www.posta.com.tr
  • Açılış sayfam yap
  • Üye Girişi
  • Canlı Skor
  • RSS
  • Mobil
  • ALTIN87,7680 %-0,14
  • BIST78945 %0,39
  • EURO2,8585 %-0,21
  • USD2,2075 %-0,27

'Birinciliği alınca dünyalar benim oldu'

Öğretmenleri psikoloji okumasını önerir, babası hukuğu seçmesini isterken o işletme eğitimi aldı. Ama asıl istediği, taklit yeteneğini sahnelere taşımaktı

17 Mart 2012 - 05:00
Yazı Boyutu:

Röportaj: Ömer Gören
o.goren.aktuel@gmail.com


‘Yetenek Sizsiniz’ yarışmasına da bunun için girdi. Elemeleri geçerek finale kalırken taklit yeteneği ve samimi davranışlarıyla hepimizin sempatisini kazandı. İzleyicilerin sms oylarıyla birinci seçilen Sefa Doğanay’ı (20) yakından tanımak istiyorsanız bu röportajı okumalısınız.

 Hayranlarına kendinden bahseder misin?

Karadenizli bir ailenin üç çocuğunun en büyüğüyüm. 30 Eylül 1992 yılında Trabzon-Of’da dünyaya gelmişim. Babam müteahhit, annem ev hanımı. Babamın işi nedeniyle 1 yaşımda ailece Samsun’a yerleştik. İlk, orta ve liseyi Samsun’da okudum. Çocukluğum da gençliğim de neşeli, rahat ve güzel bir aile ortamında geçti.

Müthiş taklit yeteneğin çocukluğunda mı ortaya çıktı?

Annemin ifadesiyle 3 yaşımdayken televizyon karşısında taklitler yaparmışım. En çok Seda Sayan’ı taklit edermişim. Sonraları yakın çevremin taklitleri derken bu bende alışkanlık haline geldi. İlkokuldan itibaren de hobim oldu. Herkesin, Allah’ımızın kalemi tarafından yazılan çeşitli yetenekleri olduğuna inanırım. Benimki de bu kalemle yazılan bir yetenek sanırım. Yeteneğimden dolayı, naçizane, arkadaşlarım tarafından aranılan bir insan oldum hep. Ders aralarında veya boş zamanlarımızda arkadaşlarıma taklitler yapardım, beraber gülerdik. Babam ve annemin mizahi yönü de çok kuvvetlidir.

Sana kızan oluyor muydu?

Aksine herkesin çok hoşuna giderdi. Her zaman, iyi bir taklitçi olduğumu, mutlaka konservatuara gitmem gerektiğini söylerlerdi. Ezber kabiliyetimin de olması nedeniyle okulda müsamerelere çıkardım. Ben psikolojik danışman olmak istiyordum ama Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nü kazandım. 2010’da tek başıma İstanbul’a gelerek yurda yerleştim. Mezun olduktan sonra işletmecilik yapar mıyım bilmem. Aslında taklitçiliği de hobi olarak sürdürmeyi düşünüyordum ama hayatın garip sürprizleri oluyor. Sizin hayat için planladıklarınızla, hayatın sizin için planladıkları uymayabiliyor. Bölümümü bitirerek konservatuara girmek, vakti geldiğinde albüm yapmak gibi bir düşüncem de var.

Tarzının bir adı var mı?

Komedi taklitçiliği.

‘Yeteneğimi göstermek için yarışmaya katıldım’

  Yarışmaya katılman nasıl oldu?

Yurtta televizyon seyrediyordum. ‘Yetenek Sizsiniz’ elemelerinin devam ettiğini gördüm, müracaat ettim. Ön elemeleri geçtim. Beni arayacaklarını söylediler, beklemeye başladım. 15 gün sonra aradılar, şaşkınlıktan elimden telefonu düşürecektim... Gaziantep’teki elemelere çağırdılar.

Amacın neydi?

Birinci olmak veya kendimi tanıtmak değildi. Sadece, çocukluktan gelen naçizane bir taklit yeteneğimin olduğunu göstermek ve bu yönde kendimi tatmin etmekti.

Nasıl hazırlandın finallere?

Derslerimi fazla aksatmamaya çalışarak sanat camiasının içindeki ve dışındaki insanları ayna karşısında taklit etmeye çalıştım. Edalarını, mimiklerini, hareketlerini, peruklar takarak tam olarak yansıtmaya çalışıyordum.

Aynalar senin için ne anlam ifade ediyor?

Çocukluğumdan beri aynaların karşısında çok vakit geçiririm. Babam “Aynanın karşısında ne yapıyorsun? Boşuna elektrik yakıyorsun” diye söylenirdi. Saçıma, başıma, kıyafetime çok önem gösterdiğim için aynada kendime bakar, bundan da çok büyük haz alırdım. Aynanın karşısına her geçtiğimde kendimi sahnelerde hayal ederdim.

Elenen arkadaşlar benim için sms attı’

 Yarışma süresince tepki mi aldın, övgü mü?

Çok şükür hiç tepki almadım. Bilakis beni şaşırtan çok güzel övgüler aldım. En çok mutlu olduğum şey de taklidini yaptığım sanatçılardan aldığım övgüler oldu.

Onlarla konuştun mu?

Bir keresinde Sayın Bülent Ersoy ile karşılaştık. Çok yetenekli olduğumu, beni beğendiğini söyledi. Yıldız Tilbe, Seda Sayan ve diğerlerinin ise beni beğendiklerini başkalarından duydum.

  Unutamayacağın bir anın oldu mu?

Enteresan bir şey söyleyeyim: 14 kişi finaldeydik... Elemelerden sonra da sahnede iki yarışmacı kalmıştık. İnanın; elenen 12 arkadaşımın, birinci olayım diye bana sms attıklarına şahit oldum.

  ‘Birinci benim’ dediğin bir an var mıydı?

İnsanın içinden birçok his geçiyor. Ama yarışma içinde her zaman “Birinci olabilirim de olmayabilirim de” dedim.

Adın anons edildiğinde ne hissettin?

Bu duygu kelimelerle anlatılamaz Zaten orada olmanın mutluluğu ayrı bir şey, bir de üstüne birincilik eklenince, dünyalar benim oldu.

  Para ödülünü aldın mı?

Anlaşma gereği henüz almadım.

Nasıl değerlendireceksin?

Kendime ev almak istiyorum.

‘Dizi ve sahne teklifleri geliyor’

 Tanınmak nasıl bir duygu?

Harika! İnsanlar sizi kutluyor, hayranlarınız oluşuyor, fotoğraf çektirmek istiyorlar... Kızların size karşı bakışı bile değişiyor.

  Hiç mi şımarmadın? Arkadaşlarına davranışların falan?..

Hiçbir değişiklik olmadı, olamaz da. Ben yine aynı Sefa’yım.

Teklifler var mı?

Dizi, reklam, yurtiçi ve yurtdışı sahne teklifleri geliyor. Bunları da okulumla orantılı bir şekilde değerlendiriyorum.

‘Çocuklar Duymasın’ dizisinde rol alıyorsun...

Senelerdir televizyonda beğenerek seyrettiğim bir dizide oynamak rüyadan başka şey olamazdı. Dizi başladığında 10 yaşımdaydım. Yıllar sonra bu dizide oynamanın değeri, benim için para ya da başka bir şeyle ölçülemez. Çok mutluyum.

Birçok yarışmanın birincisi piyasada kalamıyor. Sence neden?

O konuda bir fikir yürütemem. Ben biraz da doğru yerde doğru insanla karşılaşmak, kendini bilmek, şans, kader, kısmet, diyorum.

Üzerinde çalıştığın yeni tiplemelerin var mı?

Şu an isimlerini açıklayamayacağım sürpriz birkaç isim var.

Örnek aldığın ya da esinlendiğin sanatçılar var mı?

Alanımla ilgili hazırcevaplığı ve zekası olarak Cem Yılmaz ile Ata Demirer, oyuncu olarak da Haluk Bilginer ve Çetin Tekindor.

'90 kiloydum 74’e indim’

Sevgilin var mı?

O konulara fazla girmeyelim.

Yarışmadan bu yana zayıflamışsın...

Yarışmaya katıldığımda 90 kiloydum, şimdi 74. Çevremdekiler, sahneye çıktığım için zayıflamam gerektiğini söylediler. Bu yüzden yediğime ve içtiğime dikkat ediyorum.

  Kötü alışkanlıkların var mı?

Çok şükür yok.

  Kıskanç veya hırslı mısın?

Kesinlikle değilim. Ne hırsım ne de kıskançlığım var. “O olmasın da hep ben olayım” diye hiçbir düşüncem yoktur. Herkesin kendine göre yetenekleri, bir konuyu işleyiş tarzı var. Allah herkesin yolunu açık etsin. Bunun için de Allahım, gönlüme göre verdi.

( 10.03.2012 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır. )


YORUMLAR

Bu haberle ilgili hiç yorum yapılmamış. ilk yorum yazan siz olun