www.posta.com.tr
  • Açılış sayfam yap
  • Üye Girişi
  • Canlı Skor
  • RSS
  • Mobil
  • ALTIN89,2640 %-1,53
  • BIST78958 %0,12
  • EURO2,8815 %-0,38
  • USD2,1700 %-0,30

'Cebimde komik karakterler var'

Küçükken bile taklit yeteneği güldürürmüş insanları. Ceyhun Fersoy gerçekten komik bir tip. 'Çocuklar Duymasın'da Haluk'un damadı Berke, 'Seksenler'de gurbetçi Şahin olarak güldürüyor bizi

07 Temmuz 2012 - 05:00
Yazı Boyutu:

Röportaj: Çağnur Hatipoğlu
cagnurhatipoplu@gmail.com

Yetmiyor, ‘Saha Dışı’ adlı programda da özellikle Erman Toroğlu’nun taklidiyle ilgi çekiyor. Renkli bir oyuncu Ceyhun. O kadar ki cebinde daha bir sürü komik karakter var. Darısı, onların başına...

Bir sezonda iki farklı dizidesin: ‘Çocuklar Duymasın’da Haluk’un damadı Berke, ‘Seksenler’de Almancı Şahin...

Bugünlerde biraz rahatladım. ‘Seksenler’ tatile girdi, ‘Çocuklar Duymasın’ da iki-üç bölüm sonra bitiyor. İkisinin arasına bir de ‘Saha Dışı’ diye bir program sıkıştırdık. Her gün, TRT 1’de yayınlanan bir komedi programı. Avrupa Şampiyonası’na özel hazırlandı, Şoray Uzun ile skeçler yapıyoruz. Eve sadece uyumaya gidiyorum.

Nasıl yetişiyorsun bu tempoya?

Uzun zamandır bu tempoya girmeyi bekliyordum. Hiç pişman değilim.

’Almancı Şahin’ rolü sana nasıl verildi?

Öyle bir rol varmış, bir-iki bölüm girecekmiş. “Bende bir tipleme var ama iki bölüm değil, dizide yatıya kalır” diyerek başladım. Berke’yi düz canlandırıyorum ama Şahin’de şovumu yapıyorum.

Almanca biliyorsun ama değil mi?

Ja, ich weiss (evet, biliyorum). Herkes “Rolünü ne kadar gerçekçi oynuyor. Aynı Almancı” diyorlar. Sonra da kalkıp “Ceyhun Fersoy 15 yıl Almanya’da yaşamış” dendi. Yok böyle birşey. Babam Türk Hava Yolları bilet satış müdürlüğü yaptığı için biz 5 yıl İsviçre’de yaşadık. Gittiğimde 4 yaşındaydım. İsviçre’de Almanca konuşuluyor ama aksanlı...

Fransa’da da yaşamışsın. Farklı ülkeler oyunculukta ufkunu açmıştır.

Evet. 9 yaşımda İsviçre’den döndük, 2 yıl da Fransa’da yaşadık. Bir de zaten çocukluğumdam beri taklit yapma yeteneğim vardır. Keşke lisana da yetenekli olsaydım... İngilizce’yi başaramıyorum bir türlü.

“Yeşil sahada hocadan dayak yemişliğim var”

Yani sen de Beyaz gibi İngilizce’yi öğrenemeyenlerdensin.

Aynen öyle (gülüyor). Bir istatistik varmış: Japonca ve Çince’den sonra en zor dil Fransızca’ymış. İngilizce ise en kolaylar arasında. En zorunu yaptım, kolayını yapamıyorum. Futbolda da öyle. 9 yıl futbol oynadım. En zor golleri atıyor, en kolaylarını kaçırıyordum. Hatta hoca sahaya girip beni dövmüştü.

Yok canım?!!

9 yıl lisanslı futbol oynadım ben. O gün de hocam “Fenerbahçe seni izlemeye gelecek, ona göre” dedi. Maça çıktım. İlk yarıda top ayağıma bir kez geldi, onda da taca attım. Fenerbahçeli yöneticiler “Biz bunu mu izlemeye geldik? Bundan olsa olsa artist olur. Kendini yere atıyor, hakemle tartışıyor” filan demişler. O gün futbol hayatım bitti. Ama oyunculuk hayatım başladı.

Oyunculuk eğitimi aldın mı?

Akademi İstanbul’a girdim, iki gün sonra ayrıldım. TÜRVAK Sinema Okulu’na girdim, bir senelik sürenin sonunda o da bitti. Sonra annem gazetedeki bir ilanı bana gösterdi: Nedim Saban çocuk tiyatrosu yapacakmış, elime darbukamı alıp oyuncu seçimine gittim.

‘Minibüste darbuka şov’


Darbuka ne alaka?

Hemen başa alıyorum kaydı (gülüyor)... İsviçre’den geldik, İstanbul Devlet Konservatuvarı’na perküsyon bölümü için sınava girdim. 7 aşamalı sınavdı, son mülakat sınavında kaldım. Çünkü Türkiye ve Türkçe ile ilgili hiçbirşey bilmiyordum. Ama istedikleri her türlü müzik aletinin sesini çıkarabiliyordum. Yine de almadılar. Ben de küstüm. İçimde kaldığı için de Nedim Saban’ın karşısına darbukamla çıktım. Oraya minibüsle gittim. Darbukam çantada değildi, çalgıcı gibi binmiştim minibüse. Şoför “Madem darbukan var, çalsana” dedi. Minibüste sazlı-sözlü yolculuk yaptık. Nedim Saban beni görünce şaşırdı ve “İnsanda bu kadar özgüven olur. Tamam, alındın” dedi.

Darbukayla aranda manevi bir bağ var, anlaşıldı.

Evet. O yüzden evde 7 tane asma davulum, 7 tane darbukam var.

Eee, sonra ne oldu?

Nedim Saban’la 4 yıl çalıştım. Müjdat Gezen Sanat Merkezi’ne girdim. İkinci sene BKM’nin sınavını kazandım, adres değiştirdim.

Dizi ve sinema oyunculuğu ne zaman başladı?

Çor erken. Fransa’dan döndüğümüz yıl, ben 12 yaşındayken babamın yakın arkadaşı olan Kandemir Konduk ‘Ana Kuzusu’nu çekecekti. Beni istedi, babam da verdi. İlk deneyimim odur. Ama asıl çıkış noktam ‘Çocuklar Duymasın’ oldu.

‘Mahsun Ağabey’e yakalandım’

Bazı komedi oyuncularının aksine gerçek hayatta da komiksin.

Öyleyim gerçekten de. Küçüklüğümde filan, şimdi burada söyleyemeyeceğim müstehcen taklitlerim, hikayelerim bile vardı. Mahsun Kırmızıgül’ün ‘Güneşi Gördüm’ adlı filminde küçük bir rolüm vardı. Sette kendimi değersiz hissettim, kendimi göstermeliydim. Başladım Mahsun Kırmızıgül taklidi yapmaya. O sırada Mahsun Ağabey içeri girdi, “N’apıyon lan sen?” dedi.

Kızdı mı sana?

Yok. “Oğlum, biz seni neden başka rolde oynatmadık? Tüh, Allah kahretsin!” dedi.

Cebinde böyle kaç karakter var?

Kafamda yarattığım 5 karakter cebimdedir. Bunlardan biri gurbetçi Ali Cemhal. ‘Seksenler’ dizisindeki Şahin yani.

Ya diğer tipler?..

Biri eşcinsel modacı Tansu Birkan. Şarkı söylemek, albüm çıkarmak heveslisi. Ajdar tarzında 7-8 şarkısını bile hazırladım. Diğer tiplemem, Trakyalı Hamdi Kayhan. Onu Ata Demirel’in filmi ‘Eyvah Eyvah’ta kullanacaktım ama esmer olduğum için uygun bulunmadı. Bir diğer karakter, yaptığı espriye kendi gülen bir ‘tiki’. Zengin çocuğu. Alt sınıfta gördüğünü hep ezen, şöminede odun yerine para yakan bir tip... Sonuncusu da her türlü acayipliği yapabilecek bir Karadenizli. Bu karakterleri, bir gün patlatmayı hayal ediyorum.

“Param var ama evliliğe yetmez”

Kız arkadaşın var mı Ceyhun?

Evet.

Çocuk gibi görünüyorsun ama 30 yaşındasın. Evlilik ne zaman?

Daha var. Biraz para kazanmam gerek.

Neden? Şimdi kazanamıyor musun?

Aslında maddi durumumuz iyi. Bir arabam var. Ailem Bodrum’da. İstanbul’da tek başıma yaşıyorum. Ama evlenmek için biraz daha kazanmalıyım.

‘Erman Hoca ödümü kopardı’

TRT 1’deki ‘Saha Dışı’ programında yaptığın Erman Toroğlu taklidin çok beğeniliyor. Erman Bey sözünü esirgemez. Acaba taklidini nasıl buldu?

Erman Toroğlu’nun spor programında çalışan bir arkadaşım beni aradı, “Erman Ağabey sana çok kızdı, haberin olsun” dedi. Korktum valla. Geçenlerde telefonum çaldı: Erman Toroğlu... “Alo, alo...” diyor, bende ses yok. Bana “Seni takip ediyorum, taklidimi çok iyi yapıyorsun” dedi. Meğer arkadaş beni korkutmuş, sonra da numaramı Erman Hoca’ya vermiş. Nasıl ürktüğümü bir ben bilirim.

( 30.06.2012 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır )


YORUMLAR

Bu haberle ilgili hiç yorum yapılmamış. ilk yorum yazan siz olun