Çocuklar Duymasın ne hissettirdi?

a
a
Cumartesi, 07 Ağustos 2010 - 05:00

Çocuklar Duymasın’ın (atv) yedi yıl aradan sonra hayatımıza giren ilk bölümünden çıkardığım iki şey var. Bir, ne varsa eskilerde var. İki, ne iyiyse eskiden iyiymiş...

Birinci çıkarımımın nedeni şu; dizi sanki hayatımızdan hiç çıkmamış izlenimi vererek aktı gitti bir anda. Üstelik reklamsız yayınlanması önemli bir jestti ilk bölüm için...

İkinci çıkarımımın nedeni ise şu; her ne kadar Beşiktaşım aynı saatlerde rakibini 3-0’lık skorla sahaya gömdüğü için motivasyonum çok yüksek de geçmiş olsam dizinin karşısına, esprilerin bayatlığı karşısında tepkisiz kalamadım...

Çağ değişti. İnsanlar artık Türk Malı gibi şive ve kelime komikliklerine güler hale geldiler. Birol Güven’in öğretici de olacağım takıntısı diziyi ağırlaştırıyor sanki... Ne Türk Malı olsun bu dizi, ne de aradan geçen yedi yılı hiç yaşanmamış gibi yapsın. İkisinin ortasını bulsun ve bırakalım çocuklar da duyarsa duysun. Amacımız eğlenmek sonuçta!

TRT kendi ipini çeker mi?

Hanımeli Sokağı’ndan gelen haberler hem iyi hem kötü. İyi haber Erkan Petekkaya’nın bir süre daha diziye devam edeceği. Ve benim “olmazsa olmaz” şerhi düştüğüm “iyi birkaç oyuncu daha lazım” notumun ilk karşılığı Atilla Saral’ın da diziye dahil olmasıyla geliyor...

Kötü habere gelince; o da yayıncı kanalın (TRT 1) kafasının karışıklığı olmalı. İzlendiğini çok iyi bildiğim dizi hakkında o etkin iletişim hatlarını kullanmaktan kaçınıyor. Sokağın akıbeti hakkında kafada soru işaretleri bırakıyor...

Dilerim tutmuş ve umut veren bir işin sandalyesini tekmelemezler. Böyle bir boş vermişlik hakikaten haksızlık olur Hanımeli Sokağı’na...

Kelime oyunu zorla izletilsin!

İhsan Varol’un Bloomberg HT’de sunduğu Kelime Oyunu hakikaten iyi bir eğlencelik. Öncelikle fazla bir atraksiyona gerek yok. Her şeyi kelimelerin kendisi yapıyor...

Yine de sunucunun Türkçe’ye hakimiyeti umut verici. Kimi zaman verdiği ipuçlarıyla da ekran karşısındakini rahatlatıyor...

Dilimizin ucuna gelip de bir türlü çıkamayan her çeşit kelimeyi Kelime Oyunu’nda bulabilirsiniz. İzlerken ciddi bir hafıza jimnastiği yapıyor insan...

Bizim gibi hafıza sorunlu bir toplum için muhteşem bir promosyon. Hani nasıl derler; “sakın kaçırmayın!”...

Durumumuz hakikaten yaş!

Şu Yüksek Askeri Şura (YAŞ) süreci ekranda konuşan kafaların sayısını neredeyse dörde çıkardı. Ve konuşan bu kadar çok olunca sesler de birbirine karıştı. Dört gün içinde ve devamında konuyla ilgili konuşulanlardan ne anladın diye soracak olursanız; “durumumuz hakikaten yaşmış”... Çünkü bu ülkenin en çok konuşanları bile neyi neden konuştuğundan çok da emin değil bu süreçte. Dolayısıyla izleyenin de kılavuzu kargalar şimdilik. Hayırlısı artık!

Toroğlu ve Çakar dövüşecek mi?

D-Smart’ta Beşiktaş-Viktoria Plzen maçını izlerken ekranın altında beliren bir reklam bandını görünce irkiliverdim... Genelde Fox TV’nin dövüş müsabakaları için kullandığı reklamlara benzer bir mantıkla hazırlanmış alt bantta ekranın sağında Ahmet Çakar, solunda Erman Toroğlu duruyordu. “Aha” dedim içimden “Yeni bir ağır sıklet boks müsabakası mıdır acaba?”. Öyle ya; her iki hoca da izleyiciye dövecekmiş gibi bakıyordu... Değilmiş. Toroğlu bu yıl Kanaltürk’te yayınlanan Telegol’ün ağır toplarından biri olacak. Bu da onun reklamıymış. Bir yanda Çakar, diğerinde Toroğlu. Aslında çok da yerinde bir reklam çalışması. Her hafta sıkı dövüşler izleyeceğimizin garantisi yani...

Çocuklarımız ne olacak?

Bazen aklınızdan geçeni bir başkası kusursuz bir şekilde dile getirir. Cem Uca öyle bir okurum işte ve konuşmaktan kaçındığımız bir meseleye bakın nasıl “yerinde” sorular soruyor...

“Size yöneltmeyi çok istediğim bir sorum var. Sanıyorum bu soruyu da kimse birbirine sormuyor, oysa tehlike çok büyük. Kısa keseyim; 23 yaşında bir genç olarak çocukluğumun çizgi filmleri Taş Devri, Bugs Bunny, Duffy Duck ve Tom&Jerry gibi çok sevimli ve yaratıcı, bir o kadar da ‘yaratıcılığı geliştirici’ yanları olan, hikayeleri olan programlardı...

Ama son yıllarda bakıyorum da benim dönemimin çizgi film kuşakları TAMAMEN kaldırıldı. Şimdi sadece kartlardan yaratıkların çıktığı, duygusuz, alelade şekilli çizgi filmler meşgul ediyor ekranları...

Sokakta yürüyen çocukların bileklerinde bu çizgi filmlerde topaç atımına yarayan sevimsiz iri kıyım bileklikler var. Ciddi bir rant meselesi olmuş bu. Hepsi de şiddete eğilimli, birbiriyle kart dövüştürüyor...

Oysa ben Tom’un Jerry için kurduğu tuzaklardaki keskin zekayı izleyerek büyüdüm ve faydasını da SONUNA KADAR gördüm...

Hakikaten cevabını bilmediğim için soruyorum Mesut Bey: NEDEN bizim güzel çizgi filmlerimiz gittiler? Güzelden kastım subjektif beğenim değil, içerik olarak güzellikleri. ‘Çocuklar bunları seviyor’ tarzında birkaç zavallı cevapla karşılaştım ki Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nda gönüllü müzik eğitmeni olduğumdan ötürü rap dinleyen bir çocuğun bile ona Kenan Doğulu şarkısı öğretince sevdiğini bizzat defalarca gördüm...

Çocuklar sadece ‘eğlence’ istiyor, bu konuda Kültür Bakanlığı, RTÜK ya da hangi kurum yetkiyi elinde barındırıyorsa BİRİLERİ BİR ŞEY YAPMALI. Bir ağabeyleri olarak üzülüyorum. Bu çocukları mahvediyoruz!”