Çok ama çok afedersiniz

Pazar, 10 Ağustos 2014 - 05:10

Uzun bi aradan sonra tekrar merhaba. Bu kadar eğlenceli bir ekte benim sıkıcı yazılarımla yokluğumu pek de hissettiğinizi sanmıyorum ama yine gelip köşeye çekildik işte. Türkiye’nin gündemle imtihanı maalesef hiç bitmiyor. Sanırım bittiği gün bu köşede değil de, köşenin en altına koyduğum ya da ona benzeyen bir yerde olacağım. Herkese iyi pazarlar...

AYRIŞMANIN ÇEKİRDEK SORUSU: NERELİSİN?

Memlekette, maksimum iki dakika sürecek ayaküstü tanışıklıklarımızın bile odak noktasıdır; ‘Nerelisin’ sorusu. Tuvalet sırasında bekleme süreniz biraz uzasın, kuyruktakilerden en az ikisinin ‘Nereli’ olduğunu öğrenirsin. ‘Kendimi bildim bileli’ cümlesini kuramayacağım zamanlarda bile duymayı sevemedim bu soruyu. Ağızdan çıkanla değil çıkmayanı ile ilgili hissettiğim ‘bi şey’di bu sevimsizlik. Yanıtın sonucundaki; birini ya da birilerini dışlayan, sınırlandıran aidiyet duygusu ile bi tanışıklık kurmak istemedim hiç. Çocukluk işte... Nedenlerini, niçinlerini sorgulamadan karar aldığın, politik değil daha sahici hislerle yaşadığın zamanların ruh sıkışmasıydı bu. Ama her hissin bi geçmişi vardır elbette....

SOY KÜTÜĞÜNÜ ÖĞRENDİM

‘Kendimi bildiğim zamanlar’a gelince öğrendim o sevimsiz hissin soy kütüğünü. Doğduğun yerin, dilinin, mezhebinin, dininin, ırkının, kısaca şeçme iradesini gösteremediğimiz tüm bu şeylerin kapı komşumla seni, beni, onu nasıl ayrıştırdığını, nasıl toplaştırdığını, nasıl kanlı bıçaklı yaptığı öğrendim. İnsanın ‘kendi kendini bildiği zamanların’ çoğu zaman ‘kendini kaybettiği’ zamanlar olduğunu da öğrendim. Çocukluğun o hissi, ağır bi yüzleşmeye doğru gitti seneler içinde. O soru ve benzerleri için hissettiğim sevimsizlik, insanlık adına bi nefrete dönüştü bende. Memleketi; kültürel, siyasal, ekonomik açıdan çekirdeğinde ‘Nerelisin?’ olan ve türevleriyle devam eden sorulara verilen cevapların dizayn ettiğine ikna oldum.

HEP ‘EVET’ DİYE YANIT VERDİM

‘Nerelisin?’ ile başlayıp etnik kökenimle ilgili soruların her şekline ‘Evet’ diye yanıt verişim, kendi kişisel tarihimin ilk kişisel direnişi oldu. Tokatlı mısın, Alevi misin, Diyarbakırlı mısın, Kürt müsün, Türk müsün, Ermeni misin, Zaza mısın vs. gibi sorulara tüm yanıtlarım ‘Evet’ oldu. Bu, ‘milli birlik beraberlik, aynı toprakların çocuklarıyız’ mottosunun uzaklarında bir ‘Evet’ti. Bu, sadece ve sadece ‘Hayır’ dedikten sonra, devamında yapacağım izahatla, seçemediğim için olmadığım ırk, dil, din her neyse onunla arama koyulacak sınırı reddedişimdi. İKİ DİLİN SINIRLARI DÜNYAYI ŞEKİLLENDİRİR Soran kişinin, yanıt sonrası benimle araya koyacağı duygusal sınıra gelince... Biraz argo olacak ama; hiç ipimde olmadı. Bu sorunun sahibinin bence zaten hayatta hep bir yerlere çekilecek tel örgüleri vardı. Ben ‘kendimi bildim bileli’ bu sorular, bunların yanıtları nasıl kutsallaştırılsa bile şuna inandım: Özgürlük iki kişiyle başlar, iki dilin sınırları dünyanın sınırlarını çizer. ,

BİLİYORUM ‘NE ABARTTIN’ DİYORSUNUZ...

Şimdi birçoğunuzun; hayatınızın en masum sorusundan nasıl bir canavar yarattığımı düşünüp, zihnime ‘saygılarınızı’ bildirdiğinizi duyar gibiyim. Benim yüzümde ufak bir tebessüm var bu satırı yazarken. Peki... 76 milyonun değil 76 milyon insanın yaşadığı bi ülkedeyiz. Ülkenin başbakanı, “Çıktı biri ‘Gürcü’ dedi. Çıktı bi tanesi afedersin çok daha çirkin şeylerle ‘Ermeni’ diyen oldu. Ben atamdan dedemden Türk’üm. Olay bu” dedi. Senin gönlüne, bu sözlerle talip oldu. Çok afedersiniz ama şimdi canavarı yaratan ben miyim?

Aşkım da değişebilir gerçeklerim de/ Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı Yan gelmişim diz boyu sulara/ Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum/ Hiçbirinizle dövüşemem/ Benim bir gizli bildiğim var/ Sizin alınız al inandım/ Morunuz mor inandım/ Ben tam kendime göre/ Ben tam dünyaya göre/ Ama sizin adınız ne/ Benim dengemi bozmayınız Turgut UYAR

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın “Kadın iffetli olacak. Mahrem-namahrem bilecek. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak” sözü için kahkaha atarken çekilmiş bir fotoğrafımı koyacaktım ama baktım yok. Sanırım pek kahkaha atmayan kadınlardanım. Ama bu beni iffetli kadın kategorisine sokmaz tabi. Ben de daha ileri gidip yeğenim Güney için yaptırdığım dövmeyi koymaya karar verdim... İffetli ifetsiz tüm kadınlara sevgilerle...