www.posta.com.tr
  • Açılış sayfam yap
  • Üye Girişi
  • Canlı Skor
  • RSS
  • Mobil
  • ALTIN89,6180 %-0,16
  • BIST82452 %2,02
  • EURO2,8475 %-1,79
  • USD2,3185 %-0,81

Adana'da mideniz de gözünüz de bayram eder

'Umutsuz Ev Kadınları'nda oynayan Evrim Solmaz sizler için kaleme aldı

05 Kasım 2011 - 05:00
Yazı Boyutu:

 Şimdilerde ‘Umutsuz Ev Kadınları’nda mutsuz Zeliş’i canlandıran Evrim Solmaz, daha önce ‘Hanımın Çiftliğinde’ oynuyordu. Güzel oyuncu, ‘Hanımın Çiftliği’nin çekimleri için uzun süre Adana’da kaldı. Haliyle, kenti çok iyi tanıdı. Nerede ne yenir, neresi gezilir, nereye gidilmeli?.. Şimdi deneyimlerini sizlerle paylaşıyor. İşte, Evrim Solmaz’ın kaleminden; Adana...

Hem göze hem mideye hitap eden bir hafta sonu veya bir günlük kafa dinleme tatili düşünenlere Adana’yı gönül rahatlığıyla öneririm. Şimdilerde zamanıdır... İstanbul ve Ankara’dan uçakla 75 dakika sürüyor Adana. Kentin en önemli özelliği, uçaktan indikten sadece 10 dakika sonra merkezde olabilmeniz. Hatta bir gece kalacaksanız, bu sürede otelinize bile girersiniz. Nereden başlamam gerek kenti anlatmaya, bilemiyorum. Önce sabah kahvaltısı...

Seyhan Nehri’nin kıyısı kahvaltı için bence ideal yer. Neredeyse bir karış boyunda ince açılmış hamurla yapılan sıkma (bir çeşit dürüm, peynirlisini öneririm) ve çay, insanı mest ediyor. 4-5 tane sıkma, yanında bardak bardak çay bana mısın demiyor. Ama abartmayın, bunun öğleni var, akşamı var... Ardından, Adana’nın Ziyapaşa Bulvarı’nı bir güzel dolaşmak gerek, bu yürüyüş kısmen yediklerinizi yakar. Öğle yemeği için aynı bulvardaki Bankalar Lokantası’na gidebilirsiniz. Tam 67 yıllık, geleneksel Türk yemekleri yapan bir lokanta. Madem lokantalardan söz açıldı, devam edelim: Öğle ya da akşam yemeğine siz karar verin.

Öncelikle söylemeliyim ki; Adana’ya gidip de kebap yememek, şalgam içmemek, Mısır’a gidince piramitleri ya da Paris’te Eyfel Kulesi’ni görmeden dönmekten beter. Kebap için farklı seçenekler sunabilirim. Metrelik kebap isterseniz, Seyhan Nehri manzaralı Hasan Kolcuoğlu Restoran’ı tek geçerim. Eski Çarşı’daysanız Mesut’un Yeri ya da bir çok yerde şubesi olan Eyvan (burada özellikle kanat ve kaburga mükemmel) beğendiğim yerler. Yok, meyhane tarzına yakınsanız Koca Restoran tam size göre. “Eğlence ve kebap bir arada olsun” diyenler de Kazancılar Çarşısı’ndaki kebapçılardan birini seçecek: Roman müziği, kebap ve rakı... Bu keyfi unutamazsınız.

Balığın tazesi

Adana’da birkaç gün kalacaksanız bir öğünü de balığa ayırmanız gerek. Sahil keyfi yaşayarak kafasını dinlemek isteyenler için Mavi Kumsal birebir. Üstelik orada Antakya mezelerinin de tadına bakabiliyorsunuz. Sahildeki Kayıkhane de manzarası ve lezzetleriyle insanı çekiyor. Ancak burası Çukurova Üniversitesi’ne ait olduğu için, kart sahibi biriyle girme şansınız var.

Ziyapaşa Bulvarı’nı gezerken acıkanlar, tereddüt etmeden kendilerini Dost Balıkçı’ya atabilirler. Bir yıl önce gittiğimde 6 masası vardı, 20’ye çıkardılar, yine yetmiyor. Mersin’den gelen taptaze balıklar burada usta ellerde başka bir lezzete bürünüyor. Bu seçeneklerin ötesinde bir lezzet arayanlar Hilton Oteli’nin restoranı Chiboo’da İtalyan ve Çin mutfağını deneyebilirler. “Hep yemek hep yemek” diyeceksiniz ama Adana söz konusu olduğunda midevi konular özel önem taşıyor.

Gecesi başka güzel

Sonra manzara... Kentin iki kıyısını birbirine bağlayan Taşköprü’nün olduğu Seyhan Nehri harika. Hele bir de geceyse... Çünkü ışıklandırma hoş, Adana gecelerinde gökyüzü ise bir başka güzel. Olur da Adana etrafında konuşlanan çiftliklerde tanıdık birilerini bulursanız, orada kesinlikle bir gece geçirin ve gökyüzüne dalın. Gündoğumu, günbatımı, Ay, yıldızlar ve sonsuz karanlık nasıl olurmuş, görün. Şehirden biraz uzaklaşarak da bu manzarayı yaşabilirsiniz.

Adana gecelerinde biraz da rock, caz, pop müzik dinlemek isteyenlere Süleyman Demirel Bulvarı’ndaki Kazara Bar’ı, Latin müzik eşliğinde dans etmekten hoşlananlara ise Turgut Özal Bulvarı’ndaki Latino Bar’ı öneririm. Adana’da birkaç gün geçirecek olanların, Toroslar’a kesinlikle gitmesi gerek. Uzak da değil, 30 dakikada inanılmaz manzaralara ulaşacaksınız. Oralarda şeker gibi olan dağ köylerini görür, vadilerde gezer, yeşile ve maviye doyar, saatlerin nasıl geçtiğini anlamazsınız...

(29.10.2011 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır.)


YORUMLAR

Bu haberle ilgili hiç yorum yapılmamış. ilk yorum yazan siz olun