Çöpe atmak çözüm değil!

Eski telefonunuzu ya da elektronik cihazınızı çöpe attığınızda, bakın aslında neler oluyor?

Pazartesi, 16 Şubat 2015 - 01:41

Çöpe atmak çözüm değil!

Eski akıllı telefonunuzu, tabletinizi veya diğer elektronik cihazlarınızı artık kullanmayacağınız zaman onlardan nasıl kurtulabilirsiniz? Onlardan kurtulmanın çevreye zarar vermeyen bir yolu var mı? Bu soruların cevabını makalemizde vermeye çalışacağız.

Makalemizin sonraki sayfalarında da görebileceğiniz gibi eski cihazlarımızla uğraşmayı pek sevmiyoruz ve bir çoğunu fırlatıp atıyoruz. Bazılarını geri dönüşümde kullanıyoruz ancak kullandığımız geri dönüşüm cihazları kusursuz değiller ve cihazların içlerinde bulunan zararlı maddelerin yeni farkına varıyoruz. İsterseniz öncelikle günümüzün en popüler elektronik cihazlarından cep telefonunun içinde bulunan zararlı maddelerden başlayabiliriz.


Zararlı maddeler, içeride gizli

Cep telefonu kullanmanın beyin tümörüne yol açtığı konusunda kesin bir kanıt bulunmasa da cep telefonları, 'yeşil' olmaktan çok uzak. Son dönemde önemli üreticiler üretimde kullanımlarını azaltmaya çalışsalar da, bakır, altın, kurşun, nikel, antimon, çinko, berilyum, tantal, civa, arsenik ve koltan gibi birçok tehlikeli madde telefonunuzun içinde halen bulunuyor veya telefonların yapımında kullanılıyor.

Bazı çevre dostu olmayan yöntemler arasında telefonun üretiminde kullanılan maddelerin elde edilmesi de var. Örneğin telefonlar için üretilen kondansatörlerde kullanılan koltan büyük bir tartışma konusu. Koltan'ın büyük bölümü Kongo'da bulunuyor ve insan hakları organizasyonlarına göre bu maddeyi yer altından çıkaran işçiler, yılda 1.000 doların altındaki bir gelirle hayatta kalmaya çalışıyorlar, üstelik güvenlik ekipmanları da yok.

Hayvan hakları organizasyonlarına göre ise goril nüfusu da bazı yiyecek kaynaklarının madenciler tarafından kullanılması nedeniyle olumsuz etkileniyor.


Çöpe attığınızda ne oluyor?

Ancak cep telefonlarını çöpe atmasaydık işler çok daha kolay bir hal alacaktı. Cep telefonunu çöpe attığımızda cihaz yerel çöp sahasına gidiyor. Burada küçültülüyor, eziliyor veya yakılıyor. Bu ise cihazın içinde güvenle bekleyen maddelerin havaya, toprağa ve suya karışmasıyla sonuçlanıyor.

Telefonların ve benzer elektronik cihazın içinde bulunan maddeler cihzın içindeyken bir sorun söz konusu değil. Ama bu maddeler açığa çıktığında ve onlara yüksek dozlarda maruz kalındığında kansere, sorunlu doğumlara, beyin sorunlarına; sinir, üreme, sindirim, lenfatik, ve bağışıklık sistemlerine zarar veriyor. Birçok telefonun onları tutuşmaktan koruyan plastik kapakları bile içlerindeki maddeler dolayısıyla atıldığında zehirli bir hal alabiliyor.

Çöplükteki sadece bir cep telefonunun dev bir tehlike oluşturmasından bahsetmiyoruz elbette. Ancak Birleşmiş Milletler'e göre dünya nüfusunun yüzde 70'i en az bir cep telefonuna sahip ve inanılmaz bir sirkülasyon söz konusu.

Bu kullanıcıların kaç tanesinin ikinci, üçüncü veya dördüncü telefonunu kullandığını düşündüğünüzde tehlikenin farkına varabilirsiniz. Asıl korkunç olan ise tüm telefonların yüzde 50'sinden fazlasının geri dönüştürülmediği gerçeği.


Yığınlar büyüyor

Tabi ki cep telefonları, tüm elektronik cihazların arasında elektronik çöplüğün çok küçük bir kısmını oluşturuyor. İsterseniz bazı rakamlara bakalım:

Şu an dünyada iki milyar civarında bilgisayar bulunuyor; bu rakama tabletler dahil değil. Biraz geriye de gidelim: Sadece 2009'da 200 milyondan fazla televizyon satılmış. 9 milyon GPS ünitesi 2008'de satın alınmış. 110 milyon dijital kamera 2009'da satılmış. Aynı yılın sadece birinci çeyreğinde ise Apple 20 milyon iPod satmayı başarmış.

Modern elektronik cihazları bırakmadan önce (daha iyisinin çıkması veya kırılıp bozulması nedeniyle) ne kadar süre kullandığınızı düşünün. Beş, iki veya belki de bir yıl... Dilerseniz iPad örneğine bakalım. Tabletin bir önceki sürümü ile Apple hayranlarının çok sevindiği daha iyi bir CPU ve kameralara sahip yeni sürümünün piyasaya sürülmesi arasında sadece bir sene var. Aynı durum iPhone'lar için de geçerli, Samsung'un Galaxy S telefonları için de... Sony ise, yeni bir Xperia Z için 1 yıl bile beklemiyor.


Geri dönüşümde neler oluyor?

Bu sorunun cevabı tabi ki, geri dönüştürülen şeyin geri dönmesi. Illinois tabanlı elektronik geri dönüştürme kuruluşu Intercon Solutions, bir cep telefonu tesislerine ulaştığında ne olduğunu şöyle anlatıyor:

Bir cep telefonu (veya akıllı telefon, mp3 çalıcı) ulaştığında ürün türüne ve ağırlığına göre ayrılıyor ve kutulara dolduruluyor. Intercon, işlemin montaj sırasına benzese de aslında ürünlerin elle parçalara ayrıldığı bir 'sökme' işlemi olduğuna dikkat çekiyor. Cihazlarda bulunan altın, gümüş, kurşun, alüminyum, demir, bakır, pirinç, palladyum gibi metaller ve fazlası ayrıştırılıyor.

Maddeler ayrıldıktan sonra her bileşen Intercon'un ISO 9001 ve 14001, OHSAS 18001, RIOS, R2, ve NAID AAA sertifikalarına ait eritme ortaklarına iletiliyor. Plastikler, cam ve metaller; çubuk, külçe veya tohum şeklinde eritiliyor. Cam, kurşun ve değerli metaller yeni bir elektronik devrede hayat buluyor. Plastik maddeler ise park tamponu halini alıyor.


Geri dönüştür(me)mek...

Geri dönüştürme konusundaki en büyük sorun ise bunun 'yapılamaması' değil yapılmaması. Geri dönüştürmek üzere özenle gönderdiğiniz cihazınız gerçekten geri dönüştürülüyor mu? Görünüşe bakılırsa çoğunlukla hayır.

Gana halkı bunu çok iyi biliyor, zira Gana, Hindistan, Nijerya, Çin ve bazı diğer bölgeler dünyanın elektronik çöplüğü haline gelmiş durumda. Malesef buralarda 'geri dönüştürme' sözcüğü çok daha farklı anlamlar taşıyor.

Greenpeace'in yayınladığı raporlar hiç de iç açıcı değil. Bu denetimsiz ve genellikle izlenmeyen alanlarda yıllık gelir birkaç yüz dolarla ifade edilirken teknolojik cihazlar açık alanda içlerindeki değerli metalleri ortaya çıkarmak için yakılıyor. Değeri az olan veya değersiz ürünler ise yakında bulunan çukurlara atılıyor. Burada yayılan zehirlerin bir tehdit değil gerçek olduğunu söylemek gerekiyor. Geri dönüştürülebilir ürünleri alan başka bir bölge olan Guiyu - Çin'deki çocukların yüzde 80'inin kanında yüksek oranda kurşun bulunuyor. Daha kötüsü ise Greenpeace araştırmasına göre küçük yaşta erkek çocukların bu tür işlerde herhangi bir koruyucu ekipmana sahip olmadan tüm gün çalışmaları.

Peki neden bu tür şeyler yaşanıyor? Bunun cevabı ise açgözlülük. XYX adındaki bir geri dönüştürme şirketi, görevini yapmak yerine yığınlarca ürünü alıyor ve ilk gemiyle Gana'ya gönderiyor ve bu şekilde parayı cebine indiriyor.

Elektronik cihazları geri dönüştürme, çok yeni bir fikir ve kurallar sürekli olarak uygunlanmaya, prosedür geliştirilmeye çalışılıyor. Geri dönüştürme uygulamaları artık hiç olmadığı kadar yakından izleniyor ve gerekli cezalar veriliyor.

Elektronik cihazların elden çıkarılması süreçlerinin henüz çok zamanı var, peki tüm cep telefonları ve tabletler ilk baştan zararsız maddelerle üretilemez mi? Tabi ki üretilebilir. Aslında yüksek teknoloji ürünlerinin ve yarı iletkenlerin üretimi de sağlığa oldukça zararlı olabilir.


Artık daha bilinçliyiz...

San Francisco tabanlı elektronik cihaz geri dönüşümünden sorumlu kuruluş Electronics TakeBack Coalition'ın Ulusal Koordinatörü Barbara Kyle, üreticilerin üretim aşamalarında bazı adımlar attıklarını ancak gidilecek yolun çok daha uzun olduğunu söylüyor. Halojenlenmiş alevlenme geciktiricilerin elenmesini iyi bir başlangıç olarak gören Kyle, birçok kimyasalın ticarileşmeden önce iyi bir testten geçmediğini söylüyor.

Ancak üreticiler sadece maliyetleri aynı seviyede tutarken zehirli maddeleri azaltacak yöntemleri araştırıyorlar ve aslında gerçek, kullanıcılar olarak bizlerin geniş ölçekli bir geri dönüştürme için elimizden geleni yapmıyor olmamız olarak ortaya çıkıyor.


Peki bize düşen görevler neler?

Yeni yeni ortaya çıkmaya başlayan bir seçenek ise 'geri alma'. Geri alma, elektronik üreticilerinin cihazları ömrü bittiğinde geri alması ve bu sayede bağımsız geri dönüştürmeye olan ihtiyacı ortadan kaldırması. Kyle'ye göre güçlü bir geri alma iki şey anlamına geliyor: Ürünleri gerçekten geri dönüştürerek kazanma çabası ve ürünlerin sorumlu bir şekilde geri dönüştürülmesi ve gelişmekte olan ülkelere ihraç edilmemesi.

Peki bizler, bir tüketici olarak yardımda bulunmak için neler yapabiliriz? Başlangıç olarak şu adımları takip etmekle başlanabilir:

1. Hiçbir elektronik cihazı çöpe atmayın.

2. Bir cihazınızı yenisiyle değiştirmek üzere bir mağazadaysanız önce seçeneklerinizi düşünün: Ürününüz yükseltilebilir mi? Yeni özelliklere gerçekten ihtiyacınız var mı?

3. 'Geri alım' programına sahip ürünleri satın alın.

4. Eski ancak çalışan ürünlerinizi tanımış web sitelerinde satın veya sorumlu bir yerel organizasyona bağışlayın.

5. Yeşil prensiplere sahip olan üreticileri takip edin.

6. Uzun ömürlü / yükseltilebilir cihazları satın alın.

7. Önem verdiğiniz o önemli cihazı almadan önce bir süre bekleyin ve sakin olmaya çalışın. Eğer bu başarısız olursa geçmişte 'son ve en iyi' için harcadığınız paraları düşünün, ve üzülün.


Bir tüketici olarak yapabilecekleriniz

Bir tüketici olarak yardımda bulunmak için şu adımları takip edebilirsiniz:

1. Hiçbir elektronik cihazı çöpe atmayın.

2. Bir cihazınızı yenisiyle değiştirmek üzere bir mağazadaysanız önce seçeneklerinizi düşünün: Ürününüz yükseltilebilir mi? Yeni özelliklere gerçekten ihtiyacınız var mı?

3. 'Geri alım' programına sahip ürünleri satın alın.

4. Eski ancak çalışan ürünlerinizi tanımış web sitelerinde satın veya sorumlu bir yerel organizasyona bağışlayın.

5. Yeşil prensiplere sahip olan üreticileri takip edin.

6. Uzun ömürlü / yükseltilebilir cihazları satın alın.

7. Önem verdiğiniz o önemli cihazı almadan önce bir süre bekleyin ve sakin olmaya çalışın. Eğer bu başarısız olursa geçmişte 'son ve en iyi' için harcadığınız paraları düşünün, ve üzülün.

Resimlerle: Dünya'daki uzay çöpleri!

Kaynak: CHIP Online