Çok cayırtı tez ayrılık getirir!

Cumartesi, 21 Şubat 2015 - 05:00

“Kardeş Payı” (Star TV) yeni saatinde küçük gerilemeler yaşıyor. Kabul etmek lazım ki bu iş 20.00’de yayına girecek bir içeriğe sahip değil. Genç işi, sürekli ayık bir kafayla izlenmek zorunda. Belki de bu yüzden karakterler hep bağırarak konuşuyor... Bu desibel eski saatinde uykusu gelip gözleri kapanan izleyiciyi kendine getirirdi. Ama daha akşam geceye dönmemişken sadece “bağırtı” olarak algılanıyor... Aslında bu ses yüksekliği sadece “Kardeş Payı”nın sorunu da değil. Geçen gece “Kara Para Aşk” (atv) başta olmak üzere birçok diziyi arka fondaki şarkının bas bas bağırması nedeniyle izlerken zorlandım... Dizilerin montajı sırasında kulaklarını temizletmiş ses mühendislerinin kullanılması şart oldu azizim...

[[HAFTAYA]]

Hayırlısıyla sofrayı kurdular...

Yemekteyiz” isimli program Kanal D ekranında pazartesi sabahı yol almaya başlayacak. Açıkçası yayın saatinin 11.00 oluşu dışında bir itirazım yok... Bir dönem müptelası olduğumuz bir işti. Zaman içinde eriyip gitti. Şimdi, anladığım kadarıyla yeni bir iddiası var ki ekranda yeniden var olma serüvenine başlıyor... Dilerim TV’nin en arada saatlerinden birinde arada kalarak yine tökezlemez. “Uygun saat hangisi?” diye soran filan olursa ona da yanıtım yok, bilesiniz. Sadece hissiyatımı kağıda döktüm... Bu arada izdivaç içerikli bir program hazırlığı yapan Kanal D cephesinden “o işin dondurulduğu” haberi geldi... “Program yakında yayında olacak” haberini ilk ben verdiğim için, programın bir süre rafa kaldırıldığını da benim not düşmem gerekiyordu; düştüm!

Her biri ayrı hepsi bir arada DEĞERLİ!

“Seksenler” (TRT 1) dizisi için eskisi kadar izlenmediğini söylemek reytingi sadece kağıt üzerinde değerlendirmek olur. Bir yanı haksızlıktır yani... Önceki gece Pastacı Sami (Berat Yenilmez) ve annesinin (Suzan Kardeş) 60’lı yıllarda resmedilen haline çok güldüm. Dizi bir zaman kapsülünü andırıyor. Kah seksenli yıllarda, kah günümüzde kah da bir hayli geçmişte. Gezinip duruyor ve açıkçası izleyeni de pek sıkmıyor... Bunun yanı sıra her karakteriyle de TV ekranına ekstra işler çıkarıyor. Serhat Kılıç’tan Suzan Kardeş’e, İlker Ayrık’tan Şoray Uzun’a kadar neredeyse tüm oyuncular farklı içeriklerle farklı ekranlarda yüz güldürüyor... Hepsini aynı çatı altında tutabilen yegane TV işi olarak “Seksenler”e epeydir çakmadığımız selamı çakmak da bu nedenle farz oluyor...

Ebru Akel neye isyan etti

“Bu Tarz Benim” (Show TV) yarışmasına dahil olan erkek yarışmacıların çoğu nedense 3 aydır Türkiye’de bulunan arkadaşlardan oluşturulmuş... Türkçeler kırık, diyaloglar yerlerde. Hepsi kendi çapında tasarım dahisi olduğunu iddia ediyor ama belgeli bir başarıları ortada yok. Ekrandaki vitrine bakınca çok da samimi bir görüntü vermiyorlar... Bunu bir kenara koyun. Önceki gün yayınlanan bölümde sunucu Ebru Akel; “Vallahi kafam karıştı, program içinde program çekiyoruz” gibi bir laf etti. Anlaşıldı ki formattaki kafa karışıklığı saatlerce çekim yapan herkese sirayet etmiş... Ama Ebru gibi bir profesyonelin içten içe yaptığı bu kapak çalışması bana göre durumun vahametini açığa çıkardı. Aman, bu işin rezervini alın, çünkü eskilerin deyimiyle “böyle gitmez”!

BİR REKOR HAZIRLIĞI!

Erhan Konuk ismini duymayanlar için öncelikle belirtelim; kendisi yılların radyocusudur. Ekranda müzik programı dendiği zaman da akla gelen ilk isimdir ayrıca... Bu köşeye konukluğu ise yaptığı işlerin istisna olmasından kaynaklanır. Erhan Konuk yine öyle bir projeyle karşımızda ve “Dünyanın En Radyo Programı” başlığı altında acayip bir rekor hazırlığında... Efsane radyocular Bay J, Muzo ve Erkan Yavaş ile TRT FM çatısı altında eş zamanlı İzmir, Ankara ve İstanbul radyolarından bir yayın gerçekleştiriyorlar. Üç ayrı kentten aynı stüdyodaymış gibi ilginç bir performans bu... Şimdi bunun ikinci ayağı da hazırlanıyor. Bu kadro önümüzdeki ay üç ayrı ülkeden aynı stüdyodaymış gibi yayın yapacak. Daha sonra üç ayrı kıtadan deneyecekler... Başarırlarsa şayet bu işin içinde rekorlar kitabına girecek bir sürü “en” olacak. Açıkçası ben de yerinde görmek için birkaç programa şahitlik edeceğim... Radyoya itibarını iade eden bu proje bizzat TRT Genel Müdürü Şenol Göka tarafından planlanmış... Şenol Göka ilginç bir bürokrat, alışıldığın dışında işlere imzasını atıyor. Kendisinin enleri de başka bir rekora not düşülür diye düşünüyorum!