www.posta.com.tr
  • Açılış sayfam yap
  • Üye Girişi
  • Canlı Skor
  • RSS
  • Mobil
  • ALTIN88,7340 %0,65
  • BIST82157 %0,00
  • EURO2,8706 %-0,03
  • USD2,1448 %-0,03

'Morgda ölü yıkadım'

1970'li yıllarda Türk Sineması'nın 'Yumurcak'ıydı İlker İnanoğlu. Melek yüzlü, iyiliksever, merhametli, sevimli bir yumurcaktı gerçekten de...

28 Ocak 2012 - 05:00
Yazı Boyutu:

ÖMER GÖREN

o.goren@hotmail.com

Söyleşimizde oyuncu Filiz Akın ile yönetmen-yapımcı Türker İnanoğlu’nun oğlu olmanın avantaj ve dezavantajlarını da söyledi, küçücük bir çocukken yurt dışında yatılı okumanın zorluklarını da... Başarısız evlilikleri nedeniyle günah çıkarttı, oğlu ile ilişkisini ifade etti, Amerika’da nasıl ayakta kaldığını anlattı. İlker İnanoğlu’nun Cumartesi Postası’na anlattıklarını ilk kez okumanın tadına varın...

“Kaç yılında, nerede doğdun” diye sorarak başlayalım sohbetimize.

Sinema sanatçısı Filiz Akın ve yapımcı Türker İnanoğlu’nun oğlu olarak İstanbul’da dünyaya geldim. Ama yaşımı sormayın.

Neden?

Çünkü oyuncu yaşını söylemez. Amerika’da eğitim alırken farkına vardım; Orada hiç bir oyuncu yaşını söylemiyor, sorulmuyor da. O oyuncu istediği rolün daha altını veya daha üstünü oynasın diye. Bu normal bir şeydir yani. Beni kim hangi yaşta görüyorsa öyle görsün.

‘Yumurcak’ filmi nasıl doğdu?

O dönemde yurt dışında meşhur çocuk oyuncular vardı. Babam da beni 4 yaşımdayken oyuncu yaptı. Film beklenenin üzerinde bir hasılat rekoru kırdı, böylece ‘Yumurcak’ serisi başlamış oldu. Türkiye’de Altın Portakal alan ilk çocuk ben oldum.

Kıskananlar olmuştur seni.

Film serisi bittikten sonra okula başlamıştım. Sürekli ‘Yumurcak’ filmleri gösteriliyor, bu yüzden büyük havam oluyordu. Ama tabii beni kıskanan çocuklar da vardı.

Annenle babanın ünlü olduklarını ne zaman anladın?

Zamanla idrak ettim. Önce insanların anneme ve babama davranışlarını gördüm. Sonra da bana “Sen kimsin?” soranların cevabımı duyduğunda bakışlarının değiştiğini fark ettim. İşte o zaman “Yaaa, ben kimlerin oğluymuşum” demeye başladım. Yavaş yavaş ilgi ve hayranlığa alıştım. Zaten 12-13 yaşında şaşaalı bir hayat içindesiniz...

Yaşantınız şaşaalı mıydı?

Dışarıdan bakınca öyle görünüyordu. Galalar, yemekler, geziler...

“İki yıl boyunca her gece ağladım”

Yurt dışında okudun. Kaç yaşında ve neden gittin yabancı bir ülkeye?

9 yaşındaydım. O dönem terör olayları ve insan kaçırmalar çok oluyordu. Bu yüzden beni gönderdiler sanırım.

Zor olmadı mı?

Olmaz olur mu? İki yıl her gece ağladım. İsviçre’nin Cenevre şehrindeki yatılı Leman Koleji’nde okuyordum. Arkadaşlarım “Yeter, ağlama artık” diyorlardı.

Ailenle görüşebiliyor muydun?

Nerdeee! Yılda bir. O zaman telefon yok, cep telefonu yok, internet yok... Annem senede bir, babam senede bir, ben senede bir gelip gidiyorduk. Kolay değildi. Gerçekten hiç kolay olmadı benim için. Dil bilmiyorum, anlamıyorum ne dediklerini... Anlayacağınız, meşhur ama yapayalnız bir yumurcak!..

Peki “Anne, baba, beni buradan alın, dayanamıyorum artık” demiyor muydun?

Diyordum ama onlar için orası daha iyi bir gelecek sunacaktı bana. Burada kaçırılma ihtimalim var... Terör olayları var... Onlar da kendi çaplarında haklı. Zaten zamanla okuluma alışmıştım, ağlamıyordum artık.

Biraz gaddarlık değil mi bu?

Ben gaddarlık diyemem. Belki onların yerinde olsam ben de çocuğumun güvenliği için aynı şeyi yapardım. Bunu yargılamak bize düşmez. Hepimiz hayatta bir sürü karar alıyoruz. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu her zaman bilemeyiz. Ailem, daha sonra beni İngiltere’ye yolladı. Orada bir süre okudum, ardından ‘eğitim sistemi daha iyi’ diye Paris’e geçtim. Annem de Paris’te olduğu için yatılı okumadım, annemin yanında kaldım. Yani en mutlu iki senem, anne yanında geçti.

Okul bitince ne yaptın?

Türkiye’ye dönüp babamın yanında çalışmaya başladım. Şirkette her işi yapıyordum. Bu arada ilk evliliğimi Biricik Hanım’la (Şimdi Mazhar Alanson ile evli olan Biricik Suden) yaptım. Evliliğimiz fazla sürmedi. Ayrılınca oyunculuk mastırım için Amerika- Los Angeles’a gittim. 21 yaşındaydım, akşamları restoranda garsonluk yapıyor, gündüzleri morgda ölü yıkıyordum. Bu, bana ayaklarımın üzerinde durmayı öğretti. Oyunculuk okulunu birincilikle bitirdim.


YORUMLAR

Bu haberle ilgili hiç yorum yapılmamış. ilk yorum yazan siz olun