Cuma'nın lafı Fenerbahçelileri çıldırtır!

Çarşamba, 28 Nisan 2010 - 05:00

Cuma’ya Kalsa (Kanal D) bu akşam da tekrar edileceği için izlenimlerim ışığında belki biraz daha keyifli seyredilir diye düşünüyorum...
Öncelikle önceki akşam rengini açıklayan Cuma benim adamımdır artık. Neden derseniz, fanatik olduğum tek şeye o da sahip, Beşiktaşlılık ruhu...
Evet, Cuma (Haluk Bilginer) önceki akşam Beşiktaşlı olduğunu açıkladı. Fenerbahçelilerin hoşlanmayacağı bir replikle hem de.
Fenerbahçe ile Beşiktaş arasındaki farkı, “Beşiktaş rakip kaleye, Fenerbahçe kendi kalesine gol atar” şeklinde tanımlayan Cuma’nın karşısına lig karnesiyle çıkacaklarına eminim bazılarının. Neyse...
Benim dikkatimi çeken Ümit Erdim’in canlandırdığı kayınbirader karakterinin muhteşem bir Ertem Şener taklidi yapmasıydı... Ertem adına sevindim; maç anlatırken ürettiği her laf artık her yerde. Dizilere konu olabiliyorsan, ölümsüzsündür yani...
Bunu da koyun bir kenara. Ümit kardeş eğer bir gün işsiz kalırsa şansını mutlaka spor spikeri olarak zorlamalı derim. Spor müdürlerine de tavsiyem; bu akşam Ümit’in performansını kaçırmamalarıdır. Hak vereceklerine inanıyorum...

Ezel’in lanetine dikkat!
Bu duruma Ezel’in laneti de diyebiliriz. Sezonun en iddialı dizisini atv’ye kaptıran Show TV’nin o zaman düştüğü durumu görünce hayıflanmıştım hakikaten...
Özenle pişirdiğin yemeğin tadına bakamadan başkaları silip süpürüyordu tencereyi. Böyle bir şeydi yaklaşık olarak yani...
Ama Türk Malı adıyla ortaya konan, etkinliği Ezel kadar olmasa da her hafta izleyicisini yükselten bir dizinin Ezel’in yerini dolduracağını kimse hesap edemezdi. Atv bile...
Önceki akşam arka arkaya iki kez Türk Malı’nın yeni bölümünü yayınlayan Show TV tüm izleyici gruplarında birinci oldu. Ezel’li zamanlarda olduğu gibi...
Buna ah da diyebiliriz, Ezel’in laneti de. Son dönemdeki en iyi performansına rağmen Ezel’in yine kan kaybetmiş olmasının daha az mistik bir açıklaması varsa, söyleyin gelsin!

Et indirimini Star Haber yaptırdı!
Eğer, bugün et fiyatları inecek diye sevinen belli bir kitle varsa (kalanı etin tadını unuttu zaten) bunun için Star Haber’e teşekkür borçludur... Objektif bakalım. Adana’da öğrencilere at eti yedirilmesi skandalıyla başlayan süreci akıllıca takip edip, işi et politikasının saçmalığına kadar getiren tek haber bülteniydi Star Ana Haber...
Her akşam bir et haberi koyup, garibanın “et bulamıyoruz biz, göstermeyin şu görüntüleri” tepkisine rağmen iz süren çalışmasının ekmeğini halk yiyecek artık...
Haber riskli bir iştir. Mutlu sonla biten örneği azdır.
Ama et meselesinde, her gün fiyatların indiğini görmek o riski üstlenenin yüzünü güldürür...
Belki et haberleri verirken muhtemel vejetaryen olduğu halde dikkat çekici bir mutlulukla gülümsemesinin nedeni de budur Uğur Dündar’ın...

Mehmet Aslantuğ kriterlerini açıklasın!
Eğer bu ülkede oyunculuk performansıyla içinizi titreten kim var diye sorarsanız, Mehmet Aslantuğ’u ilk üçe mutlaka koyarım...
Çok uzun zaman önce başladığım hayranlığımı Bir İstanbul Masalı ve Hanımın Çiftliği’yle beşe katlamıştı kendisi. Tebrikler bunun için. Ama... Önceki gün İsmail Cem TV Ödülleri için yaptığı sert eleştiri içimi burktu biraz. Kalabalık jüri içinde ben de bulunduğum için alındım belki, ama fazlası da var... Aslantuğ, ödüllerin gizlilik adına gerekçesiz ve tartışmasız verilmesine şerh düşmüş. Ödül gerekçeleri açıklanmalıydı diyor. O zaman akla şu soru geliyor; dünyanın neresinde verilen ödül için gerekçe gösterenler var?.. Ödüldeki kriterler, jüri olarak oraya toplananların birikimleri ve vicdani eğilimleri bence. Böyle düşününce kendisine verdiğim yüksek oy için hiç de beis duymuyorum ben...
Ama jürinin tamamından bu sonucu bekleyecek kadar hırçınlaşmasını da anlayamıyorum. Bu sektörün en akil adamlarından olan kendisini bile çileden çıkartan daha gerçekçi kriterleri rica ediyorum Aslantuğ’dan; o kadar!

Türk Malı reyting sendromunda...
Türk Malı’nda (Show TV) hayatını yazsa roman değil orman olacak bir ailenin bireylerini hakikaten sırıtarak (henüz kahkahalarla değil) izliyorum...

Ancak, bir iki hafta önce düştüğüm bir notun, bizzat izleyiciden geldiği ve izleyeni rahatsız ettiğini bile bile dikkate alınmaması dizi adına çok da sevimli değil...
Önceki akşam aile içi lanet okumalar uçuştu havada. En az yirmi tane filan bela okundu. Her ne kadar vermesin diye bağlıyorlarsa da, bela ismi üstünde, şık bir şey değildi...
Bunun yanında hakikaten bir orman hayatı sürermiş gibi aile içi şiddeti sempatikleştiren bir hali var dizinin. Bunlardan kurtulacak bir mizah aklının olduğunu biliyorum işin patronu Tayfun Güneyer’de...
Neden Adanalı’daki (atv) gibi ısrar edip duruyor bu itici diyaloglarda. Bak onu bilemiyorum. Recep İvedik’in gişe sendromu olabilir mi acaba izlenen bu politika?