Çok sürer mi?

Cumartesi, 07 Ağustos 2010 - 05:00

Yaygın soru şu:

- Zamanlamada bir tuhaflık yok mu? Tam Şûra vakti, Paşalara adliye’den dâvet gelir mi?

Evet. Bir tuhaflık var.

Onların dâvete hiç tınmaması kadar, dâvetin takvimi de enteresan.

Acaba diyorum, Savcılık, Yüksek Şûra’yı uyarmak mı istemiştir?

Nasıl yani?

Şöyle:

- Kimleri terfi ettireceğinize dikkat edin.

Sonra da kendi kendime diyorum ki:

- Yok canım... Savcılık buna karışmaz... Kim terfi ederse etsin.

Öyle ya.

Terfi ettikten sonra da harekete geçebilir... Bir engel yok.

***

Yâni, öküz altında buzağı arayacaksak, bu ona uymadı.

Maksat şüpheli subayları ayıklamaksa, Kuvvet Kumandanı’nı da çeker alırsın adliye’ye.

Bırak o zaman terfi etsin. Tabii, edebilecekse etsin.

Her neyse.

Olan olmuş artık.

Kaldı ki, bilmediğimiz ayrıntılar da vardır belki... Dışarıdan gazel okumayalım.

***

Şimdi biz, şu anda Kara Kuvvetleri Komutanı’na sahip olmayan bir ülkeyiz, değil mi?

Ve biz şu anda, Genelkurmay Başkanı’ndan da yoksun bir ülkeyiz.

Bu büyük eksiklik, şehit cenazelerini daha mı çoğaltır acaba, yoksa farketmez mi?.. Yoksa sadece bir psikolojik zafiyete mi sürükler bizi?

Bunları bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey:

- Topal kalmış bir komuta zinciri.

Kimbilir ne kadar sevinenler var.

Hatta, PKK’dan fazla sevinenler var.

Türk Ordusu, kendi içindeki çürük elmaları kendi temizleyene kadar, biz bu ıstıraba katlanacağız.

Çok sürer mi?