışıyla, ABD’yi geride bırakıp, birinciliği elde etti.

İnternet kullanıcı sayısında 253 milyonu yakalayıp, 220 milyonda kalan ABD’yi solladı.

Amerikalıları da zorluyor

İlk defa Çinli yatırımcılar, ABD’de, Amerikalıların Çin’de aldığından daha fazla aktif aldılar. 3.9 milyar dolarlık alım, bir önceki yılın 4 katı büyüklüğü anlamına geliyor.

Geleceğin yeniliklerinin Çin’den çıkacağının işareti ise patent sayısında ABD’nin geçilmesinden geliyor. 2009’da Çin, 580 bin patent aldı ve liderliğe oturdu. 2009’da ise ‘dünya halka arz’ lideri oldu.

Ülkenin 2009 yıl sonu milli geliri 1.33 trilyon doları yakaladı. Carnegie Endowment for International Peace adlı kuruluş, 2040 yılında ülkenin 123 trilyon doları yakalayacağını, kişi başına milli gelirin ise 85 bin doları bulacağını tahmin ediyor ki, bu muhteşem bir güç, zenginlik ve tüketim anlamına geliyor.

Türkiye’deki Çin etkisi

Biz Çin etkisini daha çok ‘ucuz ürünler’ ve ‘tekstile vurduğu darbe’ ile hissediyoruz.

Rakamlar da bu hissi doğruluyor ve ‘Çinliler Geliyor’ sözünü haklı çıkarıyor. Çünkü, 2000 yılında 96 milyon dolar olan ihracat, 2009’da 1.5 milyar dolara yaklaşmış. İthalat ise aynı dönemde 1.5 milyar dolardan 16 milyar dolara çıkmış. 14 milyar dolarlık bir dış açık anlamına geliyor.

Ucuz makine, tekstil, oyuncak, kimya ürünlerinden sonra otomobil de Çin’den gelecek ve bu ülkenin etkisi daha da artacak gibi görünüyor...

CEO’ların anne-baba hali

Birkaç gündür Güney’de bir tesiste tatil yapıyoruz... Gelmeden önce burada tatilini geçiren arkadaşım, ‘O kadar çok tanıdık gördüm ki, sanki tüm iş dünyası orada’ demişti. Ancak ben bu kadar olacağını tahmin etmemiştim. Belki 30 Ağustos’u da kapsayan bir döneme denk geldiği için olacak, çok sayıda iş insanını bir arada görebildim. Abartılı bir benzetme yapmak gerekirse, bir ara kendimi ‘TÜSİAD toplantısında’ hissettim.

Biberonlu bankacı baba

İşin bu yönüyle ilgili değilim. Bu birkaç günde daha çok babalar ve anneleri gözlemlemeye çalıştım... Genelde iş toplantılarından ve söyleşilerden tanıdığım iş insanları, en yalın halleriyle, bu kez ‘baba ve anne’ olarak etrafta dolaşıyorlardı.

Bir tarafa bakıyorum... Henüz emzikli olan kızını biberonla besleyen önemli bir bankacıyı görüyorum. Milyar dolarlık işi yöneten bankacı, benim gibi masaların arasında kızının peşinden dolaşıyor. Bir başka tarafta ergen yaşta oğlu ile deniz üstünde çocuklar gibi vakit geçiren bankacı dikkatimi çekiyor.

Öte yanda ‘babalık’ yolunda epey yol almış reklamcı dostumuz, gençlik dönemindeki oğlu ile arkadaşlık yapıyor.

Çocuk diskosunda iş kadını

Akşam olunca, klasik ‘kids disco’ rüzgarı esiyor... Hemen yanımda kızıyla dans eden iş kadınına hayranlıkla bakıyorum.

Sahilde oğlu ile sörf dersi alan fon yöneticisi iş kadını ile sohbet ediyoruz. Onun çocuklarla ilgili önerilerini dinliyoruz.

Bunları düşününce, bizim ‘CEO Club’ın organize ettiği CEO Orkestra’da gitar çalan Eczacıbaşı’nın CEO’su Erdal Karamercan’ın sözleri aklıma geldi: ‘CEO’lar da insandır.’

Hakikaten de bu tatilde hem dinlendim hem kızım ve eşimle vakit geçirdim hem de iş insanlarının ender gördüğüm yüzlerini bir kez daha keşfettim.

Hasan Vatan’ın teklifi!

Bu yılın başlarıydı. Vatan Bilgisayar’ın sahibi Hasan Vatan aradı, girişimcilik öyküsünü anlatacağı bir kitap yazacağını, deneyimlerimi dinlemek istediğini söyledi. Buluştuk, kitap deneyimlerimi aktardım.

Bir süre sonra tekrar aradı ve “Kitap tamamlanmak üzere. Bir yayıncı ile de anlaştım. Geliriyle Hopa’da bir Anadolu Lisesi yaptıracağım” dedi ve ekledi: “Kitabın editörlüğünü yapar mısın? Kurgusuyla ilgili görüşlerine ihtiyacım var. Sizin için de bu sosyal sorumluluk projesi olur, okula katkı yaparsınız.”

Haluk Dinçer’e ziyaret

Kitabını okudum, önerilerde bulundum. Daha o zaman, içinde birbirinden ilginç anekdotlar olduğunu görmüş, yazımda kullanmak istemiştim. Ancak, kitabın heyecanını bozmamak için bekledim.

Geçen gün Hasan Vatan’dan, ‘Bu Vatan İçin Neler Yapmadık Ki’ kitabının çıktığı mesajı geldi. Tekrar kitabı gözden geçirdim, ilk dikkatimi çeken, Teknosa için, Sabancı Perakende Grup Başkanı Haluk Dinçer’e yaptığı teklif oldu. Vatan, randevu alıp gittiği Dinçer ile görüşmesini şöyle anlatıyor:

“Bir süre sohbet ettikten sonra Teknosa’ya talip olduğumuzu söyledim. Haluk Bey, ‘Siz bizden küçük değil misiniz, nasıl alacaksınız?’ diye haklı bir soru yöneltti. ‘Evet küçüğüz ama bu bizim Teknosa’yı almamızı engellemez’ karşılığını verdim. Nazikçe satma planlarının olmadığını anlattı ve beni kapıya kadar yolcu etti.”

Önemli olan para değil

Aradan birkaç yıl geçti ama Hasan Vatan, hâlâ teklifinin arkasının sağlam olduğunu düşünüyor: “Eğer kabul etselerdi, bu alımı sağlayacak fikir sağlamdı. Her şey para değildir, asıl ekonomik gücü beraberinde getiren şey fikirlerdir. Ben her zaman buna inandım.”

Hasan Vatan, Teknosa’yı alamadı ama büyümesine devam etti. Çok sayıda yabancı şirketin olduğu pazarda, önemli oyunculardan biri olarak ayakta kaldı. Kitabı, bu başarıyı, küçük bir mağaza aşamasından başlayarak ortaya koyuyor. Okumakta yarar var.