Çok fazla 'koca'ları olunca!

a
a
Perşembe, 25 Kasım 2010 - 05:00

Bayram rehaveti ve gündem boşluğuna düşen Öcalan- BDP tartışması nedir? Bizim hep bir “Kürt meselemiz” olacak. Kimimize mantıksız da gelse hapisteki “önderlik” eşittir İmralı, dağdaki silahlı militanlar eşittir Kandil ve Avrupa’daki yöneticiler eşittir Kürt diasporası, Diyarbakır’dan Hakkari’ye Kürt kökenli insanımızı esir almış durumda. Kendi seçtiklerini varsaydığımız partilerinin belediye başkanı “Silahlı mücadelenin zamanı geçmiştir” dedi diye İmralı’dan ayar yiyor. Çünkü adadakinin kendisini saydırmasının tek nedeni bu.

[[HAFTAYA]]Neyse ki bir sağduyulu ses çıktı ve BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, “Ben partinin başkanıysam Baydemir de Diyarbakır Belediye Başkanı. İstifa yok, herkes yerinde” dedi. Bölge insanı, hapisteki, dağdaki, Avrupa’dakilere tapınmaktan vazgeçse de partisine sahip çıksa, bir de “Bizim en büyük sorunumuz iş, aş, eğitim, sağlık değil, ana dilde eğitim” gibi soyut hedeflere kapılıp realiteden uzaklaşmasa, hem daha fazla ciddiye alınacaklar, hem bütün ülke yanlarında olacak, hem de sorunlar çözülecek. Bakalım BDP ne kadar parti olmuş, şimdi belli olacak!

Yine mi Kore?

Altmış yıl önce kanlı savaşlarla ikiye bölünmüş ve o zamandan beri de barışı kuramamış iki ülke, Kuzey ve Güney Kore. Güney’in, ABD’nin de desteğiyle Asya’nın en güçlü ülkelerinden biri, model ülke haline getirilmesine karşın, Kuzey Kore de başka bir modelin simgesi: Çin’in bitmeyen desteğiyle “demokratik halk cumhuriyeti” adı altında katı bir diktatörlüğün hüküm sürdüğü ülkede, halk aç ama “mutlu”, yiyecek pirinç yok ama atom bombaları var ve başta kardeşleri Güney Koreliler’in yaşamına olmak üzere bütün dünya barışına tehlike oluşturmaya devam ediyorlar! Türkiye’nin de karışıp bine yakın şehit, binlerce esir ve gazi ile yaralanıp çıktığı altmış yıl önceki Kuzey ve Güney savaşı, güç dengelerinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Türkiye, şu günlerde ülke topraklarına yerleştirilecek savunma kalkanına kilitlenmiş durumda, düğme ve kedi polemikleriyle oyalanıyor. Oysa yarın öbür gün İran füzeleri sallarsa iki dakika içinde engelleme atışı Romanya’dan yapılacak ve ne tesadüf, füzeler Anadolu’nun üzerinde vurulacakmış! Yani tüm nükleer serpinti tepemize yağacak. İran niye sallasın füzeleri değil mi? Kuzey Kore niye sallıyor Güney Kore’ye? Bu savaş işlerine akıl sır erer mi? Kediyi, köpeği bırak, dostunu düşmanını iyi bileceksin!

Aldatmanın vazgeçilmezliği

Şimdiye kadar bütün karılarından ve evlenmeden yaşadığı ilişkilerden hep aldatma sonucu ayrılan Mehmet Ali Bey son eşinin onu aldatmasına dayanamıyor! Oysa son eşi, ondan önceki eşinin en yakın arkadaşıydı ve Mehmet Ali ile ilişkileri de o evlilik süresince başlamıştı! Yani en yakın arkadaşının kocasını ayartarak evlenen bir kadını kendisi daha sonra aldattığı için onun da başka biriyle birlikte olup evliliğini bitirmesi Erbil’i niye bu kadar kızdırıyor? Erbil, Tuğba Coşkun için “Nihayet ruh ikizime rastlamıştım” diyor. E işte onun için o da seni aldattı Mehmet Ali Beyciiiğim? Ruh ikizin çünkü! Erkekler aldatma ayrıcalığının kendilerinde olmasını istiyor. Kadınlar da aldatınca çıldırıyor. Hatta o kadını artık sevmiyor, önem vermiyor olsalar bile. Oysa her malın bir alıcısı vardır. Siz beğenmeseniz de her kadını bir beğenen çıkar ve kadınlar da aldatır! Vicdanın üzerinde lök gibi ağırlık yapmasının ötesinde yaşattığı heyecan da alınan tehlikeye değiyor demek ki!