Clint Eastwood'dan başarı dersi

Cuma, 05 Mart 2010 - 05:00

Sevgili Deniz Gökçe, Anadolu toplantılarında yaptığı sunumlarda ‘Rahat bize batıyor’ diye konuşur. Ekonominin iyiye gittiği, büyümenin geldiği, yabancı sermaye girişinin arttığı ve nihayet istihdam yaratıldığı dönemlerde, mutlaka bir perşembe akşamı Ekonomist dergisinin geleneksel ‘Yılın İş İnsanları’ araştırmasının ödül töreni vardı. Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, Pegausus Başkanı Ali Sabancı, Turkcell CEO’su Süreyya Ciliv, Tema Vakfı Başkanı Nihat Gökyiğit, Çelebi Holding’in patronu Canan Çelebi, Viaport’un başkanı Süleyman Varlıer ödüllerini aldılar. Hürriyet gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök, törende benim gibi bütün izleyicilerin ilgisini çeken bir konuşma yaptı. Konuşma, çok sayıda başarılı girişimcinin hayat hikayesinde yer alan, ‘Dezavantajı, avantaja dönüştürmek’ konusuna odaklanmıştı. Bu görüşüne, hayat hikayesini okuduğu sinemacı Clint Eastwood’u örnek gösterdi.

Kovuldu, yıldız oldu

Eastwood, kariyerinin başlangıcında, stüdyo sahibi tarafından, Burt Reynolds ile birlikte, ‘Sizden oyuncu olmaz’ diye kovulmuş. Eastwood’u kovarken de boğazındaki şişlik (adem elması denilen top şeklindeki şişlik) gerekçe olarak gösterilmiş. Stüdyo sahibi, ‘Bu boğazındaki şişlik ile senden sinema oyuncusu olmaz, başka meslek edin’ diyerek kovmuş.

Daha kariyerinin başında ‘boğazındaki şişlik’, Eastwood’un dezavantajı olarak öne çıkmış. Hatta arkadaşı Burt Reynolds, ‘Ben biraz ders çalışır, oyunculuğumu geliştiririm. Sen şişlikle yaşamak zorundasın’ sözü moralini daha da bozmuş. Ancak, kariyer öyle devam etmedi. Clint Eastwood, İtalyan spagetti filmleriyle başladığı sinema hayatını, dünya çapında oyunculuk ve yönetmenlikle sürdürdü, Oscar ödülleri aldı. Bu başarısında da ‘dezavantaj’ olarak görülen, ‘adem elmasını’ karakter yaratmada avantaja dönüştürdü.

İş dünyasındaki örnekler

Özkök’ün bu konuşmasından sonra ödül alanların hayat hikayesini de dinledik. Tamamını yakından tanıdığım insanların hayat hikayeleri, bir şekilde Eastwood’a benziyordu. ‘Sümerbank’ bursu ile okuyan Süreyya Ciliv, Uşak’ın köyünden çıkıp, Tapu Kadastro Okulu’nda okuduktan sonra İngiltere’ye bursla giden Durmuş Yılmaz, dezavantajları karşısında yılmamışlardı. Viaport’u açtıklarında, ‘Burada AVM olur mu’ eleştirilerine kulaklarını tıkayan, lokasyon sıkıntısını, farklılaşmaya dönüştüren Süleyman Varlıer de aynı yoldan gitmişti. Ama 20 ayda 30 millyon ziyaretçi çekerek herkesi şaşırtan bir başarı yakaladılar. ‘Babasının oğlu’ olarak yola çıkan Sabancı, milyar dolarlık Pegasus’u yaratırken, Sabancı soyadını engel olarak görmemişti. THY’nin egemenliğindeki bir sektöre girişi de ‘dezavantaj’ olarak değerlendirmemişti. Başarı da bu düşünceyle geldi.

Tıpkı babası öldüğü için yönetime geçen Canan Çelebi’nin, ‘bu dezavantajı’, başarıya dönüştürmesi gibi... Küçük bir şirket olarak aldıkları Çelebi’yi 500 milyon euro ciroya, 7 bin çalışana ulaştırdılar.

2010 gerçekten zor mu geçecek?

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, ‘Yılın İş İnsanları’ ödül töreninin yapılacağı alana geldiğinde, işadamlarından büyük ilgi gördü. Bir işadamının, ‘2010 iyi olacak’ değerlendirmesine, onu da şaşırtan bir yanıt verdi:

“Genel ekonomi için bir şey söylemek bana düşmez. Ama para politikaları açısından 2010 yılının çok zor geçeceği bir gerçek. Biraz daha pozitif faizle gitmekte yarar var.”

2011’de uyum yakalanır

Yılmaz, geçen yıldan farklı olarak bu kez biraz daha ‘temkinli’ görünüyor... Bu temkinli hali sohbet ettiği iş insanlarının bazılarını da şaşırttı. Sonradan ödül aldığında yaptığı konuşmada da bu ‘temkinli’ halini sürdürdü.

Özellikle enflasyon konusunun altını çizdi. Başkanın mesajlarından benim dikkatimi çekenler şunlar oldu:

- Özellikle yılın ilk aylarında artan, ilk yarıda yüksek seyreden bir enflasyonun beklentilere etkisi konusunda çok hassasız.

- Antalya civarındaki sel ve baz etkisi nedeniyle enflasyon oranı şubatta yüksek çıktı. Geçtiğimiz yılın aynı ayındaki düşük oran da etkili oldu. Mart ayında bu artışın kısmen düzelmesi beklense bile, yılın 2’nci ve 3’üncü çeyreklerinde de enflasyonun yüksek seyredeceğini düşünüyoruz.

- Enflasyondaki asıl düşüşün, yılın son çeyreği ile 2011’in ilk aylarında olacağını öngörüyoruz. Bu çerçevede enflasyonun 2011 yılı ilk çeyreğinde hedefle uyumlu çerçeveye gireceğini umuyoruz.

- Kriz profesyonellerin ezberini bozdu. Biz 20 yıldır içinde yetiştiğimiz, bize verilen ezber çerçevesindeki politikaların bir kısmının çalışmadığını ya da istenen sonucu vermediğini gördük. Yepyeni bir dünyanın içinde olduğumuzu düşünüyoruz. Önümüzdeki dönemde kurallar yeniden yapılanacak.

Süreyya Ciliv’e ödül getiren 3 faktör

‘Yılın Profesyoneli’ ödülü alan Turkcell’in CEO’su Süreyya Ciliv, başarısını 3 faktöre bağlayan bir konuşma yapmıştı. Ciliv’i dinlerken, 2008 yılında yayınlanan ‘Teşekkürü Bir Borç Bilirim’ kitabımdaki hikayesi aklıma geldi. Annesi, babası, burs aldığı kurum büyükleri ve arkadaşlarından oluşan bir grubun, başarısında rol oynadığını anlatmıştı.

Ödül töreninde ise kitaptakine benzer bir giriş yaptı ve 3 faktörü kısaca özetledi... Bütün iş insanlarının bu sese kulak vermesinde yarar var.

1. Derler ki bir çocuğa bütün köyün emeği geçermiş. Gerçekten de benim hayatım böyle... Ailemin yanı sıra bana birçok kimsenin emeği geçti. Zorluklarla uğraştım, bunlara rağmen yılmadım. Herkese önerim, hayat zorluklarla doludur ama mücadele edin, yılmayın.

2. Büyük işler için bireysel başarı yetmez, takım çalışması gerekir. İnsanları takıma, yüksek performanslı takıma dönüştürmek lazım. Bireysel başarıların ömrü kısa olur.

3. Türkiye’deki herkesin, iş dünyasındaki bütün şirketlerin Türkiye’de yapacak çok işi var. Bölgenin üssü haline geliyoruz. Bunu değerlendirmek lazım. İş dünyası liderleri olarak her şeyi devletten bekleyeceğimize, bir araya gelmeliyiz. Büyük şirketlerin birbirine destek olması gerekir. Unutmayalım, bizim rakiplerimiz içeride değil, dışarıda... Birbirimizle rekabet ederek kaybedeceğimiz enerji ve zamanı, dışarıyla rekabet için kullanalım.