Aytül Farquharson

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Çocuğa cinselliği anlatmanın püf noktaları...

Pazar, 22 Kasım 2009 - 05:00

İnsanı diken üstüne oturtan konuşmalardan biri hiç şüphesiz çocuğunun seksle ilgili sorularına cevap vermek, bu konuda anlatılması gerekenleri anlatmak durumunda kalmaktır. Ne demeli, nasıl demeli, ne zaman demeli? Kendi çocuğuyla seks üzerine konuşmak zorunda kaldığında bütün bunlar cevabı verilmesi mümkün olmayan sorularmış gibi geliyor insana... Pek çoğumuz bu tip konuşmaları yapmak için ideal bir yaş olduğuna inanıyor ama yine aynı kişilere sorsanız size bu yaşın hangi yaş olduğu konusunda sağlam bir cevap veremeyecektir. Neden mi? Çünkü psikologlara göre bu konuda doğru yaş diye bir şey yok! Uzmanlar tam tersine ‘seks konusunda konuşmak, çocuk büyütürken yıllarca devam etmesi gereken bir süreç’ diyorlar. Madem çocuklarımızı önlerindeki uzun hayata en iyi şekilde hazırlamak istiyoruz, o zaman bu hazırlığı yaşam boyunca sürdürmemiz gerekmiyor mu?

Çocuklar en erken 4-5 yaşlarında cinsellikle ilgili sorular sormaya başlıyorlar. Ben nereden geliyorum anne, beni kim yaptı, neden benim pipim var da Ayşe’nin yok. Her gün duyduğumuz küçük insan sorularından sadece birkaçı. Ve hepimizin bu sorulara cevabı mutlaka farklı. Ama şöyle cevaplara çok sık rastlanmadığını söyleyemeyiz: “Canım şimdi seni ilgilendirmeyen konularda soru sormanın zamanı değil, haydi git oyna biraz...”

Bu tür tepkiler veren anne babaların sorunu aslında ne yapacağını bilememek, kültürel kısıtlamalarla konunun hassasiyeti arasında bir yerlere sıkışıp kalmış olmak. Kimisi ne diyeceğini bilemediğinden, kimisi de çocuklarıyla cinsellik konusunda konuşmayı tamamen ahlak görüşlerine aykırı bulduğu için...

Peki ya uzmanlar ne düşünüyor bu konuda?
Bu tip baştan savıcı tavırların ileride çok kötü durumlara yol açtığını söylüyorlar. Anne babadan uzaklaşma bu istenmeyen durumlar arasında en önemlisi. Bu durumdaki çocukların aile içinde cinselliği tabu olarak görmeye küçük yaşlarda başladıklarını, neticede yaşları ilerledikçe sorularına aradıkları cevapları anne babanın kontrolünün dışında yabancılarda bulduklarını söylüyor psikologlar. Dolayısıyla çocuk farkında olmadan “Yabancılar bana kendi anne babamdan daha yakın!” yargısında bulunuyor.
Yine uzmanlar çocukların 4-5 yaşlarında doğaları gereği cinsel organlarıyla yakından ilgilenmeye başladıklarını ve bundan fiziksel haz duyduklarını belirtiyor. Anne babaya düşen görev ise çocuğuna kendi vücudunu ellemenin kesinlikle yanlış olmadığını, sadece bunu başkalarının yanında yapmanın yanlış olduğunu öğretmek. Tabii bir de başkalarının mahrem yerlerine dokunmanın da çok yanlış olduğunu öğrenmeleri şart. Özellikle bu son durum, ABD gibi ahlak değerlerinin iki yüzlü temeller üzerine oturtulduğu ülkelerde çok önemli boyutlara varabiliyor.
7 sene kadar önce Boston Globe’a konu olmuş bir haber bana göre bunun en iyi örneklerinden biriydi: Birinci sınıf öğrencisi bir oğlan aynı sınıfta okuyan bir kızın pantolonunun bel lastiğini arkadan çekip elini bir iki santim kadar içeri soktuğu için mahkemeye verildi! Sizin de yüzünüzde benim ilk okuduğumdaki gibi şaşkın ve inanmaz bir ifade olduğunu hayal edebiliyorum.

6-9 yaşlarında neler oluyor?
Neyse kaldığımız yere dönecek olursak... Ya çocuk daha büyükse? Mesela 6-9 yaş arası. Bu yaşlar son derece kritik çünkü esas bu yaşlarda cinsellik merakı oluşmaya başlıyor. Çocuğunuzu kendi vücuduna veya sizin vücudunuza dikkatli dikkatli bakarken bulmanız çok mümkün. Washington Üniversitesi sosyologlarından Pepper Schwartz “Bu yaşlarda çocuklarımızın sağdan soldan duymuş ve inanmış olabilecekleri mitleri yıkmak önem kazanıyor. Bu şekilde cinsellik konusunda ilk bilinçlenme adımlarını da atmak gerekiyor” diyor. Schwartz, “Yanlış yerleşmiş kavramların olup olmadığını bu dönemde anlamamız gerekiyor; bunu da en basit yoldan ‘Bebeklerin nasıl yapıldığını biliyor musun?’ gibi bir soruyla yapabilirsiniz” diyor.
Aldığınız yanıtlardan çocuğunuzun yanlış inanışları olup olmadığını da anlayacaksınız.
Bu yaşlarda kendi vücutlarını keşfetme arzusu yanısıra başkalarının vücutlarını da keşfetmeyle ilgili oluyor çocuklar. Fakat bu doktorculuk, hemşirecilik oynamaktan öteye gitmiyor ve anne babaların herhangi bir şekilde endişe duyması yersiz diyor uzmanlar. Üzerinde durulması gereken önemli bir konu da medyada çıkan neredeyse çıplak vücut fotoğrafları ve moda anlayışı. Çocukların bu yaşlarda bu tip mesajları kritik eder bir gözle görebilmelerine gayret etmek gerekiyor. Kıyafet anlayışı artık çok küçük yaşlarda cinselliği yansıtmakta. Küçük çocuklar da bu mesajları güçlü şekilde alıyor.
O nedenle çocuklarımızın aklında ve gözünde bir filtre oluşturmak gerekiyor. İyi ve kötü, gerekli ve gereksiz olarak değerlendermelerine yardımcı olmamız şart. Bir de kendilerine olan özgüvenlerini arttırmak için büyük çaba göstermemiz gerekiyor anne ve baba olarak. Anne baba bu konularda çocuğuna bir bilinç kazandırmayı önemsemezse çocuk için görüntü ve kıyafet ile özgüvenin eşdeğer anlam kazanması bu yaşlarda çok mümkün. Bunu yapmanın en etkili yolu da çocuklarımızı övmemiz, sevgi ve saygı göstermemiz. Övgüden kastedilen tabiiki yersiz övgü değil. Onların başarılı olabilecekleri ortamlar yaratarak başarının tadına varmalarını sağlamak ve bunu da övgüsüz bırakmamak.

10-12 yaşlarında neler oluyor?
Bluğ çağının başlangıcı her çocuğa göre değişiyor, ve tabii sorunları da. Ama bu yaşlarda çocuklarımızın ortak sorunlarından biri vücutlarının nasıl geliştiği. Hormonlardaki gelişmeler nedeniyle doğal olarak ortaya çıkan cinsel istek onların ilk erkek veya kız arkadaşa doğru yaklaşmalarına neden olabiliyor. Uzmanlar bu yaşlarda bu konularda konuşmanın en kolay yolunun, soap opera tarzı filmleri birlikte izleyip orada kendi yaşlarında veya biraz daha büyük çocukların aldığı kararları ve sonuçlarını birlikte değerlendirmenin olduğu söylüyorlar.
Bu yaş aralığındaki bir diğer gerçek de, cinsel gelişimin bir parçası olarak bu yaşlarda çocukların kendi cinsiyetlerinden kişilere aşırı bir hayranlık ve bağlılık geliştirmeleri. Psikologlar bunun son derece normal olduğunu ve zaman içinde bu ilginin tamamen karşı cinse yöneldiğini belirtiyorlar. Anne babaların özellikle bu yaşlarda internetten gelebilecek zararlardan haberdar olmaları çok önemli. ‘Chat room’lardan gelebilecek zararlar örneğin. Peki bu yaşlarda kilit nokta ne? Çocuklarımızın bize güvenip konuşmalarını sağlayabilmek. Onları korkutarak veya düşüncelerini aşağılayarak bu güvenin sağlanması mümkün değil. Fikirleri size ters gelse bile saygıyla dinlemek ve “Ama bir de şu açıdan bakabilirsin” diyebilmek gerekiyor söz konusu güveni kazanabilmek için.

13-15 yaşlarında neler oluyor?
Bu yaşlarda tehlike çanları çalmaya başlayabiliyor. Bluğ çağındaki, sizin hala bebek gördüğünüz yavrunuzun bir şekilde cinsel ilişki tecrübesi edinmiş olduğunun farkına varabilirsiniz. Genellikle anne babalar böyle bir tecrübenin yaşanmış olması üzerine yoğunlaşıp hayıflanırken, çocuklarına yardım eli uzatmayı tamamıyla unutabiliyorlar. Bu tecrübe nasıl bir iz bıraktı? Hayalkırıklıkları, aşağılık kompleksi, reddedilme duygusu...
Bu yaşlarda çocukların bu tip hayalkırıklıklarıyla tek başlarına başa çıkmaları oldukça zor. Çocuklarımızla konuşup duygularının ve düşüncelerinin ne olduğunu anlamak ve ona göre hem bilgi hem de duygusal destek vermek, “Bu yaşta bu ha; seni utanmaz...” demekten çok daha olumlu ve ilerisi açısından koruyucu etki gösterecektir emin olun. Uzmanlar “Sadece seksin olumsuzluklarından bahsetmeyin ve seksi umacı gibi göstermeye çalışmayın.
Ömür boyu sürecek korkulara veya tutukluklara neden olabilirsiniz bu tavrınızla” diyor. İşin doğrusu seksin doğal ve esasen çok zevkli bir şey olduğu ancak cinsellikten doğabilecek bir sürü tehlikenin de var olduğu mesajını verebilmek gerekiyor. Eğer çocuğunuzun karşı cinsten özel bir arkadaşı varsa arkadaşça yaklaşın ve sorular sorun, “Falancayla her şey nasıl gidiyor; iyi anlaşıyor musunuz?” gibi. Yavaş yavaş konuşmayı aile değer yargılarınıza kaydırabilirsiniz. Tabii çocuğunuzu ürkütmeden...

Ve anne babaların korkulu rüyası 16 yaş
Bu yaşlarda sadece seks değil, uyuşturucu ve alkol devreye girebiliyor. Ve dolayısıyla tehlikeli cinsel tecrübeler çok daha olası hale geliyor. Bol bol konuşmak gerekiyor bu yaşlarda. Uyuşturucunun, alkolün zararları üzerine özellikle. Konuşmalarınızı felaket hikayeleriyle süslemenizde de hiçbir sakınca yok psikologlara göre. Aksine bu tip örnekler çok da gerekli. Ne zaman nerede olduklarını bilmeniz gerekiyor.
Size verdikleri bilgiye de her zaman inanmamanız. Hatta bir dedektif gibi onu izleyin. Hepimizin korkusu mutlaka “Ya çocuğumun başına bir şey gelirse”. Yapılan istatistikler ise korktuklarımızın çoğunlukla çocuklarımızın başına gelmediği. Güven ve saygı ilişkisini kurabildiğiniz bir evlat zaten sizin verdiğiniz aile değerlerini almıştır. Hele hele bir de güçlü bir özgüvenle yetişmişlerse işte o zaman endişe manasız olmasa da gereksiz kalıyor...