Çıta meselesi

Pazar, 01 Ağustos 2010 - 05:00

Özal da böyle demişti:
- Ana Muhalefet Lideri olmam.
Yani:
- Partim ikinci gelirse, siyasetten çekilirim.
O liderken, partisi ikinciliğe düşmedi... Düşmediği için, kendisi de Ana Muhalefet Lideri hiç olmadı. Zamanlamayı ayarladı, Çankaya’ya çıktı. İsabet etti. O çıktıktan sonra partisi ikinciliğe düştü.

*

Şimdi Başbakan Erdoğan da benzer birşey söylüyor:
- Partim ikinci olursa hemen bırakırım.
Ama şartı var:
- Sen de bırakır mısın diye soruyor.
Kılıçdaroğlu da temkinli konuşuyor:
- Makul bir oy artışı olmazsa bırakırım.
Makul bir oy artışından kasıt nedir? Kaç puanlık bir artıştır? Yâni, genel seçimde yüzde kaç oy beklemektedir? Onu söylemiyor. Doğrusunu yapıyor. Çünkü henüz erkendir. 

*

Çıta’yı biz koyacak değiliz... Elbet Kılıçdaroğlu koyacak.
Ama yüzde 25-26 derse, kabul etmeyiz. Zira Baykal, yüzde 30’a merdiven dayamışken devretti partiyi... Anketler o gün Erdoğan’ı da yüzde 40’larda gösteriyordu.
Her neyse.
Bırakırım deyip bırakmayanları da biliriz. Niye bırakmadın diye de kimsenin yakasına yapışmadık.
Esasen bu tip iddialar lüzumsuzdur.
Hele önümüzde daha referandum varken, taa 1 yıl ötedeki genel seçim’e don biçmek, abesle iştigaldir.
Geçelim.

*

Referandumda ne olur? Onu bilmem ama en az 15 il’de sandık güvenliği olmayacağı kesin. Düşük katılım kimin işine yarar? Evetçilere mi yarar, hayırcılara mı yarar? Düşünün ki sandık güvenliği olan batıda da yüksek katılım’ın garantisi yok. Zira oralarda vur patlasın çal oynasın.

.........

Sevgili okuyucular. Şu noktayı bir daha vurgulamak istiyorum, dikkat:
Disiplinli partilerin disiplinli seçmenleri, hep maaile giderler sandığa... Kolay fire vermezler. Öbür tarafta ise sandık tembelleri, milli irade oranını sürekli aşağı çekerler.
Kimin kazanacağını değilse bile kimin kaybedeceğini onlar belirlerler. Bunu unutmayın.