Çözüm krizi

Cumartesi, 21 Mart 2015 - 05:00

Şu an Türkiye’de yaşanan olgunun adı siyasi krizdir. Anlatalım..

Kandil-İmralı arasında mekik dokuyan HDP heyeti, Ankara’da devlet sırlarının cirit attığı makam odalarında ağırlanıyor. Hal böyleyse heyetin sözlerinin ağırlığı olduğunu varsaymalıyız. Yoksa o odalara alınmazlar. İşte devlet için güvenilir bu heyet PKK ile müzakerede hakemlik yapacak ‘İzleme Heyeti’nin kurulacağını söylüyor. Erdoğan’ın eski danışmanı, Başbakan Yardımcısı da bilgiyi teyid ediyor. İnanıyoruz...

Nitekim heyetin bazı isimleri önceki gece iktidar medyasından basına sızıyor. Her şey yolunda ve uyum içinde gibi.

Ancak Erdoğan bir anda “Heyeti gazeteden okudum. Bilmiyorum” diye ağzımızı açık bırakıyor. Artık lamı cimi yok, iktidarda iç çatışma ayuka çıktı.

Olayı “Süreci hükümet yürütüyor. Cumhurbaşkanı’nın haberi olmayabilir” diye geçiştiremezsiniz.

Çünkü park inşaatını bile Erdoğan’a soranların son 30 yılın en önemli meselesiyle ilgili bilgi vermemesi anormaldir. Davutoğlu, Erdoğan’la bu perşembe görüşmedi. Anlaşılan Erdoğan’a telefon bile etmemişler. Cumhurbaşkanı rakip partiden olsa bile bu ülkede başbakanlar Cumhurbaşkanına rutin bilgi verir. Kaldı ki Erdoğan Davutoğlu’nun doğal lideridir. Çok tuhaf. İç krizin varlığı tartışılmaz. Bununla birlikte krizin daha derin olduğunu gösteren çok alametler belirdi.

Erdoğan rotayı değiştiriyor


Kriz derin çünkü Erdoğan daha önemli bir şey söyledi: “Heyet kurulmasına karşıyım.” Yani Erdoğan usulün yanı sıra esasa da karşı çıkıyor. Böylece konu kişisel alınganlık meselesinden öteye geçip ülke için kritik hal alıyor. İzleme Heyeti, hükümetin HDP’ye verdiği sözdür. PKK’nın da tetiğe dokunmamak için ilan ettiği koşuldur. Erdoğan belki oyu düşüyor diye manevra yapıyor. Ancak Erdoğan’ın ajandasında farklı ittifaklar, yeni planların bulunduğu da aşikar.

Erdoğan, olası yeni planının ucunu Harp Akademileri’nde askerlerin önünde “Aldatıldım” diye günah çıkararak gösterdi. Ülkeyi yöneten kişinin ordusuna moral vermesi sıradan iştir. Sıradışı olan ise ordusunu yıllarca eski taşeronu cemaatle birlikte ezim ezim ezen siyasetçinin, askerlere neden ‘bu anda’ sahip çıktığıdır. Kısacası yapılan sıradan, zamanlama ürkütücü.

Kandil’in şefi Cemil Bayık da gelişmelerden şu mesajı almış: “40 yıl süren çatışmayı 40 yıl daha sürdürmek istiyor.” Kafası karışmış. Erdoğan’ın “40 yıl daha çatışılır” restini çekebileceğini düşünüyor.

Cidden Erdoğan bu resti çeker mi?

Çekerse PKK resti görür mü?

Öcalan’ın mektubu Kandil ile soğuk savaşı yatıştırır mı bilemeyiz. Ama şu kesin. AKP’deki iç çatışma baki kalır.

Nevruz ya da Newroz’unuz kutlu olsun.