Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Çınar Hotel'in havuzu ötekileri tek geçer!

Pazar, 06 Haziran 2010 - 05:00

Dört tarafı ve ortası deniz olan şahane bir şehirde yaşayıp da yaz gelince girecek su aramak ve çareyi havuzlarda bulmak acıklı. Eh, üstünde oturduğun halıya mıçarsan böyle! Neyse, neyse. Amiral gemisi Hürriyet, “En iyi on”lar sıralamasını bu kez havuzlara ayırmış, ama bence bir haksızlık yapıp, İstanbul’un en hoş havuzlarından birini es geçmiş. Hiç bir konuda haksızlığa dayanamadığıma göre hemen müdahil olmalıyım! Havuz sevmememe ve güneşlenmek için bile gitmememe rağmen geçen yıl kullandığım Çınar Hotel’in havuzuna hayran oldum. Bir: Suyu deniz suyu! İki: Belki yeni güvenlik kurallarına aykırı ama derinleşiyor ve yüzerken ayağınız yere çarpmıyor. Üç: Önü deniz ve bahçe. Hem yeşili, hem denizi görüyorsunuz, üstelik de Boğaz’daki gibi insanı yoran bir gemi trafiği yok, sakin, huzur verici. Müşterileri, yıllardır abone olmuş semt ve otel sakinleri, hep aynı dost insanlar. Servis iyi ve pahalı değil. Uğur Dündar bile yıllardır ailesiyle orada ise bundan iyi referans mı olur diyor ve şimdi herkes hücum eder de rahatımız kaçar mı diye korkuyorum!

Yanıtını merak ettiğim sorular
1) Neden ülkemizde yaşayan ve çevresindeki herkes tarafından sevilen Katolik rahipleri öldüren delikanlılar yakalandıkları andan itibaren deli numarası yapıyor, akıl sağlığı yokmuş görüntüleri veriyor? Acaba kendilerine bu yolda yapılan telkinler mi bu genç insanların aklını, beynini, ruhunu dalgalandırıp hasta ediyor? Yoksa işledikleri suçu akıllı, mantıklı, sağlıklı insanların yapmasına imkan yok da ondan mı?
2) Neden dini motifli olaylarda akıl yürütmeye başlayıp serinkanlı analizler yaptığımızda dinsizlikle, karşı tarafın silahşörü ve satılmış olmakla suçlanıyoruz? Satılmak o kadar kolay mı? İHH olayını irdelediğim yazılardan ötürü Netanyahu hükümeti bana çek mi yollayacak? Şimdiye kadar satılmışlıkla suçlandığım herhangi bir konudaki hiç bir yazım için para almadığıma göre acaba bedavaya mı gidiyorum? Bu işi madem biliyorsunuz, kime başvuracağımı ve nasıl pazarlık edeceğimi de bir zahmet öğretir misiniz?
3) Son zamanlarda duyduğum en çarpıcı slogan olan “Yok öyle 25 kuruşa simit” sözüne acaba seçmen “ne kaa köfte, o kaa ekmek!” yanıtını sandıkta verecek mi? Yok vermeyecekse neden? Bu seçmen denilen vatandaş türünün siyasi tepkileri bizatihi kendi çıkarlarıyla değişmiyorsa neyle değişecek? Mavi Marmara gemisinin İsrail’e Gaza seferi mi karın doyurur, simit mi, köfte mi?

Ruhat Mengi Star’a neden kızgın?
Medyadaki ayrışmadan sonra çoğu kanalın haber programı kendilerine “liberal demokrat” denilen ama bu tanımlamaları hayli su götüren, karşı fikirlilere her tür hakareti kendilerine hak gören “yandaş”lar tarafından işgal edildi. Bu programlarda onların karşılarına adeta dövüşsünler diye çıkarılan ve nedense “ulusalcı” olarak nitelendirilen isimlerin sayısı da bir elin parmaklarını geçmiyordu. İşte bu ortamda Ruhat Mengi’nin Star’da sunduğu ve çoğu üniversite profesörlerinden oluşan konuklarıyla çeşitli konuları tartıştığı programı, farklı ses arayanların takıldığı vaha oldu! Pazar günlerinin yarısını ekran başında geçiren muhalifler, yüreklerine su serpen yorumları Ruhat Mengi’nin renkli hırkaları ve uzun yorumları eşliğinde dinlediler. Program, kendi alanında hep ilk sıralarda yer aldı. Ne ki program, Mayıs ayı sonunda dokunaklı bir vedayla ve “kimbilir nerede, ne zaman buluşuruz” anonslarıyla ve gözyaşlarıyla bitti.
Tam da siyaset ısınmış ve yazın sıcak geçeceği belli olmuşken. Ruhat Hanım, bunu programın yayından kaldırılması olarak ekranda ve sütununda siyasi bir tavırmış yansıtınca kendisine meslektaş, kadın dayanışması göstermek ve destek çıkmak istedim. Tabii ki televizyonun yöneticilerinden programın neden bitirildiği hakkında bilgi istedim. Söyledikleri açık ve netti: Bütün diğer programlar gibi “Her Açıdan” da, yaz sezonu dolayısıyla, bundan önce de olduğu gibi, tatile girmişti. Yani yayından kaldırılmamış, ara verilmişti ve bu önceden de biliniyordu. Peki Ruhat Mengi neden bunu bir tür sansür gibi yansıtıyor ve seyircisinin duygularına hitap ederek ortalık kızıştırıyordu? Star’ın starı olarak star kaprisi mi? Yoksa başka bir kanal arayışı mı? Her hafta saatler süren canlı yayın yapmanın ne kadar zor olduğunu tecrübeyle biliyorum. Ne kadar hırslı bir programcı da olsa, Ruhat Mengi’ye de biraz dinlenmek ve yeni sezonda bilenmiş olarak ekrana geri dönmek iyi gelecektir, üstelik bu sıcaklarda kimse de pazar günü öğle vakti televizyon seyretmiyor, abartmaya gerek yok canım! Sizi seven zaten seviyor.