Cem Kerpiççiler

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170745.cem_kerpiççiler_17.png

Cinnet ile cennetin arasında 'aşk'ının peşinde koşuyor!

Pazar, 24 Kasım 2013 - 18:08

Alman filozof Martin Heidegger, "Hayat hikayedir ve bir insanı sevmek onun hikayesini sevmektir" cümlesini kurarken bu gayet sarih tanımlamanın çok ama çok uzun yıllar sonra, her geçen gün çölleşen topraklarda ‘vaha’ gibi karşımıza çıkıp bizi ümitlendiren Trabzonspor Teknik Direktörü Mustafa Reşit Akçay’ı anlama ve anlatma çabası içinde kullanıldığını görse ne düşünürdü acaba? Bu cevabı zor soruyu geçip Ajax'ı incelemek için istifasını basıp,  arabasını satıp Hollanda’nın yolunu tutan ‘futbol bilgesi’ne geçelim.

Manifestolarında tevazu eksik!

‘İmparator’ların, şatafat meraklılarının, kendini olduğundan farklı ve ‘büyük’ gösterme meraklılarının, imaj üzerine kurdukları iktidarlarının sallanmasına tahammülü olmadıkları için sertliği rehber edinenlerin, bilmeden her ama her konuda fikir yürütüp, tevazunun bin sayfalık tarihi spor manifestolarında cümle içinde kelime olarak bile kullanılmadığı bir coğrafyada  Mustafa Reşit Akçay ‘cesaretini konuşmak gerek önce. Belki de bu şartlarda böyle bir savaşın içine girme konusunda hiç tereddüt gösterip göstermediğini. 



Ödül mü ceza mı?

Geçmişte bıraktığı sakallarını 'Türkiye'de dış görünüşe fazla önem veriliyor, ben de buna tepki olarak anarşist bir görüntüye sahibim' sözleriyle açıklayan Mustafa Reşit Akçay’a medyanın gereken değeri vermemesi bir ödül mü yoksa ceza mı? Aklımda bu ve benzeri birçok soruyla Mustafa Reşit Akçay hakkında yazmayı hep ertelerken buldum kendimi. Değerli meslek büyüğüm, ağabeyim Selahattin Kınalı’ya ulaşıp derdimi anlattım. Onun sayesinde Mustafa Reşit Akçay’a ulaştığımda kendi adıma hoca hakkında düşündüklerimin ne kadar doğru olduğunun bir kez daha sağlamasını yapmış oldum.

Büyük cümleleler arayan üzülür!

Mustafa Reşit Akçay’a içinde puan durumu, şampiyonluk, kupa, günlük  başarı olmayan sorular sordum. O da son okuduğu kitaptan Türk futbolunun makro planlamasına kadar anlattı ben sordukça. Mustafa Reşit Akçay’ı anlama ve anlatma adına küçük bir çabadır yazılan. Büyük cümleler bekleyenleri hayal kırıklığına uğratacak röportajdır aşağıda yer alan:

“Türk futbolunda alışılmadık pek de örneğini rastlanmayan bir ‘karakter’ sergiliyorsunuz. Böyle bir coğrafyada bu anlayışın hiçbir zaman ödüllendirilmediği aksine cezalandırıldığı alanda bu ‘çıkış’ı yapma cesaretini nereden buldunuz?
Çok iddialı sözler bunlar. Ben hayata sıradan bakıyorum bakmak istiyorum. Abartılı cümlelerden hoşlanmıyorum. Benim için futbol büyük bir tutku, aşk! Başından bu yana bu yolculukta bana bu cesareti veren işte bu ‘aşk’. Cinnet ve cennet arasındaki köprüde yürüyorum. Bir gün bu alanda cinnet noktasına geldiğimi ve benim için ‘cennet’ saydığım bu alanın bu hale geldiğini hissettiğimde geri çekilmeyi de bilirim.

Takımdaki yabancı oyuncuları daha iyi anlayabilmek için onların dini kitaplarını inceleyip okuduğunuzu açıklamıştınız. Bunun nedeni ve aldığınız tepkiler ile oyuncular üzerindeki nedenini anlatır mısınız?
Oyuncularımın kalbine giden yolları bulmaya çalışıyorum. Benden önce bu takımda olan ve belirli performans gösteren oyuncular var. Geçmişte gayet iyi performans gösterenler de var. Kendi performansını açığa çıkaramamış olanlar da var. Onları daha iyi anlamak için bu yolu tercih ettim. Hayata hangi gözle baktıklarını, inanç sevgilerini hangi seviyede tuttuklarıyla uğraşıyorum. Bunu yaparak benim ve oyuncularımın ne kazandığını sizin ve Türk spor kamuoyunun değerlendirmesine bırakıyorum.

Türkiye’de futbol kültürü, taraftarlık ve yöneticilik anlayışı üzerine neler söylemek istersiniz?

Türkiye’de roller karışıyor. Taraftar aynı anda teknik direktör, başkan ve yöneticiliğe soyunuyor. Bu da karışıklığa ve kaosa neden oluyor. Türkiye’de kulüp yöneticilerine bu kaosun aşılması adına çok önemli görevler düşüyor. Yöneticiler bu oyunun bu hale gelmemesi için sorumluluk almalılar. Radikal ve renk fanatiği bir anlayış yerine spor odaklı bir anlayışın getirilmesi şart.

‘Kazanmak’ sizin için ne anlam ifade ediyor. Trabzonspor özelinde yorumlayabilir misiniz?
Bizim yörenin insanlarının genetiğinde ‘kazanma hırsı ve mücadele’ olduğunun altını çizmek isterim. Bu nedenle biz de Trabzonspor olarak mutlaka kazanmak istiyoruz ve bunun için mücadele ediyoruz. Kaybetmekten hoşlanmadığımız doğrudur. Uzun zamandır sportif anlam da başarılı sonuçlar alamadığımız için kızgın olduğumuz da bir gerçek. Bu travmayı atlatıp başarılı olmak için büyük mücadele veriyoruz.

Türkiye’de altyapı, PTT 1. Lig ve Milli Takım özelinde doğru gitmeyen noktalar nelerdir? Hangi noktalarda yanlış yapıyoruz? Neler yapmamız gerek?
Türkiye’de futbola başlama yaşı açısından sıkıntılar var. Geç kalıyoruz. Geç başladıktan sonra özellikle taktik ve mental açıdan oyunculara gerekeni veremiyoruz.  Bu nedenle üst seviyelerde pozisyon oyunu konusunda çok net sıkıntılarımız var. Oyuncu seçiminde yalnızca skor odaklı beceriye sahip olan kaynağa eğiliyoruz. Diğer oyunculara gerektiği kadar ilgi göstermiyoruz. Özellikle atletik oyuncuları atladığımızı söyleyebilirim. Bu konuda Türkiye Futbol Federasyonu’na önemli görev düşüyor. Fatih Terim’in bu konuda sorumluluk alıp 10 yıllık makro bir planla sorunları çözme yolunda adım atacağına inanıyorum. İspanya, Almanya ve Hollanda örnekleri bu açıdan çok önemli. Bu örneklere altyapılarına, planlarına bakarak aldıkları yolu iyi analiz etmeliyiz.

Kitap okumayı çok sevdiğinizi biliyoruz. Hatta bazen kafanıza takıldığında 600 sayfalık bir kitabı iki-üç günde bitirip rahatladığınızı kitabı bitirmediğiniz takdirde kendinizi rahatsız ettiğini duymuştuk. Sinema ile aranız nasıl? En son hangi kitabı okudunuz?
Kendimi geliştirmek, dünyayı anlamak anlamlandırabilmek ve düşündüklerimi çevreme daha iyi anlatmak adına okumaya çalıştığım doğrudur. Okumaktan büyük zevk alıyorum. Hele moralim yerindeyse çok daha keyifli oluyor. Moralsiz olduğum zaman konstantrasyon sorunu yaşıyorum. Son dönemde Alman filozof Friedrich Nietzsche okuyorum. “Böyle Buyurdu Zerdüşt’ü bitirdim. Vaktim olduğunda film izlemekten de büyük keyif alıyorum ama maçlar, antrenmanlar derken fazla zamanım oluyor. Ama kitap okumak hayatımın en önemli parçalarından biri.


Mustafa Reşit AKÇAY

Doğum Yeri:
Trabzon

Doğum Tarihi: 12.12.1958

Yabancı Dil: Fransızca

Eğitim Durumu: KTÜ Eğitim Fakültesi Sosyal Bilimler Bölümü Mezunu

Kariyer:
Vanspor, Sakaryaspor, Bulancakspor, Antalyaspor, Elazığspor, Gümüşhanespor, Pazarspor, Arsinspor, Ofspor, Beylerbeyi, Tavşanlı Linyitspor, 1461 Trabzon