Cinsel sorunların çözümü cinsel wellness'ta

Pazar, 01 Kasım 2009 - 13:54

Cinsel sorunların çözümü cinsel wellness'ta

Cinsellik alanında yapılan araştırmalar şu gerçekleri doğruluyor. Dünyada her üç yetişkinden birinin en az bir cinsel sorunu var. Türkiye’de her 10 erkekten 7’si sertleşme sorunu yaşıyor. Kadınlarda da durum pek farklı değil. 13 bin kadın üzerinde yapılan bir araştırmaya göre kadınların yüzde 70’inin tatmin sorunu var. 27 bin beş yüz kadın üzerinde yapılan çalışma da kadınların yüzde 39’unun en az bir cinsel sorunu olduğunu gösteriyor. 

Cinsel problemler sadece iki kişinin ortak yaşamını etkilemiyor. Hastaların yüzde 62’si özgüven kaybı yaşıyor ve çoğunlukla kendilerini üzgün, depresif, öfkeli ve mutsuz hissediyor. Ve Türkiye’de cinsel problemi olan her 10 kişiden yalnızca biri hekime başvuruyor, o da tedaviye devam etmiyor! Toplumun bu eğiliminden yola çıkan Hattat Hastanesi dünyada hızla yayılan yeni bir kavram olan cinsel wellness’la, cinsel sorunu olan hastaları tedavi ediyor. Avrupa Cinsel Tıp Akademisi Tıp uzmanlığı eğitimi devam eden, Dünya Sağlık Örgütü Sosyal ve Medikal Yaşlanma Uzmanı Dr. Ece Hattat, cinsel wellness’ı şöyle açıklıyor: “Bu bir nevi cinsel koçluk. Eskiden cinsel sorunu olan erkek üroloğa, androloğa gidiyordu. Kadınlar da orgazm olamıyor diye, jinekolog bile değil, psikoloğa başvuruyordu. Yanlış bilgilenerek, dağınık tedavi yöntemlerini deniyorlardı. Ya da hiçbirini yapmayıp susuyorlardı. Artık cinsel wellness’la hastaları fiziksel, psikolojik ve sosyal bakımdan inceliyoruz. Profillerini çıkarıyoruz. Böylece hastalar hem iyi yaşlanıyor hem de mutluluğu yakalıyorlar 

Cinsel wellness nedir? 
Sağlığın üç boyutu var. Fiziksel, psikolojik ve sosyal sağlık. Bu üçü olmayınca biz o kişiye, sağlıklı veya mutlu diyemiyoruz. Wellness kelimesi de sağlığın üç boyutunun bir arada olduğu ‘iyi hal’ durumu olarak tanımlanıyor. Dünyada çok yeni bir kavram olan cinsel wellness’ta kaliteli yaşlanma ile sağlıklı ve mutlu cinsellik programları birleşiyor. Hattat Hastanesi’nde zaten cinsel fonksiyon bozukluğuyla ilgilenen bir departman vardı, ben de kaliteli yaşlanma üzerine çalışıyordum. Bu ikisinin birleşmesinden ‘cinsel wellnes’ departmanı ortaya çıktı. 



Kaliteli yaşlanmayla, mutlu cinsel yaşam programları hangi noktada birleşti? 
Hem iyi yaşlanmak, hem de mutlu bir cinsel yaşam için sosyal, psikolojik ve fiziksel bakımdan sağlıklı olmak gerekiyor. Bu noktada kaliteli yaşlanmayla mutlu cinsel yaşam birleşti. Yani kolesterol, şeker hastalığı, tansiyon, kötü beslenme, alkol ve sigara kullanımı, egzersiz azlığı gibi faktörlerin hepsi kaliteli yaşlanmayı ve cinsel yaşamı etkiliyor. 

Bu program nasıl işliyor? Size hastalar ne gibi sorunlarla geliyor? 
Her türlü cinsel sorunla gelebiliyor. Çift ya da tek olabiliyorlar. Kişiler bize geldiğinde öncelikle çok detaylı bir test uyguluyoruz. Cinsel sorunlarına neden olabilecek fiziksel, psikolojik her detayı inceliyoruz. Böylece cinsel sağlık profillerini çıkarıyoruz. Bu plan dahilinde de beslenme, egzersiz, besin destekleri, gerekirse cinsel terapi, medikal tedavi veriyoruz. Bu nedenle de hastaların tedavi süreleri değişiyor. 

Bu bir nevi cinsel koçluk, öyle mi? 
Evet bu çok güzel bir tanım. Hasta profiline göre tedavi sürecine karar veriyoruz. Başında bulunduğum ekipte jinekolog, dahiliye uzmanı, androlog gibi pek çok uzman var. Şu ana kadar alıştığımız tedavilerde kaliteli yaşlanma programları ile cinsel fonksiyon bozuklukları ayrı ayrı tedavi ediliyordu. Şimdi ise birlikte ve daha verimli işliyor. Tiroid, diyabet, kemik-eklem sorunları gibi hastalıklar ve ilaçlar cinselliği olumsuz etkileyebiliyor, ama bunu da çözümleyebiliyoruz. 



İnsanlara şeker tedavisi görmek, beslenme uzmanına gitmek bile sıkıcı geliyor... 
Öyle ama eskiden cinsel problemleri varsa erkekler genellikle üroloğa, androloğa gidiyordu. Kadınlar da orgazm olamıyor diye, jinekolog bile değil, psikoloğa başvuruyorlardı. Yapılan araştırmalara göre 10 kişiden sadece biri doktora başvuruyor ve o da çoğunlukla tedaviye devam etmiyor. Yani tedavi edilebilen hasta oranı çok az. İnsanların sıkılma nedeni dağınık tedavi görmek. Şimdi ise dünyadaki en yeni trend dağınık tedavileri denemek yerine cinsel koçluk almak. Cinsel koçlar, kişinin işini kolaylaştırıyor. 

İyi de insan bu tedavi süresinde, koca bir ekip karşısında daha da gerilmez mi? 
Hayır. İnsanlar artık susup oturmak yerine jinekolog, ürologlara gitmekten farklı problemleri de olduğunu kabul etti, arayışa girdi. Biz de hasta geldiğinde ona saatler ayırıyoruz. Hastanın geçmişten bugüne olan yaşam, cinsellik, psikolojik, sosyal boyutunu inceliyoruz. Sorunlarının düşündüklerinden çok farklı olduğu bile çıkabiliyor. 

Fonksiyonel işlev sorunu olduğunu söyleyip aslında sorunun çok farklı olduğu ortaya çıkan bir örnek verebilir misiniz? 
Örneğin bir hastamın bakımlı kadın sevdiği ortaya çıktı. Karısı yıllardır manikür-pedikür yaptırmıyormuş. Adam bunu o kadar içselleştirmiş ki, yıllarca eşine söyleyememiş. İlişkilerinde bu nedenle çok sorun yaşamışlar. Bu, adamın fantezisi bile sayılabilir, ama sorun yaratmış. 

Kadın sorunun bu olduğunu duyunca ne dedi? 
“Ee söyleseydin kocacım, senin için her gün maniküre giderdim” dedi. 


Partneri olmayan biri de size geliyor mu? 
Evet. Bize bir dul da gelebilir. Cinsellikten uzak mı kalacak? Tabii ki hayır. Bazen dullar performans endişesinden dolayı partner arayışından korkuyor. Onun da psikolojik, sosyal boyutunu ele alıyoruz. Ondan sonra hastanın bütün profili çıkıyor ortaya. 

Kadınlarda mı, yoksa erkeklerde mi daha fazla cinsel soruna rastlanıyor? 
Kadınlarda cinsel sorunlar daha fazla görülüyor. Yapılan araştırmalar kadınların neredeyse yarısının (yüzde 40-45) bir cinsel sorun yaşadığını gösteriyor. 500 kadın üzerinde yapılan bir çalışma, kadınların yüzde 39’unun en az bir cinsel sorun yaşadığını ortaya koydu. Yaklaşık 13 bin kadın üzerinde yapılan başka bir araştırma da, kadınların yaklaşık yüzde 70’inin tam olarak tatmin olmadığını gösterdi. Üstelik bu sorunlar yaşla birlikte artıyor. 

Kadınlarda en çok hangi sorunlar ortaya çıkıyor? 
En sık cinsel isteksizlik, orgazm sorunları, cinsellikten zevk alamama, uyarılma ve ağrı hastalıkları ile performans endişesi görülüyor. Bunların sebeplerine bakıldığında, organik faktörlerle, yani damarsal, hormonal, sinirsel sorunlar gibi problemlerle birlikte, kadının cinselliği nasıl öğrendiği, eski deneyimleri, ilişki problemleri, iletişim sorunları, kültürel baskılar gibi psiko-sosyal nedenler de önemli yer tutuyor. Bir de erkeğin sorunu kadını etkiliyor. Partnerin sertleşme sorunu, erken boşalma, penisteki anatomik şekil veya hacim bozuklukları kadının cinsel hayatını olumsuz etkiliyor, tatminini azaltıyor. 

Bu sorunların daha çok yaş ilerledikçe artığını söylüyorsunuz. Size daha fazla yaşlılar mı geliyor? 
Bu sene çoğunlukla gençler geldi. Özellikle 25-35 yaş arası çok genç hastam oldu. 

Genç hastaların sorunları neden kaynaklanıyor? 
Genelde alkol, stres, kötü beslenme, iş stresinden dolayı problemler çıkıyor. Onların da hayat tarzını düzenliyoruz. Stres yönetimi yapıyoruz. Diyelim bir erkek hastamız cinsel isteksizlik yaşadığını söyledi. Onun hormonlarına bakıyoruz. Hormonları düşük ve sertleşme problemi yaşıyorsa hormon yerine koyma tedavisi yapıyoruz. Bu kolay. Ama bazılarının sorunu bu kadar kolay bitmiyor. Mesela kilo fazlalığı oluyor. Hemen testosteronun düşük olduğu anlaşılıyor. Ne kadar düştüğünü testle anlıyoruz. Beslenme uzmanına yolluyoruz. Şekeri de varsa cinselliğini engellemeyecek ilaçlar veriliyor. 

Kadın mı erkeği, erkek mi kadını tedaviye getiriyor? 
Kadınlar erkekleri tedaviye getiriyor. Çünkü kadın cinsel yaşamı iyi gitmediğinde suçu kendinde aramak gibi bir hataya düşüyor. Erkekte sorun olup kadınların getirdiği hastalarda da sonuçların daha iyi olduğunu görüyoruz. Eşlerinden destek alan erkekler çok daha iyi tedavi oluyor. Bunun için kadının ilişkide baskın ya da erkekten daha kültürlü olması gerekmiyor. Örneğin çift olarak gelen bir hastamda, hanımda kalp, tiroid problemi vardı. İlk başta kadının problemi için buraya başvurdular zannettim. Meğer sadece erkeğin problemi için gelmişler. Kadının desteğini aldıkları için de tedavi son derece hızlı ilerliyor. 



Peki tedavisi olmayan cinsel problemler oluyor mu? 

Aslında hepsinin bir şekilde çözümü var. Zor vaka, sorunu gerçekten kabul edemeyenler... Çiftlerin arasında destek ve iletişim varsa, tedavi olmak istiyorlarsa çok daha iyi sonuç alıyoruz. Çift olarak çatışma yaşadığımız hastalara da çift terapisi uyguluyoruz. Diyelim çift, birbirini suçluyor. Terapiye devam etmiyor. “Benim psikolojik sorunum yok, benimki organik ver ilacımı gideceğim doktor hanım” diyor, terapiden kaçıyor. Bu durumda da tedavi seçeneklerini en doğru şekilde anlatıyoruz. 

Toplumda ‘Erkek sürekli cinsel istek duymak zorundadır, erkek her saniye hazırdır, erkek hep seks düşünür’ gibi düşünceler var. Acaba bu nedenle mi erkekler kadınlara nazaran daha çekingen ve sorununu daha zor kabul ediyor? 
Evet. Biyolojik olarak erkeklerde testosteron hormonu fazla. Anne karnından itibaren öyle. Ama bakıyoruz, 30-35 yaşında bir erkek, “Ne yaparsam yapayım cinsel istek duymuyorum” diyor. Kendini, toplumda empoze edilen fikirlerden dolayı çok kötü hissediyor. “Arkadaşlarım haftada yedi kere yapıyor, ben iki haftada bir yapıyorum. Bu yanlış mı diyor?” Altta yatan organik bir problemi de yoksa, kendini sorgulayıp duruyor. Ama asıl sorunu iş stresi, sabahlara kadar çalışması. Bu nedenle de hem isteksizlik hem de sertleşme sorunu yaşıyor. Tatile gittiğindeyse işten uzak olduğu için cinselliği yoğun yaşıyor. 

Bu durumda çiftler birbirine ne gibi bahaneler söylüyor? 
Kadınlar sorunlarını ifade etmiyor. Olay kopunca bize geliyorlar. Eşleri onların mutlu olduğunu düşünüyor. Ya da erkek kadını suçluyor. Erkeklerse bahane sunmadan kadından uzaklaşıyor. Erkek, televizyon seyrederken uyumuş gibi yapıyor, arkadaşıyla programı olduğunu söylüyor, yorgunum diyor, işte geç saatlere kadar kalıyor. Kadınlar da ‘tamam beni aldatıyor’ diye düşünüyor. 

Çiftler arasındaki problemler de haliyle çoğalıyor... 
Evet. Kadın da, adam da çok zor dönemlerden geçiyor. Kadın “Herhalde kilo aldım, beni çirkin buluyor, beni aldatıyor” diyor. Problemi konuşmayıp içselleştiriyor. Ya da erkek “Gencim, sürekli sertleşme olması gerek” diyor. Erkek de her akşam karısı ondan talep eder de, sorunu ortaya çıkar ve kadından utanırsa diye, kadından uzaklaşıyor. Aralarında bitmek tükenmek bilmeyen bir gerginlik yaşanıyor. 

Ve seks olmayan birliktelik kısa süre sonra bitiyor mu? 
İngiltere’de yapılan bir araştırmada boşanmaların yüzde ellisinin cinsel problemlerden dolayı olduğu görülüyor. Veya cinsel sorunla başlıyor sonra da ilişki sorununa dönüşüyor. Demekki cinsel sorunlar evlilikleri bitiren bir etki gösteriyor. Kulaktan dolma bilgileri ya da internetten duydukları, ısmarladıkları ilaçları alıyorlar. Bunlar da bir işe yaramıyor. 

Kadınlar en çok neden yakınıyor? 
Erkeklerin kadınlara duygusal olarak yaklaşmamasından. Kadınlar tek gecelik ilişkilerden sonra bile duygusal yakınlık istiyor. Kadınlarda vajinal cevap olsa bile kadın tatmin olmadığını belirtebiliyor. Kadınlar işten dönünce rahatlamak istiyor; erkeklerse hemen sevişmek. Bu bile kadını geriyor. 

Erkeklerin en çok yakındıkları ne? 
Erkekler hep genç, güzel ve ince kadın istiyor gibi düşünülür. Hiç alakası yok! Özellikle cinsel problem yaşadıklarında kadından anlayış ve ilgi istiyorlar. Kadınlar da onların bu sorunu için “Bu senin problemin” deyince erkekler, kendilerini kötü hissediyor. İki tarafa da şunu söylüyorum, yapabilecekleri en iyi şey konuşmak! İlişkilerine yapabilecekleri en kötü şey, problemi içlerinde büyütmek. Çiftlerin birbirlerinin cinsel istek ve arzularını bilip ortak bir noktada uzlaşması lazım. Eğer iletişimle de sorunlarına çözüm bulamıyorlarsa uzmana başvurmalılar. Bir de cinsel pozisyonlar hakkında anlaşmazlıklar olabiliyor. Kadın “Bu günah, yanlış rahat edemiyorum” diyor. Yanlış bilgileri çözümlendikçe düzeliyor. 

Cinsellikte başarısızlık ne gibi karakter bozukluklarına neden oluyor? 
Cinsel başarısızlığı erkekler ‘Ben erkek değilim’ olarak algılıyor. Erkekte bu nedenle ciddi bir özgüven eksikliği oluyor. Kendini depresif ve mutsuz hissediyor. İşte başarısızlık, konsantrasyon bozukluğu yaşıyor. 

Fanteziler ilişkide ne kadar önemli? Bu da sorun oluyor mu çiftler arasında? 
Fanteziler sağlıklı cinselliğin bir parçası. Uzun süreli ilişkileri canlandırmak için de fantezilerin gerekli olduğunu düşünüyoruz. Fanteziyle, fetişizm veya parafili gibi cinsel tıp sorunlarını kastetmiyorum. Fantezi deyince insanın cinselliği düşünmesi hayaller kurması çok sağlıklı. Ama bunu her zaman diğer tarafın güvenlik sınırları içinde yapmak gerekiyor. Fanteziler karşı tarafa dayatılmamalı. Yapılan araştırmalarda Türk toplumunun fantezilerinin lokasyonla bağlantılı olduğu ortaya çıktı. Örneğin asansörde, plajda sevişmek gibi... Bunlar arasında tecavüz bile var. Ama adı üzerinde fantezi. Aksiyona konulması zor. Bunlar sadece cinsel dürtüleri artırmaya yönelik hayaller. 

Madem cinsellik hayatımızda bu kadar önemli. Cinselik kaç yaşında başlamalı? 
Araştırmalar 19-19.5 yaşında ilk cinsel deneyimin yaşandığını gösteriyor. Ama önemli olan kişinin cinselliğe psikolojik olarak hazır olması. Cinsellik için ne kadar küçük yaşlara inilirse ileride o kadar fazla cinsel sorunla karşılaşılıyor. Kız ergenler genellikle arkadaş çevresinden etkileniyor. “İlişkiye hazırım” diyor ama aslında arkadaşları cinsel ilişkiye girdiği için böyle söylüyor. Ergenlerle konuşmak gerekiyor. Eğer anne-baba çocuklarla konuşmaktan çekiniyorsa, doğru cinsel bilgi alabilecekleri bir uzmana başvurmalılar. 

Peki ya evlilik öncesi cinsellik... 
Bu da kişinin kendi istek ve doğrultusunda olmalı. Eğer bundan ciddi pişmanlık duyacaksa, bu da ileride ciddi cinsel fonksiyon bozukluğuna yol açar. Evlilik öncesi ya da evlilikte cinsel bilgi edinmek çok önemli. Eğer bilgi eksikliği varsa, çiftler beş bazen on yıl birlikte olamıyor. 

İnternet cinsel yaşamda ne kadar etkili? 
İnternetteki iletişim ve internet okur-yazarlığı artıyor, pornoya ulaşmak da bu ortamda daha kolay. Porno cinselliğin bir parçası, uyarıcı olarak kullanmakta bir sorun yok. Ancak porno yanıltıcı cinsel standartları empoze edebiliyor. Yani internetteki pornoda kadın ve erkek her zaman cinselliğe hazır, cinsellikten memnun bir portre çiziyor. Bu görüntüye alışan kişi, bunun gerçek cinsellik olduğunu düşünüyor ve gerçek hayatta şok yaşayabiliyor. Halbuki bu aslında sanal bir ortam. 

Diziler cinsel yaşamı ne yönde etkiliyor? 
Buna pijama, terlik, televizyon diyoruz. Çift her akşam dizi seyrediyor, biri bir koltukta diğeri ötekinde yatıyor, ortamda bir de meyveler, alkol varsa tam bir keyif ortamı yaratılıyor. Hiç konuşmadan zaman akıp gidiyor. Ama biz bazen birlikte dizi, film seyretmek çiftleri birbirine yaklaştırır diyoruz. Televizyon seyredip birbirleriyle konuşmadan dokunmadan vakit geçiriyorlarsa cinsel yaşamlarına da bu yansır. 

Dizilerdeki cinsellik unsuru, cinsel yaşama hareketlilik katıyor mu? 
Yakınlık sahneleri eğer aileleri ve kişiyi rahatsız etmiyorsa sakınca yok. Ama kişiler rahatsız oluyorsa, utanıyorsa o zaman da cinsel yaşama negatif etkisi var demektir. Türkiye’de mahremiyet duygusu çok fazla. Basit kadın, basit erkek kavramları var. Cinsellik sağlıklı yaşamın çok önemli ve doğal bir parçası. Başta ilişki olmak üzere cinsel problemler hayatın her noktasını etkiliyor. Bu nedenle kişi cinsel sorunla karşılaştığında içine kapanmaması, bilgilenmesi gerekiyor. 

Merve ÖZAYTEKİN - Röportaj

8