'Congestion charge' İstanbul'da başlamalı

Perşembe, 29 Kasım 2012 - 05:00

Yazımın başlığındaki ifadenin Türkçesi “Trafik Sıkışıklığı Ücreti”. Dünyada “Congestion Charge” adıyla bilinen uygulama, ilk kez 2003 yılında İngiltere’nin başkenti Londra’da başlatıldı. Temel amacı, şehrin merkezi noktalarına gelen motorlu araç sayısını sınırlandırarak trafik sıkışıklığını hafifletmek. Sistem elektronik olarak çalışıyor. Stockholm ve Milano gibi şehirlerde de benzer uygulamalar var. Bazı ülkelerde belediyeler tarihi merkezlere girişte de bu modeli uyguluyor.

Örneğin, Londra’da şehir merkezine 07.00- 18.00 saatleri arasında giren her araç gün başına 10 sterlin para ödüyor. Sistem, bizdeki köprü geçişlerine benzer ‘elektronik plaka tanıma’ yöntemiyle çalışıyor. İtalya’da Milano, araçlara giriş sınırlamasını bu yıl başlattı. Londra’da modelin düzgün çalışmasından Transport for London (TfL) isimli kuruluş sorumlu. Uygulamayı başlatan dönemin Londra Belediye Başkanı Ken Livingstone çok dikkat çekmiş, “Scientific American” isimli ünlü bilim dergisi tarafından dünyayı değiştirme vizyonuna sahip 50 kişiden biri olarak gösterilmişti.

[[HAFTAYA]]

***

Ben, bu sistemin artık İstanbul’da da uygulanmasının kaçınılmaz hale geldiğini düşünüyorum. Londra’nın nüfusu 7 milyon, İstanbul’da ise bunun en az iki katı insan yaşıyor. Şehirde Nişantaşı, Taksim, Mecidiyeköy, Levent, Kadıköy gibi semtlere girmek ya da çıkmak gün boyunca neredeyse imkânsız. “İstanbul Londra değil, toplu ulaşım şebekesi zayıf” gibi bir itiraz dile getirilebilir. İnsanların mağdur edilmemesi için bu noktalara yönelik otobüs seferlerinin sayısının artırılması gerekiyor. Ayrıca deniz yoluyla ulaşımın güçlendirilmesi gibi başka ilave çözümler de mümkün. Diğer taraftan bu uygulamada ‘insan ve çevreci araç odaklı’ bazı istisnalar getirilebilir.

Engelliler, elektrikli, hibrid ve hidrojenle çalışan araç sahipleri ücretsiz geçebilirler. Otomotiv dünyası bu yöndeki eğilimi hissederek çok önceden önlemlerini almaya başlamıştı. Renault, Toyota ve Hyundai’nin bu teknolojileri kullanan modelleri bir süredir satışta. Peki, bu adımı atmak İstanbul’a ne kazandıracak?

- Karbondioksit emisyonları azalacağı için merkezi yerlerde hava kalitesinde önemli bir artış olacak.

- Merkezi noktalarda araç trafiği azalacak. Yakıttan ve zamandan tasarruf edilecek. Yayalar için daha rahat hareket imkânı ortaya çıkacak.

- Taksilerin gelişigüzel yoğunluk yaratması engellenmiş olacak. Taksi durakları teşvik edilecek.

- Ücret ödemeyi kabul ederek şehir merkezlerine girenlerden elde edilecek gelirin, yararlı projelere aktarılması mümkün olacak.

- İlave bir yazılımla muayenelerini yaptırmamış ya da çevreyi daha çok kirleten (karbondioksit yayan) araçlardan daha yüksek giriş bedeli alınabilecek.

***

Önerimi, okurlarımın yanı sıra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Kadir Topbaş ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın da dikkatine sunuyorum.